Uysal: “ Kişilerin kendilerine ait alanı olması gerekiyor”

Tarih: 4 Mart 2021 Perşembe 15:51

Uzman Psikolog Büşra Uysal, pandemide bireyler kadar çiftlerin de sıkıntılar yaşadığını belirterek, çiftlere önerilerde bulundu. Her ne kadar çift olunsa da herkesin kendine ait bir alanı olması gerektiğine dikkat çeken Uysal, “Hepimiz farklı kişiliklerdeyiz, farklı yapılardayız. Ne kadar çift de olsak aslında kendimize ait bir alanımızın da olması gerekiyor “ dedi.

Haber- Gizem Konucu

Uzman Psikolog Büşra Uysal pandemi döneminde yetişkinlerin ve çiftlerin yaşadığı sorunlar ve pandeminin insanlar üzerindeki etkisi ile ilgili gazetemize açıklamalarda bulundu. Uysal, çiftlerin pandemide birbirlerini tanımaları açısından etkin olduğunu söylerken, bu kadar sık vakit geçirmenin ise olumsuz sonuçlara neden oluşturduğunu belirtti.  Bilkent Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nden mezun olan Uzman Psikolog Büşra Uysal, şu anda İstanbul’da bir özel üniversitede endüstri psikolojisi üzerine yüksek lisans yapıyor. Yetişkin ve çiftler üzerine danışan aldığını belirten Uysal, pandemiden dolayı danışmalarını online olarak yapmak zorunda kaldıklarını ama 2-3 aydır yüz yüze pandemi kurallarına uymak şartıyla danışan almaya başladıklarını dile getirdi.

 

“PANDEMİDE İNSANLAR BİRBİRİNİ TANIMAYA BAŞLADI”

Pandeminin hem bireysel olarak hem çift olarak insanları etkilediğini ve bunun hem olumlu hem olumsuz sonuçlar doğurduğunu söyleyen Uysal, bireylerin ilk defa bu kadar çok birlikte vakit geçirdiklerini ve birbirlerini gerçek anlamda tanımaya başladıklarını belirtti. Uysal, “Aynı evin içinde çok fazla vakit geçirmeye başladılar. Doğal olarak insanlar birbirlerini tanımaya başladılar ve buna ek olarak tahammülsüzlük de başladı. Bu sadece çiftler için değil ailesi ile yaşayan çoğu insan için de geçerli” dedi. Bu sürecin herkes için yeni ve herkesin zorlandığı bir süreç olduğunu da sözlerine ekleyen Uysal, “İnsanlar evden çalışmaya başladılar. İş hayatı, ev hayatı, sosyal hayat birleşmeye başladı. Normalde çiftler arasında bir tartışma olduğunda sabah uyanıp işe gidiyordu ve birbirlerini görmüyorlardı. O sırada biraz nabız düşüyordu. Tolerans artıyor, eğrisini doğrusunu düşünmeye başlıyorlardı. Akşam eve dönüldüğünde daha sağlıklı bir konuşma olabiliyordu. Ama şu anda herkes evde ve içe. Atlatma dediğimiz o nabız düşürme sürecini de birlikte yaşamaya başladılar. Bu sefer o nabız düşmüyor, çünkü insanlar aynı evin içinde sürekli birbirlerine laf atmaya başladılar” ifadelerini kullandı.

 

“BİZ KÖPRÜYÜ NASIL KURACAKLARINI ÖĞRETİYORUZ”

Uysal insanların sosyal varlıklar olduğunu ve bundan kaynaklı sürekli konuşma ihtiyacı duyduklarını da dile getirerek bunun sonucunda sorunlar yaşandığına değindi. Uysal, “Konuştuğumuz insan da tartıştığımız insan da aynı olunca daha fazla çıkmaza giriyoruz. Kötü etkilediği gibi iyi tarafları da oldu. Vakit geçirmeye başladık. Önceden bu kadar vakit geçirmiyorduk. Aslında birbirimizden öğrendiğimiz şeyler de oldu. Birlikte yeni hobiler öğrenmeye başladık, kendimizi keşfetmeye başladık. Neyi sevip neyi sevmediğimizi öğrenmeye başladık. Aslında güzel bir öğrenme süreci de oldu” dedi. Uysal çift terapileri hakkında da bilgilendirmede bulundu. Çift terapilerinde karar verme merciinin kendileri olmadığını bireylere daha çok yol gösterici taraf olduklarını söyleyen Uysal, “Bize gelen danışanlar şunu söylüyor; ‘Koronadan sonra sıkıntı yaşamaya başladık, boşanmak istiyoruz.’ Biz de onlara bu kararı verecek kişinin biz olmadığını belirtiyoruz. Onlara sorunları çözme aşamasında nasıl iletişim kuracaklarını, o köprüyü nasıl kuracaklarını öğretiyoruz” ifadelerini kullandı. Pandemi ile birlikte çiftlerin birbirine karşı sabrının da kalmadığını sözlerine ekleyen Uysal, “İlişkide sadece duygusal taraf da yok. Maddi manevi birlikte hareket ediyoruz. Ekonomi sıkıntıya girince insanlar daha çok tartışmaya başladı. Daha fazla etkiliyor. İşsizlik oranı artmaya başladı, işsizlik artınca biz ne yapacağız, bu ev nasıl geçinecek derdi etkili oldu. Evli çiftlerde ekonominin çok büyük etkisi var. Çünkü sadece manevi değil maddi olarak da birbirimize bağlıyız” dedi.

 

“KENDİMİZİN NEYİ SEVDİĞİNİ KEŞFETMEMİZ GEREKİYOR”

Uysal, çiftlere pandemi süreci ile ilgili önerilerde bulundu. Her ne kadar çift olunsa da herkesin kendine ait bir alanı olmasına gerektiğine dikkat çeken Uysal, “Hepimiz farklı kişiliklerdeyiz, farklı yapılardayız. Ne kadar çift de olsak aslında kendimize ait bir alanımızın da olması gerekiyor. Aynı evin içindeyiz ama farklı hareket etmemiz gerekiyor. Kitap okuyabiliriz, spor yapabiliriz. Spor aynı zamanda mutluluk hormonu sağladığı için hem kendimize bakıyoruz hem de birlikte yapmamızı gerektiren bir şey değil. Hiç yapmayan insan bile artık pandemiden dolayı yapmaya başladı zaten. Farklı aktiviteler yapmayı öğrenmemiz gerekiyor. Kendimizin neyi sevdiğini keşfetmemiz gerekiyor. Bu da bahsettiğimiz gibi yeni hobiler olabilir. Sadece çıkıp yaptığımız yürüyüş bile iyi gelebilir. Kendimize o alanı tanımamız lazım çünkü o alanı tanımadığımız zaman odağımız tamamen karşı taraf oluyor ve sürekli düşünüp didiklemeye başlıyoruz. Sürekli düşündüğümüz için de doğru, yanlış kavramı ortadan kalkmaya başlıyor bir süre sonra” şeklinde konuştu.

 

“ALDATMALARA HOŞGÖRÜ OLUŞMAYA BAŞLADI”

Pandeminin aldatma oranlarında bir artışa sebep olduğuna değinen Uysal, bu durumun yine evde çok fazla vakit geçirmekle alakalı olduğunu söyledi. Uysal, “Çok fazla görüyoruz, çok fazla vakit geçiriyoruz, sonra tartışmalar artınca da dışarıya yönelmeye başladık. Aldatma çok fazla ama ilginç olan çiftlerin aldatmaya hoşgörülü bakmaya başlaması. Çift terapilerinde şu şekilde ilerliyoruz; çifti ilk seans birlikte alıyorum, ikinci seansta da ayrı ayrı alıyorum. Bunu yaparken de çiftlere şunu belirtiyorum, ‘Aramızda bir sır olmayacak.’ Çiftlerin birbirinden sakladığı herhangi bir şey olursa biz bir yol kat edemeyiz o yüzden ben bireysel aldığımda da sırları dinlemek için değil sizleri tanımak için alıyorum diye belirtiyorum. Bana diyorlar ki; ‘Hiç sıkıntı değil, ben onu aldattım o da beni aldatmıştı ve biz devam etmeye karar verdik.’ Artık durum buraya gelmeye başladı. Önceden bireysel seanslara girdiğimde aldattım ama nasıl söyleyeceğimi de bilmiyorum deniliyordu. Biraz daha korku vardı ama bu kalkmış” dedi.

 

“ÜCRETSİZ DESTEKLERİMİZ OLUYOR”

Uysal, kadınlara yönelik artan şiddet ile ilgili de açıklamalarda bulundu. Şiddetin daha önce de olduğunu ama insanların bu kadar fazla görmediğini, sosyal medyanın etkisiyle bu şiddete daha çok tanık olunduğunu dile getiren Uysal, “Kadınların sesi çıkmıyordu artık kadınların sesi çıkmaya başladı. Bu çok güzel bir şey. Ekonomik durum da çok etkili, kadınlar kendi ayaklarının üzerinde durmaya başladı. Kurumlar da aslında kadına değer vermeye başladı. Çünkü kadın bir yere kadar ilerleyebiliyordu sonrasında hep erkeklerin önü açılıyordu. Bu da bizim toplumumuzda genelde sessiz kalınan bir durumdu. Ama artık bu konuşulmaya başladı. Kadınların önü de açılmaya başladı. Kadına şiddeti gördüğümüz için daha fazla sesimiz çıkmaya başladı. Bu tek taraflı bir durum da değil aslında. Kadına destek veren erkekler de artmaya başladı. Bu hemcinslerimiz açısında da önemli. Görünürlüğün arttırılıyor olması güzel bir şey. Bu konuyla ilgili bizim de desteğimiz sürüyor. Ücretsiz online psikolog adında bir sitemiz var. Desteğe çok ihtiyacı olan insanlara ücretsiz terapiler, destekler veriyoruz. Özellikle şiddete uğrayanlar, travma yaşayan, travma sonrası stres yaşayanlarda destek olmaya çalışıyoruz” şeklinde konuştu.

 

“İNTİHAR ETME DÜŞÜNCESİNDE ARTIŞ OLDU”

Bireylerin, özellikle genç yetişkinlerin intihar düşüncesinde bir artış olduğuna dikkat çeken Uysal, “İnsanlar çıkmaza girdiğinde ve önlerine bir hedef, bir umut olmadığı zaman bu düşünceye çok daha fazla kapılıyorlar. Hatta bir çalışma vardı. Kuzey Avrupa’da intihar düşüncesi de oranı da çok fazlaymış. Refah seviyesi çok yüksek insanların bir amacı kalmadığı için bir beklentim yok, bir amacım yok diyip intihara çok fazla yöneliyorlarmış. Bizim tarafımıza baktığımız önceden de vardı evet ama koronadan sonra insanlar hem ekonomik kaygı, hem önlerinde bir hedef olmaması, özellikle genç yetişkinlerde okullara gidememe gibi sebeplerden bu düşünceye yöneliyorlar. İntihar etme oranıyla düşünme oranında ciddi bir fark var. Bu düşünceden çıkamayınca da soluğu terapi odasında alıyor” ifadelerini kullandı. Uysal son olarak ekranlarda sıkça görmeye başladığımız terapi odaklı dizilerin iyi ve kötü yanlarının olduğunu belirterek, “Diziler bir yandan güzel etkiliyor, insanlar terapiyi öğrenmeye başladı. En azından bunun normal olduğu görülmeye başlandı ama bir taraftan da moralimiz bozulmaya başladı. Daha çok takılmaya başladık, daha fazla kendimizi irdelemeye başladık. Toplum olarak belki de ilk defa bu kadar gündemimizde terapiler. Ama bu diziler insanlarda şu algıya da sebep oluyor, ‘Çok patolojik bir durum olmadan terapiye gidilmez.’ Aslında öyle bir şey de yok. Kendimizi iyi hissetmediğimizde, bahsettiğim şu değil arkadaşımızla konuşup halledebileceğimiz şeyler dışında hayatımızın o rutinini etkileyen, ayağımıza takılan o sıkıntılar olduğunda terapiye başlamamız gerekli” diyerek konuşmasını sonlandırdı.

 

 


Etiket: uzmanpsikolog, büşrauysal, çiftterapisi, bireyselterapi


Yorum Ekle comment Yorumlar (0)

 
 
  SOSYAL MEDYA
 
 
  GAZETEMİZ
 
 
  BASIN İLAN
 
 
  HAVA DURUMU
 
 
  FACEBOOK
 

 
 
 


 

Hakimiyet Gazetesi Mersin | Siteden yararlanırken yayın politikamızı okumanızı tavsiye ederiz. mersinhakimiyet.net © Copyright 2021 Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kopyalanamaz, kullanılamaz. Hakimiyet Gazetesi basın ve yayın meslek ilkelerine uyar.

URA MEDYA