image Gizem Konucu
Hoşça kal 2020!

Yazı Tarihi : 27.12.2020
 E-Mail : gizemkonucu@gmail.com

 

Yeni yıl yeni umutlar, yeni hayaller demekti bundan tam bir sene öncesine kadar. Çoğu insanın içinde az da olsa bir umut barınıyordu yeni yıla karşı. Biraz olsun heves vardı belki de…

31 Aralık 2019 günü, 10’dan geriye doğru saydıktan sonra sevdiklerimize sarılabilmenin bile ne kadar büyük bir özgürlük olduğunu anlamamıza sebep oldu 2020. Hepimiz 2020 yılını suçladık, “Bit artık 2020” diyerek koca bir seneyi geçirdik ama senenin hiçbir suçu yoktu. Sırf bazı sayıların yan yana gelmesiyle oluşan bir yılın bizim hayatımızı mahvetmesinin nasıl bir sebebi olabilirdi ki zaten?

“Yeni yıl coşkusu” … Söylemesi bile mutluluk veren bu kelimelerin artık çoğumuzda hiçbir anlam ifade edememesi ne kadar acı verici. Sahi çok değil bir sene öncesine gittiğinizde hayatınız nasıldı diye düşünmeden edemiyoruz değil mi? Ne dertlerimiz varmış da aslında dert bile denilmezmiş bunlara. 
Her şeyden sıkılıyorduk tam bir sene öncesine kadar. İş çıkışı arkadaşlarla kahve içmekten, okula gitmekten, işe gitmekten hatta markete gitmek bile zor geliyordu çoğu zaman hepimize. 

Aslında varlığına şükretmemiz gereken çoğu şeyi elimizden aldı son bir sene. Hayatımıza giren korona virüs salgını kimimizin işini kimimizin sevdiğini aldı götürdü bizden. 2020’ye girerken dilediğimiz o bütün dilekler uçtu gitti. Geriye sadece “sağlık” kaldı. Son yılların en büyük felaketiydi korona virüs. Çin’de bir kişi ile başlayıp bir seneyi geçkin süredir hayatımızda olan, tam aşı bulundu biraz etkisi azalır diye düşünürken mutasyona uğrayan bir felaketti bizim için. Şimdiye kadar tüm dünyada 65 milyondan fazla kişi korona virüse yakalanırken, 1,5 milyondan fazla insan da hayatını kaybetti. 2020’nin sonlarına doğru biteceğini düşündüğümüz bu virüs etkisini kaybetmeden hayatımızı zehir etmeye devam ediyor. 

Dedik ya felaketler yılı 2020 diye. Bir senenin ne kadar uzun olduğunu da gördük böylelikle…
Avustralya orman yangınları ile başladık seneye. 2,25 milyar hayvanın öldüğü, 8 milyon hektarlık ormanın yok olduğu bir yangın. 

Elazığ’da deprem oldu, 6,5 büyüklüğünde. Elazığ, Malatya ve neredeyse tüm Doğa Anadolu bölgesi etkilendi bu depremden. 41 vatandaşımız hayatını kaybetti. Bin 466 vatandaşımız ise yaralandı. Depremin izleri hala devam ediyor. 

Endonezya’da mason yağmurları yüzünden sel oluştu, heyelan meydana geldi. Sel sebebiyle 200 bin kişi evlerini terk etmek zorunda kalırken 53 kişi ise yaşamını yitirdi. Bu sel felaketi ise son 13 yılın en büyük sel felaketi olarak kayıtlara geçti. 

Van’da çığ felaketi meydana geldi. Karayolunda bir minibüsün üzerine çığ düştü. Arama kurtarma ekipleri minibüsteki kişileri kurtarmak için olay yerine gittiğinde ikinci çığ meydana geldi. İkinci çığ yüzünden 11 asker , 9 korucu, 2 itfaiye erinin de aralarında bulunduğu 41 kişi hayatını kaybetti. 

Sabiha Gökçen Havalimanı’na inerken pistten çıkan uçak felaketi de 2020 yılı içerisinde yer alıyor. 177 yolcunun ve 6 mürettebatın olduğu uçak pisten çıkarak üçe bölündü. Bu kaza sonucunda 180 kişi yaralanırken, 3 kişi ise hayatını kaybetti. 

Bir başka 2020 felaketi “Çekirge İstilası” Afrika’da başlayan bu istila son 70 yılın en büyük istilası olarak kayıtlara geçti. Çiftçiler çekirge istilası yüzünden ürün yetiştirmekte zorlandı. 

Hendek ilçesinde meydana gelen havai fişek fabrikasında patlama meydana geldi. Patlama sonucunda 7 işçi yaşamını yitirirken, onlarca işçi yaralandı.

Beyrut Limanı’nda 2 bin 750 ton amonyum nitratın patlamasına şahit olduk hep birlikte. Koca liman saliseler içinde yok oldu. Patlama sonucunda 182 kişi hayatını kaybederken, 6 binden fazla kişi de yaralandı. 
Ağustos ayına geldiğimizde ise yine bir sel felaketi ile karşı karşıya kaldık. Giresun’da meydana gelen selde 7 kişi yaşamını yitirirken, 127 kişi bu selden sağ kurtarıldı. 

Felaketler yılı olur da kum fırtınası olmaz mı? Elbette ki bunu da yaşamazsak olmazdı. Eylül’de Ankara’da meydana gelen kum fırtınasıyla birlikte havada uçuşan nesnelerin çarpmasıyla 6 kişi yaralandı. Evet bunu da yaşadık son bir sene içerisinde. 

Ekim ayında ise yine bir yangın karşıladı bizi. Onlarca can gitti, ormanlar yok oldu. Hatay’ın Belen ilçesinde başlayan sonrasında Arsuz ve İskenderun’a da sıçrayan bu yangın “ateşin çocukları inisiyatifi” tarafından çıkarıldığı iddia edilse de sonuca bakıldığında koca bir yaşam alanı yok oldu. 

Ve en büyük felaketlerden biri İzmir’de meydana gelen 6,9 büyüklüğünde deprem olsa gerek. Hep birlikte bir umut bekledik enkaz altından çıkarılmasını insanların. Gözümüzün önünde canlı yayında çıkarıldı iki güzel çocuk. Ama yitip giden onca hayat, onca hayal vardı. 114 vatandaşımız yaşamını yitirdi bu depremde, bin vatandaşımız ise yaralandı. Onlarca ev yıkıldı, yıkılmaya devam ediyor. Ve biz sadece uzaktan seyredebildik hepsiniz. Tüm bu felaketleri. 

Bunlar sadece aklımıza gelen en büyük felaketlerden bazıları. Unuttuğumuz, “Bu da mı 2020’de oldu?” dediğimiz neler yaşadık kim bilir? Öldürülen kadınları, tacize uğrayan çocuklar, yok olan hayatlar… 

Sadece 2020’nin suçu değil ya bunlar. Hatta 2020’nin hiç suçu yok. Çoğu bizim suçumuz. 

Şimdi gel gelelim yeni yıldan beklentimize. Araba, ev, aşk, iş? Hayır. Yalnızca çok basit olan eylerime geri dönebilmek, sağlıklı bir yaşam sürebilmek ve felaketlerden uzak bir sene geçirebilmek. 

 


  YORUM YAZ
 
Adınız Soyadınız
 
Yorumunuz
 
 
 
  SOSYAL MEDYA
 
 
  GAZETEMİZ
 
 
 
  BASIN İLAN
 
 
  HAVA DURUMU
 
 
  FACEBOOK
 

 
 
 


 

Hakimiyet Gazetesi Mersin | Siteden yararlanırken yayın politikamızı okumanızı tavsiye ederiz. mersinhakimiyet.net © Copyright 2021 Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kopyalanamaz, kullanılamaz. Hakimiyet Gazetesi basın ve yayın meslek ilkelerine uyar.

URA MEDYA