Mersin’de sağanak yağışa rağmen meydanlara inen emekliler, "Geçinemiyoruz, barınamıyoruz" diyerek isyan etti. 2021 Tüm Emekliler Sendikası, en düşük emekli aylığının 39 bin TL’ye çıkarılmasını ve mülksüzleştirme tuzağı olarak gördükleri yeni emeklilik sisteminden vazgeçilmesini talep ederek hükümete seslendi: "Sadaka değil, hakkımızı istiyoruz!"
NECDET TAŞ
Mersin’de geçim sıkıntısına karşı stant çalışmalarını ve eylemlerini sürdüren emekliler, bu sefer Yenişehir ilçesinde seslerini duyurdu. Sağanak yağışa rağmen eyleme katılan emekliler barınamadıklarını ve sağlıklı beslenemediklerinden yakındı. Burada bir konuşma yapan 2021 Tüm Emekliler Sendikası Mersin Şube Başkanı Hüseyin Kurt, “Emekliler geçinemiyor, barınamıyor, sağlıklı beslenemiyor. Emekliler yalvarmıyor, ağlamıyor, sadaka istemiyor. Emekliler ülkemizin bugün ulaşmış olduğu toplam zenginliğe yaptıkları katkıların hakça paylaşılmadığını görüyor ve hem tek tek hem de topluca, örgütlü olarak itiraz ediyor. Bu itirazın gücünü başta iktidar, toplumun her katı, her kurumu, her siyasi partisi derinden hissetti. Meydanların sesi Meclise de ulaştı. Meydanların ve Meclis’in dayanışması artarak sürmeli, emeklilerin insanca yaşam talebi tez zamanda gerçekleşmelidir. AKP iktidarı da ekonomik kırıma uğrattığı emekliler arasındaki desteğinin her gün kar gibi eridiğinin farkında. Bu yüzden emekliler arasındaki desteğini artırabilmek için gerçek çözümler yerine hayal satmaya çalışıyor” ifadelerini kullandı.
“BÜTÇE EMEKLİYE GELİNCE Mİ YETMEZ OLUYOR?”
“Yıllardır uğraştıkları ama başarılı olamadıkları BES Bireysel Emeklilik Sistemi yerine 2026 yılında TES Tamamlayıcı Emeklilik Sistemini devreye almayı planlıyorlar. Çalışandan ve işverenden belli oranda kesinti yapılacak üstüne de devlet katkısı olacakmış. Bu kesintiler bir fonda birikip devlet gözetiminde işletilecek ve emekliye ek gelir sağlayacakmış. Tam Nasrettin Hoca’nın tarlanın kenarına diken ekip koyunların yününün dikene takılmasını umması, biriken yünleri toplayıp satarak borç ödemesi gibi. Emeklilerimiz bugüne kadar fonların nasıl kötüye kullanıldığının, holdinglere destek olarak aktarıldığının ve iktidarların seçim yatırımları olarak istismar edildiğini bilirler” şeklinde konuşan Kurt, “İşsizlik fonunun bile işsizlerden daha çok patronlar için kullanıldığı herkesin malumudur. Bunlar neo-liberal ekonomi denilen, özelleştirme, borç faiz döviz borsa ekonomisi akılları. İktidar, bugünkü yoksulluğumuza yol açan bu emekçi karşıtı sistemin yoksulluğumuza çare üreteceğine inanmamızı umuyor. Bize hayal satmaya çalışıyor, bu sistem emekliliği sosyal güvenlikten koparır, serbest piyasanın altta kalanın canı çıksın anlayışına savurur. Bu hayalleri satarken, kendilerince makul gerekçeler öne sürdüklerini varsayıyorlar bir yandan. Böyle giderse, SGK’nın batacağından, emekli aylıklarını ödeyemez duruma geleceğinden söz ediyorlar. Kimi, EYT’lilerin büyük yük oluşturduğunu söyleyip, onlara hakaret etme cüreti gösteriyor, bir diğeri emeklilerin çok yaşadığından dem vuruyor, ötedeki aktif pasif oranının bozulduğunu, emeklilik sisteminin taşınamaz bir yük hâline geldiğini arsızca iddia ediyor. SGK’nın bakkal dükkânı veya bir şirket gibi batacağını ileri sürmek, bu yolla emeklileri korkuya sevk etmek, bilinçsizlik değilse emekçileri hak aramaktan uzak tutmak isteyen kurnazlıktır. Devlet var olduğu sürece SGK batmaz, sorun bütçenin nasıl pay edileceğinin belirleyen iradenin yani iktidarın tercihi sorunudur. İç ve dış tefeci faizine, saray şatafatlarına, holdinglere destek aktarımına yeten bütçe emekliye gelince mi yetmez oluyor?” diye sordu.
“İKTİDAR HAYAL SATIYOR”
İktidarın, hayal satışında sınır tanımadığını, emeklilik sisteminde köklü değişiklik hazırlığında olduğunu duyurup nabız yokladığını savunan Kurt, açıklamasını şöyle sürdürdü: “Neymiş köklü değişiklik? Bundan sonra aylık esasına göre değil, hane gelirine göre ihtiyaç odaklı gelir bağlanması sistemine geçiş çalışması yapıyorlarmış. İlk bakışta emeklilerin yararına gibi görünen bu anlatı da başka bir tuzak barındırıyor. Emekliliği sosyal hak olmaktan çıkarıp, bu muhtaçlığa göre yardım sistemine geçiştir. Kabul etmiyoruz. Tekrar ediyoruz, emekli, gariban, biçare, dilsiz, ne verilirse ona razı olacak zavallı değildir. O demiri büktü, çeliği eritti, fabrikalar, çiftlikler kurdu. Karada denizde ve gökyüzünde var olan her şey onun el emeği göz nurudur, beyninin ışığıdır. Siz şimdi bu emekliden aldıklarınızın üzerine oturup onu yek ekmeğe muhtaç duruma getiremezsiniz. Hem böyle bir hakkınız yok, hem de biz buna izin vermeyeceğiz. Emeklilik sisteminde yeni yol aramanıza gerek yok. Eski yol bize yeter, sadece siz iktidara geldikten sonra aleyhimize yaptığınız değişiklikleri iptal edin, eskiye dönün, ’başka ihsan istemez’. Yani sizden önceki iktidarların emeklilik yaşını kademeli olarak yükselten uygulamalarını düzeltin demiyoruz. Siz sadece 2008 yılında düşürdüğünüz Aylık Bağlama Oranını yeniden yüzde 70’e çıkarın yeter diyoruz. Derhal yasal düzenleme düzenleme yapılarak Emekli sendikalarının toplu sözleşme yapma hakkı tanınmalıdır. Bizler yarına sabredecek hâli kalmayanlarız. Derhal dul ve yetimlerimiz ile 65 yaş üstü güvencesiz vatandaşlarımızın gelirini açlık sınırı üzerine çıkarın. En düşük emekli aylığını 39 bin TL'ye yükseltin. Memur emeklilerine ödemediğiniz seyyanen zamları derhal ödeyin. Tüm emeklilere hak kayıplarına göre orantısal zam yapın. Önümüzde Ramazan ayı ve bayramı var. Bizler harçlık istemiyoruz. Tüm emeklilere birer aylık tutarında ve yılda dört kez olan ikramiye istiyoruz. Kirada oturan tüm emeklilere kira yardımı istiyoruz. Bizler kimseden sadaka istemiyoruz. Sabredecek halimiz, dayanacak takatımız kalmadı. Hak edişimizi istiyoruz. Alana kadar da sokaklardan ayrılmayacağız.”
|