Mersin’de posta ve haberleşmenin tarihi




Tarih: 27 Mart 2026 Cuma 17:56

MERVE KANKAN

Mersin Kent Belleği Ofisi söyleşilerine konuk olan Aydın Sevim, Mersin’in bir Türkmen köyünden modern bir kente dönüşüm sürecini; posta, telgraf ve deniz yolu taşımacılığının kritik rolü üzerinden anlattı.

Mersin Kent Belleği Ofisi söyleşilerinin konuğu olan Aydın Sevim, Mersin’in tarihsel gelişimini posta, telgraf ve haberleşme sistemlerini anlattı. Konuşmasına Mersin’in erken dönemine değinerek başlayan Sevim, “İlk olarak Evliya Çelebi’nin 1671 yılında Mersin’de olduğunu söylediği bir seyahatnamesi var. Orada küçük bir Türkmen köyü olarak Mersin’den bahsediyor. Ama ondan sonra çok fazla bilgi bulamazsınız. Yani uzun bir süre boyunca Mersin çok fazla kaynaklarda geçmez. Daha sonra bir İngiliz kaptan, KaptanBeaufortdediğimiz kişi, 1817 yılında bir harita gösteriyor. Bu haritada Mersin’de birkaç köyden oluşan bir yerleşim olduğunu görüyoruz. Daha sonra 1841 yılında köy olarak geçiyor. 1847’de nahiye oluyor. 1862’de bucak oluyor. 1864’te kaza oluyor. 1888’de de sancak oluyor. Yani Mersin’in gitgide geliştiğini bu idari değişimlerden net şekilde görebiliyoruz” ifadelerini kullandı.

“POSTA VE TELGRAF MERSİN’İN GELİŞİMİNDE ÇOK KRİTİK”

Sevim, Osmanlı döneminde haberleşme sistemlerinin önemini şöyle anlattı: “Şimdi dediğim gibi Mersin 1817’de haritalarda yer alıyor. Daha sonra İbrahim Paşa döneminde bir işgal süreci geçiriyor. Bu süreç 1840’lara kadar devam ediyor. 1868’de Adana-Tarsus telgraf hattı döşeniyor. 1870 yılında Mersin’de Posta Hane-i Mersin açılıyor. İlk Mersin postanesi bu tarihte kuruluyor.1873 yılında da Mersin’de Posta ve Telgraf İdaresi kuruluyor. Bu çok önemli. Çünkü artık burada kurumsal bir haberleşme sistemi oluşuyor.”Osmanlı döneminde yabancı posta teşkilatlarının varlığına dikkat çeken Sevim:“1840’lardan 1863’e kadar posta haberleşmesinde genelde Osmanlı mühürleri kullanılıyordu. Siyah mühürler vardı. Üzerinde ‘Posta Hanesi Mersin’ yazan mühürler var. 1880’li tarihler açıkça görülüyor. Daha sonra Avusturya postası geliyor, 1854 civarında. Rusya postaları 1863’te geliyor. En son da Mısır postası var ama o çok uzun kalmıyor. Bunların hepsi 1914 yılına kadar Mersin’de faaliyetlerine devam ediyor. Yani Mersin’de uzun süre yabancı posta teşkilatları hizmet veriyor.”

“GEMİ POSTALARI ÇOK ÖNEMLİ BİR ROL OYNADI”

Deniz yoluyla yapılan posta taşımacılığına değinen Sevim:“MesajeriMaritim dediğimiz Fransız şirketi burada hem bir iskele kuruyor hem de gemi postalarıyla taşımacılık yapıyor. Mersin’de küçük vapur işletmeleri de aslında posta taşımacılığına dahil oluyor. Osmanlı’nın kara posta hatlarında sıkıntılar var. Evraklar zamanında ulaşmıyor. Bu nedenle gemiler devreye giriyor.Bugün bile biz acentalarda ‘kaptan çantası’ deriz. Kıymetli evrakları kaptana teslim ederiz. Bu sistem o dönemlerden geliyor. Yani posta gemilerle taşınıyor.”Savaş döneminde haberleşmenin değiştiğini belirten Sevim: O yıllar zaten karışık yıllar. Balkan Savaşı, Rus Savaşı, İngilizlerle olan süreçler… Bu sefer Osmanlı sahra postalarını kuruyor. 1914 ile 1918 arasında sahra postaları aktif olarak kullanılıyor. Özellikle askerlerle iletişim kurmak için bu sistem çok önemli.”

“İŞGAL DÖNEMİNDE İLK HEDEF HABERLEŞMEYDİ”

Demiryollarının etkisini şu sözlerle anlattı: “Osmanlı demiryollarına geçiyoruz. Bağdat ve Hicaz demiryolu projeleri var. 1900’de başlanıyor, 1908’de hizmete giriyor. Bu demiryolları ile birlikte posta taşımacılığı da trenlerle yapılmaya başlanıyor. Ambulant dediğimiz seyyar posta sistemleri ortaya çıkıyor.”Fransız işgali dönemine değinen Sevim: “İşgal başladıktan sonra Fransızlar ilk olarak posta şubelerini, telgraf hatlarını ve ulaşım sistemlerini kontrol altına almaya çalışıyor. Kendi posta şubelerini açıyorlar. Kendi pullarını basıyorlar. Osmanlı pullarının üzerine sürşarj yapıyorlar. TEO ve OMF dediğimiz baskılar var. TEO düşman işgali altındaki topraklar demek. OMF ise Fransız askeri yönetimi demek. Bu pulları kullanarak haberleşmeyi kontrol ediyorlar.”Sevim, işgal döneminde hava yoluyla posta denemelerini şöyle anlattı: “1920 yılında Fransızlar hava postasını deniyor. 16 Temmuz 1920’de Adana’dan Mersin’e bir posta uçuşu yapılıyor. Ama Kuvayı Milliye yolları kesiyor. Haberleşmeyi engelliyor. Hatta bir posta uçağının topçu ateşiyle vurulduğu kayıtlarda geçiyor.”

“TELSİZ VE TELGRAF SAVAŞIN KADERİNİ BELİRLEDİ”

Direnişin iletişim stratejisini şu sözlerle aktardı: “Kuvayı Milliye’nin ilk yaptığı şey telgraf hatlarını kontrol altına almak. Çünkü haberleşme çok önemli. Seyyar telgraf hatları kuruluyor. Sahra telefonları kullanılıyor. Ankara ile bağlantı bu şekilde sağlanıyor. Silifke’den ve Mersin’den Kuvayı Milliye’ye katılan Halit Efendi’ye bir telgraf makinesi getiriliyor. Telgrafçı Kamil Eker ile birlikte bir hat kuruluyor. Bu hat üzerinden Fransızlara bir telgraf çekiliyor. Telgrafta Mersin’in 10 bin kişilik bir Kuvayı Milliye tarafından kuşatıldığı yazıyor. 48 saat içinde şehri boşaltmaları isteniyor. Aslında bu bir blöf. Ama Fransızlar buna inanıyor. Çünkü iletişimleri kesilmiş. Telsiz hatlarının kesilmesi, mesajların ele geçirilmesi, kuryelerin durdurulması… Bunlar çok önemli. Haberleşmeyi kontrol eden taraf avantaj sağladı. Fransızlar bu konuda zor durumda kaldı.”

MERSİN POSTANESİ’NİN YENİDEN KURULUŞU

Aydın Sevim, Cumhuriyet dönemine geçişi şu sözlerle anlattı: “Cumhuriyet temelinde de Çukurova’da posta ve haberleşme konusunu ele almak lazım. Lozan Barış Antlaşması ile birlikte artık posta ve telgraf işleri Milli Hükümet’e geçiyor. Yeni kurulan hükümetle birlikte bu işler önce Dahiliye yani İçişleri Bakanlığı’na bağlanıyor.Daha sonra tekrar Bayındırlık Bakanlığı’na geçiyor. 31.05.1934 tarihli yasayla ve devamında 1939 düzenlemeleriyle bu yapı yeniden şekilleniyor.”Sevim, Mersin’de Cumhuriyet dönemindeki fiziki yapılanmayı da şöyle anlattı:“Burada Mersin Postanesi’nin yeniden faaliyete geçtiğini görüyoruz. Uray Caddesi’nde az önce bahsettiğim postane var.1900 yılında kıyıda bir baruthane vardı. O baruthane olarak kullanılan binanın yerine yeni bir postane binası yapılıyor.1926 yılında da yeni bir postane kuruluyor. Yani Cumhuriyet döneminde Mersin’de posta teşkilatı yeniden yapılandırılıyor.”

ADANA PULLARI: BU BİR MİLATTIR, BİR DÖNÜM NOKTASIDIR

Konuşmanın en dikkat çeken bölümlerinden biri olan Adana pulları hakkında Sevim uzun uzun şu ifadeleri kullandı:“Adana pulları çok önemli. Bu daha önce çok konuşulmuş bir konu değil. Ben bunu özellikle getirdim, kartı da aldım. Birinci Adana posta pulları serisinin, yeni Türkçe harfler henüz kabul edilmediği dönemde basıldığını görüyoruz. Yani eski Osmanlıca pulların üzerine yapılan baskılar söz konusu.Bu pulların üzerinde “Adana 1 Kânunuevvel 1337” baskısı” ibaresi yer alıyor. Ve şöyle bir ifade var: Adana serisinin ve Adana civarının işgalden kurtuluşu sebebiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti tarafından tedavüle çıkarıldığı düşünülmektedir.Yani bu aslında sadece bir pul değil. Bu, bir dönemin kaydıdır. Bellek olarak hepimizin anısında yer alan bir bilgidir.Türkiye Cumhuriyeti’nin geçiş sürecinin ilk adımlarından biri olarak kabul edilir. Hatta Cumhuriyet dönemi pullarının bu seriyle başladığı kabul edilmektedir.”Sevim, Adana pullarını tarihsel bağlamına da şu sözlerle yerleştirdi:“Bu pullar neden önemli? Çünkü 20 Ekim 1921’de Ankara Antlaşması yapılıyor. Fransızlar teslim oluyor.Aynı gün Adana Hükümet binasında Fransız bayrağı indiriliyor ve Türk bayrağı çekiliyor. Bu tarih çok önemli: 1 Aralık 1921.Bu aslında büyük bir zaferin göstergesidir. Fransızlar burada kendi sistemlerini kurmuşlardı, kendi pullarını basıyorlardı. Ama bu süreçten sonra kontrol tamamen değişiyor.Biz de Ankara Antlaşması’ndan 1921’de bu pullarla birlikte Çukurova’nın, yani Mersin’in de içinde olduğu bölgenin kurtuluşunu tescillemiş oluyoruz.”

“KURTULUŞ TARİHLERİ TARTIŞILIR AMA BU PULLAR GERÇEKTİR”

Sevim, bölgenin kurtuluş tarihleriyle ilgili tartışmalara da değindi:“Biz hep şunu okuyoruz: Tarsus 27 Aralık, Mersin 3 Ocak, Adana 5 Ocak. Uzun süre Çukurova’nın kurtuluşunu 5 Ocak olarak kullandık.Ama bence burada esas olan bu süreçtir. Yani bu siyasi ve idari kabul sürecidir.Fransızlar 1 ayda mı çekildi, 3 ayda mı çekildi, bu çok önemli değil. İster 2 günde çekilsin, ister 1 haftada…Ama bu posta pulları var ya, işte bunlar bir milattır. Hem Türk tarihi için, hem Mersin için, hem Adana’nın kurtuluşu için bir dönüm noktasıdır.Ben özellikle 1 Aralık 1921 tarihini de not olarak düşmüşüm.”Sevim, 1930’lu ve 1940’lı yıllarda posta sisteminin genişletilmesini şöyle anlattı:“1939 yılında Posta, Telefon ve Telgraf ile ilgili yeni düzenlemeler yapılıyor. Bu sistem daha da genişletiliyor.1940 yılında köylülerin mektuplaşması, posta hizmetlerinin köylere ulaştırılması için yeni kanunlar çıkarılıyor.Posta şubeleri yaygınlaştırılıyor. Yani artık sadece şehir merkezinde değil, kırsalda da haberleşme sağlanıyor.”

HATIRA PULLARI VE “ANTİYE” DÖNEMİ

Cumhuriyet döneminde posta kültürünün farklı bir boyut kazandığını belirten Sevim:“Cumhuriyet döneminde hatıra pulları basılmaya başlanıyor. Mersin’le ilgili de özel pullar var.Bir memleket sergisi var, bir de Sivas’ta turizmle ilgili basılan pullar var.O dönemde ‘antiye’ dediğimiz kartlar çıkıyor. Bunlar resimli kartpostal gibi. Arka tarafı yazılabilir şekilde.Tam tarihini bilmiyorum ama 1930’lu yıllarda başladığını söyleyebiliriz.Mersin’le ilgili elimizde iki tane antiye var. Bunlar da 1965 yılında basılmış. İlk gün zarfları var. Postanenin çıkardığı özel zarflar var. Yardım pulları var. Hepsi bu sürecin parçası. Bütün bunlar aslında posta hizmetlerinin geliştiğini gösteriyor.Yani süreç şuna geliyor: Posta, telgraf, telefon… Hepsi zamanla gelişiyor ve bugünkü haline geliyor” dedi.


Etiket:


Yorum Ekle comment Yorumlar (0)

 
 
  SOSYAL MEDYA
 
 
  GAZETEMİZ
 
 
  BASIN İLAN
 
 
  HAVA DURUMU
 
 
  FACEBOOK
 

 
 
 


 

Siteden yararlanırken yayın politikamızı okumanızı tavsiye ederiz. mersinhakimiyet.com © Copyright 2019-2026 Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kopyalanamaz, kullanılamaz. mersinhakimiyet.com basın ve yayın meslek ilkelerine uyar.

URA MEDYA