Son yıllarda okullarda giderek artan akran zorbalığı, hem aileleri hem de eğitimcileri endişelendiriyor
ABDULLAH ÖZTÜRKMEN
Yazar ve Uzman Çocuk ve Aile Danışmanı Yonca Yiğit, akran zorbalığına ilişkin yaptığı değerlendirmelerde çarpıcı tespitlerde bulundu. Uzman Yiğit, “Daha az duyduğumuz ama aslında çok daha kritik olan cümle şu: Çocuğum zorbalık yapıyor. Aileler mağduriyeti kabullenmekte daha istekli, ancak çocuklarının zorba olabileceği gerçeğiyle yüzleşmekten kaçınıyor. Oysa bilimsel gerçekler çok net, zorbalık davranışı boşlukta oluşmaz, bir yerden öğrenilir ve bir ortamda gelişir” dedi.
“ZORBALIK GÜÇ DEĞİL, GÜVENSİZLİKTİR”
Akran zorbalığının çoğu zaman yanlış yorumlandığını ifade eden Yiğit, bu davranışın güç göstergesi değil, aksine duygusal eksikliklerin bir sonucu olduğunu vurguladı.Yiğit, “Zorbalık yapan çocuk ‘kötü’ değildir; duygusal gelişimi sekteye uğramış bir çocuktur. Bu çocuklarda genellikle duygu düzenleme becerileri zayıf, dürtü kontrolü düşük ve empati gelişimi yetersizdir. Utanç ve suçluluk duygularını yöneten sistemler yeterince olgunlaşmamıştır” diye konuştu.
“ÇOCUK EVDE NE GÖRÜYORSA DIŞARIDA ONU UYGULAR”
Zorbalığın temelinde aile içi iletişimin büyük rol oynadığını belirten Yiğit, çocukların davranışlarının çoğunlukla ev ortamında şekillendiğini söyledi: “Bağırılan evde büyüyen çocuk bağırır. Aşağılanan çocuk başkasını aşağılar. Görmezden gelinen çocuk ise duygularını farklı yollarla dışa vurur. Aileler çoğu zaman ‘Biz evde iyiyiz, çocuk dışarıda değişiyor’ diyor. Oysa gerçek şu: Çocuk dışarıda değişmez, evde öğrendiğini dışarıda uygular.”
DİJİTAL ZORBALIK GÖRÜNENDEN DAHA TEHLİKELİ
Günümüzde zorbalığın sadece fiziksel olmadığını, dijital ortamlarda da ciddi boyutlara ulaştığını ifade eden Yiğit, siber zorbalığın etkilerine dikkat çekti: “Bugünün zorbalığı bir itme ya da fiziksel müdahale değil sadece. Bir mesaj, bir yorum bile çocuk üzerinde derin izler bırakabiliyor. Siber zorbalık, beyinde fiziksel şiddetle aynı stres tepkilerini oluşturur. Bu durum çocuklarda değersizlik hissi, utanç, sosyal geri çekilme ve uzun vadede kaygı bozuklukları ile depresyona zemin hazırlar.”
“EMPATİ EVDE ÖĞRENİLİR”
Empati becerisinin çocuk gelişiminde kritik bir rol oynadığını vurgulayan Yiğit, aile içi tutumların bu beceriyi doğrudan etkilediğini söyledi: “Evde ‘abartma, geçer’ denilen bir çocuk, başkasının acısını da küçümsemeyi öğrenir. Sınır koyulmayan bir ortamda büyüyen çocuk, okulda sınır ihlali yapar. Empati doğuştan gelen değil, öğrenilen bir beceridir ve ilk adresi ailedir.”
“ZORBALIK YAPAN ÇOCUK DA RİSK ALTINDA”
Zorbalığın yalnızca mağdur çocukları değil, zorbalık yapan çocukları da uzun vadede olumsuz etkilediğine dikkat çeken Yiğit, şu uyarılarda bulundu: “Bugün zorbalık yapan çocuk, yarın daha sert bir sosyal sistem içinde kendisi mağdur olabilir. Empati kuramayan bireyler sağlıklı ilişkiler geliştiremez. Bu da yalnızlaşmaya, öfke patlamalarına ya da içe kapanmaya yol açar. Zorbalık aslında bir güç değil, bir çaresizlik göstergesidir.”
“BU SADECE OKULUN SORUNU DEĞİL”
Akran zorbalığının yalnızca eğitim kurumlarına yüklenemeyecek kadar geniş bir sorun olduğunun altını çizen Yiğit, ebeveynlere önemli sorumluluklar düştüğünü belirtti: “Bu mesele sadece öğretmenlerin ya da rehberlik servislerinin çözebileceği bir konu değil. Bu bir ebeveynlik meselesidir. Çocuklarımıza nasıl öfkeleneceklerini, nasıl iletişim kuracaklarını, nasıl davranacaklarını biz öğretiyoruz. Bilerek ya da bilmeyerek rol model oluyoruz.”
Çocukların bu davranışları kendi başlarına üretmediğini vurgulayan Yiğit, çözümün de yine ailede başladığını ifade etti.Yiğit, “Artık ‘Çocuğum neden böyle?’ sorusunu bırakıp ‘Ben çocuğuma neyi örnek oluyorum?’ sorusunu sormamız gerekiyor. Çünkü çocuklar söyleneni değil, yaşananı taklit eder” dedi.
|