MAHALLE İSTEDİ, MUHTAR KOLLARI SIVADI




Tarih: 28 Nisan 2026 Salı 10:14

RAZİYE ERDEN YILDRIM

52 yıldır yaşadığı mahalleye muhtar olan Songül Özdemirtaş, Selçuklar sakinlerinin hayallerini gerçeğe dönüştürüyor. Kadınların spor aleti, mahallelinin taziye evi isteğine kulak veren Özdemirtaş, Selçuklar’ın çehresini değiştirecek projeleri anlattı.

Sahadan gelen bir hikâye…

Tozlu sokaklardan, kapı önü sohbetlerinden, gece yarısı karanlıkta yanmayan lambaların altından geçen bir hikâye…

Songül Özdemirtaş.

Onu anlatmaya “muhtar” diyerek başlamak eksik kalır. Çünkü o, bu unvanı yıllar önce almış aslında. Resmiyeti ise sadece sonradan gelmiş.

Kadınların susmadığı, susamadığı yerlerde olmuş.

Adliye koridorlarında, eylem alanlarında, şiddet görmüş bir kadının omzunda, bir çocuğun sessiz çığlığında…

Siyasetin içinden geçmiş, sahaya alışkın.

Ama muhtarlık hikâyesi biraz daha başka:

Seçime sadece 5 ay kala “Ben de varım!” demiş. Üstelik 5 rakibin arasından.

Yorgunluk? Ona uğramamış bile.

Mahalle ise zaten hazırmış aslında.

Kardeşi de yıllardır “abla” değil, “muhtar” diyormuş mesela.

Muhtar Özdemirtaş gülerek anlatıyor: Ben sadece resmileştirdim.

Muhtarlık binasını bir çiçek bahçesine çevirmiş.

Kendi gibi… Neşeli, canlı, umutlu.

Ama en çok da şu şaşırtıyor beni: Gece saat kaç olursa olsun, “Şu sokak lambası yanmıyor” denildi mi, ekiplerle birlikte sokak sokak dolaşması.

Sadece masa başında oturanlardan değil yani.

Gerçekten sahada.

Hizmet etmeyi görev değil, refleks haline getirmiş bir kadınla yan yanayım.

Mersin’in Toroslar ilçesine bağlı Selçuklar Mahallesi’nin muhtarı Songül Özdemirtaş ile muhtarlık binasında bir araya geldim. Muhtar Özdemirtaş ile muhtarlık yolculuğunu, mahallesinin gerçeklerini ve bitmeyen enerjisinin kaynağını konuştuk.

Öncelikle sizi tanıyalım… Muhtarlıkta, ilk döneminiz mi?

İlk dönemim. Ama aslında ben bu mahallede yeni biri değilim. 52 yıldır burada yaşıyorum, artık bu mahallenin yerlisi oldum diyebilirim. İnsanlar beni zaten tanıyordu. Muhtar olmadan önce de sahadaydım, aktif bir hayatım vardı. Siyasetin içindeydim, kadın çalışmalarının içindeydim. Yani bu görev bana çok yabancı gelmedi açıkçası. Zaten kadın hareketinin içinden geliyorum. Yıllarca kadın kolektif çalışmalarında yer aldım. Şiddete uğramış, istismara uğramış kadınlarımızın dava dosyalarını takip ediyorduk. Adliyelerdeydik, eylemlerdeydik. Daha çok kadınlar ve çocuklar üzerine çalıştık. O yüzden insanların derdini dinlemek, çözüm aramak benim hayatımın zaten bir parçasıydı.

Siyasetin içinde olunca, kapı kapı gezmek, broşür dağıtmak, insanlara bir şey anlatmak… Bunlar bize yabancı değil. Zaten sahada hep kadınlarla, çocuklarla iç içeydik. Onların eksiklerini, sıkıntılarını görüyorduk ve çözüm üretmeye çalışıyorduk.

Aslında muhtarlık bana sonradan gelen bir şey değil. Yıllardır insanlar bana; “Sen zaten muhtarlık yapıyorsun” diyordu. Hatta komik bir şey söyleyeyim; kardeşim bana yıllardır “abla” demez, “muhtar” der. O kadar yerleşmiş yani. Ama ben hep “Yok uğraşamam, zor iş, sabır ister” diyordum. Açıkçası düşündüm ve seçimlere 5 ay kala muhtar adayı olmaya karar verdim.

Son 5 ayda nasıl hazırlandınız?

Çok sistemli çalıştım. Diğer adaylar bir yıl, bir buçuk yıl önceden hazırlanmıştı. Benim sürem çok kısaydı ama o 5 ayı çok iyi değerlendirdim. Zaten siyasetten gelen bir alışkanlık var, programlı çalışmayı biliyoruz. Kapı kapı gezdim. Gerçekten söylüyorum, hiçbir kapıyı atlamadım. Herkesle konuştum. Zaten insanlar beni tanıyordu ama bu süreçte bire bir temas çok önemli.

Mahalle sizi zaten tanıyordu, bu avantaj oldu mu?

Tabii ki oldu. Ama şunu da söyleyeyim, mahallem biraz dezavantajlı bir mahalle. Daha çok ataerkil bir yapı var. Doğudan, Güneydoğu’dan gelen vatandaşlarımızın yoğun olduğu bir yer. Erkek egemen bir yapı hakim. O yüzden kadın olarak aday olunca yadırgadılar. Açık açık “Git, meclis üyesi ol” dediler bana. “Siyaset yapıyorsan orada yap.” dediler. Erkek adaylara yöneldiler. Biz 6 kişi girdik seçime, 4 erkek, 2 kadın.

Buna rağmen kazandınız.

Ben kadınların oyuyla kazandım diyebilirim. Kadınlar destekledi. Kapı kapı gezerken kadınlar diyordu ki; “Biz bilmeyiz, kocamız kime derse ona veririz.” Ben de diyordum ki; “Kocanız kime verirse versin, bu mahallede kadınlar bana oy verse bana yeter.” Gerçekten de öyle oldu. Erkeklerden de oy aldım ama kadınların desteği çok daha fazlaydı.

“HİÇBİR VAADİM YOK”

Peki, adaylık süreciniz…

En çok sorulan sorulardan biri, “Ne yapacaksın, vaadin nedir?” şeklindeydi. Ben de açık açık, “Benim hiçbir vaadim yok.” dedim. Çünkü diğer adaylara bakıyorum, “Her düğün olana çeyrek takacağım”, “Orkestrayı ben tutacağım”, “İşsizlere iş vereceğim” gibi şeyler söylüyorlar. Böyle şeyler bana gerçekçi gelmedi. Yani bir muhtarın gidip birine iş vermesi mümkün değil. Ben de dedim ki; böyle vaatler vermeyeceğim. Hatta bununla ilgili broşür bile yaptım. Broşüre “Hiçbir vaadim yok.” Yazdım. Çünkü ben bu mahallede yaşıyorum. Bu mahallenin sorunlarını en az burada yaşayan herkes kadar biliyorum.

Sizin yaklaşımınız ne oldu?

“Ben kurumlar arası köprü olurum.” dedim. Yani mevcut sorunlar var, yeni sorunlar da olacak. Ben bu sorunlarda vatandaşla kurumlar arasında güçlü bir köprü olurum. Muhtarın görevi zaten bu. Ben kalkıp kimseye “Çocuğunu işe sokacağım” diyemem. Böyle bir yetkim yok. Ama mahalle ile ilgili sorunlarda giderim, ilgili kurumla görüşürüm, takip ederim, süreci hızlandırırım. Şu an yaptığım da tam olarak bu zaten. Ben köprüyüm. Başka bir şey değil.

Bu köprü olma meselesini biraz açar mısınız?

Bakın, bir sorun olduğunda ben gidip kendim çözmüyorum zaten. Çilingir değilim, gidip kilit açmam. Elektrikçi değilim, gidip direğe çıkmam.Ne yapıyorum? İlgili kişiyi buluyorum, iletişimi kuruyorum, koordinasyonu sağlıyorum ve en önemlisi takibini yapıyorum. Koordinasyon çok önemli. Bir işi başlatmak kadar, sonuna kadar takip etmek de önemli.

Muhtar olduktan sonra en büyük değişim ne oldu?

Kadınlar artık çok daha rahat geliyor. Önceden belki anlatamadıkları şeyleri şimdi gelip anlatıyorlar. Dertlerini, sıkıntılarını açık açık paylaşıyorlar. Ben de yapım gereği çözüm odaklıyım. Bir işi ya çözerim ya da en azından bir sonuca ulaştırırım. Öyle “olmadı” deyip bırakmam. Ama bu süreç kolay değil. Mesela 2 ay önce zona oldum. Doktor “Çok stres yapmışsın.” dedi. 1 buçuk ay muhtarlığa gelemedim.

Muhtarlıkla ilgili sizi en çok zorlayan şey ne?

En çok rahatsız olduğum şey, “Önceki muhtar böyle yapıyordu.” Denmesi. Bu kıyaslama beni yoruyor. Bir de insanlar bazı şeyleri kendileri yapabilecekken muhtardan bekliyor. Mesela elektrik kesiliyor, su kesiliyor… Bunların aranacak yerleri belli. Ama alışılmış bir düzen var. Bir kesim gerçekten bilmiyor, bir kesim de alışmış. Ama şunu da söyleyeyim; hâlâ okuma yazması olmayan insanlar var. Telefonu olmayan insanlar var. Sokak lambası yanmıyor diye gece dışarı çıkamayan insanlar var. Bu noktada muhtarlık çok önemli.

Muhtarlıkların kaldırılması tartışmaları hakkında ne düşünüyorsunuz?

Kesinlikle karşıyım. Özellikle merkez ilçelerde kaldırılırsa kaos olur. Çünkü insanlar hâlâ muhtarlığa ihtiyaç duyuyor.

Muhtarlıkların kaldırılmasını isteyen bir kesim var siz de bu noktada kaos olacağını savunuyorsunuz. Eskiden Ramazan aylarında muhtarlık tarafından dağıtılan kolileri artık Büyükşehir Belediyesi dağıtıyor. Koli dağıtım sürecinde ne yaşandı?

Geçen sene ilk muhtar olduğumda Ramazan’da listeleri ben hazırladım. Belediye personelleriyle birlikte 7 gün boyunca sabah akşam sahadaydık. Sokak sokak gezdik. Elimizdeki listelerle ulaşabildiğimiz kişilere koli dağıttık. Yaklaşık yüzde 80’ine ulaştık. Bu sene ise sistem değişti. Sayıştay ve müfettişler devreye girdi. “Bu şekilde dağıtamazsınız.” dediler. Önce e-Devlet üzerinden başvuru istediler. Ama birçok kişi bunu yapamadı. Sonra form sistemine geçildi. Hane içindeki 18 yaş üstü bireyler, gelir durumu gibi detaylar istendi.

Vatandaş bu süreçte zorlandı mı?

Çok zorlandı. Okuma yazması olmayan var, form dolduramayan var. Hepsi yine bize geldi. Yani iş dönüp dolaşıp yine muhtarlığa geliyor. Ben de elimden geldiğince yardımcı oldum. Ama bu sene ben rahatsızdım, 1 buçuk ay raporluydum. Buna rağmen telefonlar hiç susmadı. “O aldı ben alamadım” diye sürekli aradılar.

“EN ÇOK ÖNEMSEDİĞİM, OKUMA YAZMA KURSU OLDU”

Mahallede yaptığınız çalışmalar neler?

En çok önemsediğim işlerden biri okuma yazma kursu oldu. 58 talep vardı. Halk eğitimle görüştüm. Normalde sınıf açılması için belli sayı gerekiyor ama biz bunu zorladık. Yaklaşık 30 kadın geldi. 2 buçuk ay eğitim aldılar. Çok güzel bir süreçti. Hatta kep töreni yaptık. Toroslar Belediye Başkanı Abdurrahman Yıldız geldi, onları motive ettik. Ama işte her şey kolay olmuyor. Bir kadın eşinden izin alamadığı için gelemedi. Adam “Gidersen seni boşarım.” demiş. Çok üzücüydü.

Mahallenin geçmişiyle bugününü karşılaştırırsanız ne söylersiniz?

52 yıl önce burası portakal bahçesiydi. Biz 1974’te Muş’tan geldik. Su yoktu, kanalizasyon yoktu. Şu an her yer bina oldu. Çok kalabalıklaştı. Ama mahallemi seviyorum. İnsan alışıyor, bağ kuruyor.

Mahallenin en büyük ihtiyacı nedir?

Taziye evi. En büyük eksik bu. 2 yıldır bununla uğraşıyorum. Toroslar’da bir yer bulduk. Projelendirildi, yakın zamanda taziye evimiz de olacak.

Sosyal alanlar var mı?

Maalesef yok. Sosyal aktivite yapacak alanımız çok kısıtlı. Projelerim var ama alan olmayınca uygulamak zor.

Nasıl bir proje hayal ediyorsunuz?

İki katlı bir binanın; altı taziye evi, üstü atölye olabilir. Bir emekli evi olabilir.Çünkü burada emekliler çok fazla. Kahveye gidemiyorlar, oturacak yerleri yok. Ucuz çay içebilecekleri, sohbet edebilecekleri bir yer olsun istiyorum.

Parklarla ilgili planlarınız var mı?

Evet. Kadınlar spor aletleri istiyor. Çocuklar oyun alanı istiyor. Büyük parkta spor aletleri, oyun grupları ve basket sahası olacak. Kadınlar için de daha güvenli alanlar oluşturmak istiyoruz.

“MASA BAŞI MUHTARI DEĞİLİM”

Sahada mı daha çok vakit geçiriyorsunuz?

Kesinlikle... Masa başı muhtarı değilim. Sahada olmayı seviyorum. Mahallede 99 sokak var, hepsini öğrenmeye çalışıyorum. Haritadan da faydalanıyorum. Zaten bu işi yapacaksan sahada olacaksın. İnsanların içinde olacaksın.

Vatandaşla iletişimi nasıl sağlıyorsunuz?

Benim bir WhatsApp grubum var. Yaklaşık 650 kadın var grupta. Mesela bakıma çıkacağım zaman gruba “Şu an sahadayız, yanmayan lambaları yazın.” Yazıyorum. Mesajlar yağmaya başlıyor. Biz de ekip olarak en çok şikâyet gelen yerden başlıyoruz.

Mahalledeki sosyal ve ekonomik durum nasıl?

Bir dönem Suriyeliler çok yoğundu. Çok zor şartlarda yaşayanlar vardı. Bir evde 25-30 kişi kalan aileler gördük.Temizlik sorunları da yaşadık. Şimdi biraz azaldı. Mahalle daha sakin. Asayiş olarak da şu an ciddi bir sıkıntımız yok.

Son olarak ne söylemek istersiniz?

Kadın muhtarların sayısı artsın isterim. Ben bu işi seviyorum. Zor ama seviyorum. İnsanlara dokunmayı seviyorum. Zaten yıllardır insanlar bana “muhtar” diyordu. Şimdi resmileşti diyelim.Tekrar aday olur muyum? Şu an bir şey diyemem. Sağlığıma bağlı. Ama şunu söyleyeyim; niyetim her zaman hizmet etmek.


Etiket:


Yorum Ekle comment Yorumlar (0)

 
 
  SOSYAL MEDYA
 
 
  GAZETEMİZ
 
 
  BASIN İLAN
 
 
  HAVA DURUMU
 
 
  FACEBOOK
 

 
 
 


 

Siteden yararlanırken yayın politikamızı okumanızı tavsiye ederiz. mersinhakimiyet.com © Copyright 2019-2026 Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kopyalanamaz, kullanılamaz. mersinhakimiyet.com basın ve yayın meslek ilkelerine uyar.

URA MEDYA