RAZİYE ERDEN YILDIRIM
Mersin’de Yardım ve İyilik Vakfı’nın düzenlediği basın toplantısında, geçmiş döneme ilişkin kayıp ve tahrip edilmiş evrak iddiaları gündeme taşındı. Yeni yönetim, başlatılan incelemeler doğrultusunda hukuki sürecin halen devam ettiğini açıkladı.
Mersin’in Toroslar İlçesi’nde faaliyet gösteren Yardım ve İyilik Vakfı, kahvaltılı basın toplantısı düzenledi. Yardım ve İyilik Vakfı’nın bahçesinde gerçekleşen toplantıda; hem huzurevinde yürütülen çalışmalar hem de geçmiş dönemden devralınan sorunlara ilişkin yürütülen hukuki süreç kamuoyuyla paylaşıldı. Açıklamaların ardından kurum yetkilileri, basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Daha sonra Kurum Müdürü Canan Kubat, toplantıya katılan basın mensuplarına kırmızı gül hediye etti.
YILMAZ: GEÇMİŞ DÖNEME İLİŞKİN HUKUKİ SÜREÇ SÜRÜYOR
Yönetim Kurulu adına konuşan Musa Yılmaz, 9 Eylül 2020’de göreve gelen yeni yönetimle birlikte vakıfta kapsamlı bir yeniden yapılanma süreci başlatıldığını söyledi. Görevin devralındığı dönemde kuruma ait resmi evrakların büyük ölçüde kaybolduğu ya da tahrip edildiğinin tespit edildiğini öne süren Yılmaz, bu durum üzerine müfettiş talep edildiğini ve hazırlanan raporlar doğrultusunda hukuki sürecin halen devam ettiğini açıkladı. Yılmaz, şunları söyledi: “9 Eylül 2020 tarihinde gerçekleştirilen olağanüstü toplantı neticesinde görevi devir aldığımızda kurumumuza ait resmi evrakların bulunmadığı, büyük ölçüde kaybolduğu ya da tahrip edildiği bir tabloyla karşılaştık. Bu nedenle sürece adeta sıfırdan başlamak durumunda kaldık. İlk olarak ilgili kurumlara başvurarak vakfımıza müfettiş talep ettik. Yaklaşık 4 ay süren incelemeler sonucunda, hazırlanan raporlar doğrultusunda hukuki süreçler başlattık ve bu süreç halen devam etmektedir. Göreve geldiğimiz ilk günlerde, bazı yerel televizyon ve gazetelerde ağır eleştiriler gündeme gelmişti. Bizler bu süreçte polemiklere girmek yerine ortaya koyacağımız somut çalışmalarla kendimizi ifade etmeyi tercih ettik. Bugün ise hem yapılanları paylaşmanın hem de gelinen noktayı kamuoyuna açık bir şekilde aktarmanın doğru olduğu inancındayız.”
“BİRÇOK ÖNEMLİ SORUNU ELE ALARAK ÇÖZÜME KAVUŞTURDUK”
Göreve başladıklarında huzur evinde ciddi yapısal ve idari eksiklikleri olduğunu savunan Yılmaz, “İdari binadan altyapıya, izolasyondan saha düzenlemelerine, boyadan yangın ve tüm elektrik tesisatlarının kadar birçok önemli sorunu ele alarak çözüme kavuşturduk. Bugün geldiğimiz noktada daha sağlıklı ve düzenli bir hizmet ortamı oluşturmuş bulunuyoruz. Vakfımıza ait taşınmazların ve tüm maddi kaynakların en etkin ve adil şekilde değerlendirilmesi adına gerekli tüm yasal adımlar atılmış, süreçler titizlikle yürütülmekte ve yakından takip edilmektedir. Bu kurum Mersin için son derece kıymetli bir değerdir. Aynı zamanda şeffaflık ve hesap verilebilirlik ilkeleriyle yönetildiğini kamuoyuyla paylaşmayı bir sorumluluk olarak görüyoruz. Bu vesileyle vakfımızın kurucusu tüm mal varlığını bu hayır yoluna bağışlayarak bugün burada yaş almış büyüklerimizin huzur içinde yaşamalarına vesile olan merhum Mehmet Faik Saraçoğlu'nu rahmetle minnetle anıyoruz. Bizler bu kıymetli mirasa sahip çıkmaya kararlılıkla devam edeceğiz. Bundan sonraki süreçte sizlerin desteğiyle kamuoyunun doğru ve şeffaf şekilde bilgilendirilmesi büyük önem taşımaktadır” diye konuştu.
PARILTI: VAKIF, İNSAN ONURUNU KORUMA SORUMLULUĞUDUR
Programda konuşan Mütevelli Heyet Başkanı Lütfi Parıltı, vakıf kültürünün yalnızca maddi yardım değil, insanı merkeze alan bir vicdan anlayışı olduğuna dikkat çekti. Vakıf medeniyetinin köklü bir miras olduğuna vurgu yapan Parıltı, “Milletimizin asırlardır yaşattığı vakıf medeniyetini anımsamaya yönelik bir konuşma yapacağım. Vakıf; insanı merkeze alan, emaneti kutsal bilen bu toprakların vicdanı olan bir anlayışın adıdır. Bu anlayışta vakıf; mal biriktirmek değil, hayata dokunmaktır. Bir yapıyı ayakta tutmaktan öte, insan onurunu koruma sorumluluğunu üstlenme meselesidir. Vakıf şahıslarla değil ilkelerle yaşar, imkânlarla değil güvenle büyür. Ecdadımız vakıf kurarken sadece bir yapı değil, aynı zamanda ağır bir sorumluluk bırakmıştır. Bu sorumluluk; emaneti korumayı, hakkı gözetmeyi ve insanı her şeyin üzerinde tutmayı gerektirir. Atatürk, vakıf kurumuna büyük önem vermiş ve ‘Mal ve mülk bana ağırlık veriyor. Bunları soylu ulusuma vermekle büyük mutluluk duyuyorum’ demiştir. Kanuni Sultan Süleyman ise ‘Her kim ki; Allah’tan korkmayıp, vakıflarıma zarar vermeye niyet eder ve değiştirirse, dünyada zalimler grubundan sayılsın’ demiştir.” dedi.
“İYİLİK ÇOĞALSIN, KÖTÜLÜK KALMASIN”
Vakıfların yalnızca bir yapı değil, aynı zamanda toplumsal dayanışmanın güçlü bir örneği olduğunu belirten Parıltı, kurucu Avukat Mustafa Faik Saraçoğlu’nun yaşlılara yönelik hassasiyetinin bugün de yol gösterici olduğunu dile getirdi. Parıltı, şunları söyledi: “Vakfımızın kurucusu Avukat Mustafa Faik Saraçoğlu’nun bizlere bıraktığı anlamlı ifadeleri aynen paylaşmak istiyorum: İnsanın doğumundan ölümüne kadar geçen hayat safhasının en önemsenmemiş en ağır ve güç devresi yaşlılık devresidir. Güçsüz, kudretsiz ve takatsiz geçirilen bu devreye hastalık ve manevi çöküntü ile birlikte yoksulluk eklenirse çekilecek acıyı tayin ve takdir kabil değildir. Şüphe edilmez ki; toplumların medeni seviyesi yaşlılarına gösterecekleri ilgi ile mütenasiptir. Medeni toplumlar, son günlerini rahat geçirmeleri için yaşlılarına her türlü imkân ve vasıtayı temin ederler. Yaşlılara hele yoksul olanlara son günlerini rahat geçirmeleri için ortam hazırlamayı en büyük insani görev sayıyorum. İşte bu ve saymaya utandığım birçok sebep ile bu vakfı tesis ediyor, yüce Allah’ımızın lütfu ve ihsan buyurduğu mallarımın ve varlığımın bir kısmını bu gayeye tahsis ediyorum. Biliyorum ki; bu vakıf yaşlılara arzu edilen imkânlar hazırlamaya yeterli olmayacaktır. Ancak az da olsa faydalı olur ve örnek teşkil ederse bu benim mutluluğum olacaktır. Büyük Allah’tan niyaz ve dileğim, bu vakfın iyiliksever bütün insanların birleşmesi ve yardımları ile büyütülmesidir. Yaşlı, fakir ve düşkün insanların hayatlarının son devresini rahat ve huzur içinde, insan onuruna yakışır biçimde tamamlamasını diliyorum. Vakfı kötüye kullananların ve kullanacak olanların cezasını Allah’a havale ederim. Bizler de, Yardım ve İyilik Vakfı’nın mütevelli heyeti olarak ortak irademizle bu vakfı toplumsal yardımlaşmaya ve dayanışmaya örnek olması kararlılığıyla hareket ediyoruz. Kurucumuzun hedeflerini gerçekleştirmek bizlerin görevidir. Emanetin kutsal olduğunu bilerek, her bir emanetin korunduğu, her bir hizmetin gerçek sahibine ulaştığı, her bir adımın güven ürettiği bir vakıf yapısını tesis etme sorumluluğunun bilincindeyiz. Sözlerimi şu ifadelerle tamamlamak isterim: İyilik çoğalsın, kötülük kalmasın. Ve güven iyiliği büyütür. Ne mutlu hayra köprü olanlara…”
KUBAT: AMACIMIZ YAŞLILARA HUZURLU VE GÜVENLİ BİR YAŞAM SUNMAK
Yardım ve İyilik Vakfı Huzurevi Müdürü Canan Kubat da, huzurevinin mevcut kapasitesi, hizmet yapısı ve çalışma sistemi hakkında bilgi verdi. 73 kişi kapasiteli huzurevinde hâlihazırda 52 yaşlıya hizmet verildiğini belirten Kubat, bireylerin taleplerine saygı gösterilerek yaşam alanlarının düzenlendiğini ifade etti. Kurum Müdürü Kubat, sözlerine şöyle devam etti: “Bugün burada 1982 yılından beri faaliyet gösteren Yardım ve İyilik Vakfı ve Huzurevinin faaliyetleri ve burayı tanıtmak anlamı ile bu toplantıyı organize ettik. Kuruluşumuz 73 kapasite mevcudunda. 56'sı sağlıklı yaşlı, 17'si bakım yaşlısı olmak üzere hizmet vermekteyiz. Şu anki mevcudumuz 52, çünkü üst katta gördüğünüz gibi biraz apart otel tarzında huzurevimiz. Odalar ikişer kişilik ama üst katta kalan yaşlılarımızın tercihine saygı duyarak, tek kişi olarak onları istihdam ettiğimiz için ful olmamıza rağmen kapasitenin biraz altında hizmet veriyoruz. O da yaşlının kendi isteklerine kabul görerek saygı gösterdiğimiz için taleplerini. Amacımız yaşlılarımızın hayatlarını huzurlu, güvenli ve saygın bir ortamda sürdürmelerini sağlayabilmektir. Fiziksel, psikolojik ve sosyal ihtiyaçlarına da bütüncül bir yaklaşımla cevap verebilmek. Günümüzün değişen ekonomik ve sosyal koşullarında kuruluşumuz kâr amacı gütmeyen bir kuruluş olup, bu amaçla da hizmet vermekte. Önceliğimiz maddi kazanç değil, yaşlı bireylerimizin yaşam kalitesini artırabilmek, onların ihtiyaçlarına en iyi şekilde karşılık verebilmek, tüm kaynaklarımızı hizmet kalitesini gelişmeye yönlendirirken şeffaflık, sürdürülebilirlik ve toplumsal fayda ilke doğrultusunda da hareket etmekteyiz. Merkezimizde psikososyal destek, sağlık bakım hizmetleri, günlük bakım hizmetleri gibi hizmetlerimiz büyük bir titizlikle yürütülmekte. Sorumlu müdür olarak ben çalışıyorum. Bunun haricinde iki tane hekimimiz var. Bir tanesi personelin iş sağlığı güvenliği hekimi, diğer bir hekimimiz de haftanın belli günlerinde gelerek yaşlarımızın değerlendirmesini yapar gerekirse ihtiyacına göre ilgili alanlara da yönlendirir ya da reçetelerini yazar, muayenelerini yapar. Bunun dışında da ihtiyaç olduğunda 7/24 bizimle birlikte koordineli olarak çalışmaktadır. Bunun dışında 4 hemşiremiz var. Kesintisiz bir şekilde sağlık hizmetleri sürmekte 7/24. Yaşlıların ilaçları, pansumanları, tek bakımları gibi bütün sağlık hizmetleri verilmektedir. Sosyal hizmet uzmanımız var. O da psikososyal destek olarak yaşlının uyumu ve buradaki istihdamı ile ilgili çalışmalarını gerçekleştirir. Bunun dışında 11 bakım personeli, 4 temizlik görevlisi, mutfakta 3 tane aşçımız var ve toplam olarak 26 kişi ile hizmet vermekteyiz. Özveriyle hepsi de çalışmakta. Yaşlı bireylerin onur ve hakları tüm hizmet anlayışımızın temel prensibidir. Yaşlılarımızın saygı görme, mahremiyetini koruma, sağlık hizmetlerine erişim, karar verme sürecine katılım ki biz bu doğrultuda bir yaşlı temsilcisi de oluşturduk kalan yaşlılardan. Zaman zaman da çalışmalarda onların sözcüsü olarak kendisinden görüş de alıyoruz. O doğrultuda iyileştirme çalışmaları da yapıyoruz. Ve sosyal hayata dahil olma aynı bir ortamda yaşama hakları da titizlikle gözetilmektedir. Bizler için yaşlılık yalnızca bakım gerektiren bir dönem değil, insan onurunun korunarak yaşamın sürdürülebildiği kıymetli bir evredir.”
|