Tarımda maliyet krizi sofraya yansıyor




Tarih: 11 Mayıs 2026 Pazartesi 17:39


Son yıllarda Türkiye’de vatandaşların en önemli gündem maddelerinden biri hayat pahalılığı olurken, özellikle tarım ve gıda ürünlerindeki fiyat artışı hem üreticiyi hem de tüketiciyi zor durumda bırakıyor.

 

ABDULLAH ÖZTÜRKMEN

 

Pazarda, markette ve manavda her geçen gün yükselen fiyatlar tartışılmaya devam ederken; Mersin Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sevgi Tüzün Rad, “Son yıllarda Türkiye’de yurttaşın en temel gündemlerinden biri hayat pahalılığıdır. Özellikle gıda fiyatlarındaki sürekli artış, ekonomik ve toplumsal bir sorun haline gelmiştir. Pazarda, markette ya da manavda karşılaşılan fiyatlar çoğu zaman ‘fahiş kazanç’, ‘stokçuluk’ ya da ‘aracılar’ üzerinden açıklanmaya çalışılmaktadır. Oysa meselenin yapısal nedenleri vardır. Bugün soframıza gelen ekmeğin, sebzenin, meyvenin fiyatı; büyük ölçüde tarladaki üretim maliyetleri tarafından belirlenmektedir.” dedi. Sevgi Tüzün Rad, Türkiye’de gıda enflasyonunun arkasında yapısal ekonomik sorunların bulunduğunu belirterek; tarımsal üretimde yaşanan maliyet baskısının doğrudan sofralara yansıdığını söyledi.

 

“GIDA FİYATLARINI TARLADAKİ MALİYET BELİRLİYOR”

 

Tarım sektöründe özellikle gübre, mazot ve enerji fiyatlarının üreticiyi ağır bir yük altında bıraktığını ifade eden Prof. Dr. Rad, “Bugün soframıza gelen ekmeğin, sebzenin ve meyvenin fiyatı büyük ölçüde tarladaki üretim maliyetleri tarafından belirleniyor. Çiftçi üretmekte zorlandıkça ürün azalıyor, bu da fiyatların yükselmesine neden oluyor.” dedi. Türkiye’nin gübre hammaddesinde büyük ölçüde dışa bağımlı olduğuna dikkat çeken Rad, özellikle azotlu gübre üretiminde kullanılan doğal gaz ve hammaddelerin büyük bölümünün ithal edildiğini belirtti. Döviz kurlarındaki artışın ve uluslararası enerji krizlerinin gübre fiyatlarını doğrudan etkilediğini kaydeden Rad, küresel gelişmelerin yanı sıra geçmiş yıllarda uygulanan ekonomik politikaların da bugünkü tabloyu oluşturduğunu söyledi.

 

“ÖZELLEŞTİRME SÜREÇLERİ ETKİYİ BÜYÜTTÜ”

 

1980 sonrası uygulanan neoliberal politikalarla birlikte tarım sektöründe kamunun üretici rolünün zayıfladığını dile getiren Prof. Dr. Rad, gübre üretim ve dağıtımındaki özelleştirmelerin piyasayı özel şirketlerin ve uluslararası fiyat hareketlerinin etkisine daha açık hale getirdiğini ifade etti. Rad, “Kamu eliyle fiyat dengeleme kapasitesinin azalması, çiftçinin maliyet baskısını daha fazla hissetmesine neden oldu. Bugün birçok üretici yüksek fiyatlar nedeniyle daha az gübre kullanıyor ya da üretimden tamamen çekiliyor. Bunun sonucu ise verim kaybı ve daha pahalı gıda olarak karşımıza çıkıyor” diye konuştu.

 

“MAZOT VE ENERJİ TARIMIN BEL KEMİĞİ”

Tarımsal üretimin her aşamasında enerji kullanıldığını vurgulayan Rad, mazot fiyatlarındaki yükselişin çiftçinin maliyetini katladığını söyledi. “Traktörün çalışmasından sulamaya, hasattan taşımacılığa kadar tüm süreçler enerjiye bağlıdır” diyen Rad, “Benzer bir durum ‘mazot’ ve ‘enerji’ maliyetlerinde de görülmektedir. Tarımsal üretimin her aşaması enerjiye bağlıdır. Traktörün çalışmasından sulamaya, sulamadan gübre üretimine, hasattan taşımacılığa vb. kadar tüm süreçlerde mazot kullanılmaktadır. Türkiye’de akaryakıt fiyatları üzerinde yüksek vergi oranları, döviz kurları önemli etkiye sahiptir. Bu nedenle akaryakıt fiyatlarındaki artış, çiftçinin üretim maliyetini artırırken; ürünün tarladan hale, halden markete taşıma maliyetini de artırmaktadır. Ayrıca enerji sektöründe özelleştirme sonrası piyasa temelli fiyatlandırma, tarımsal üretimi küresel petrol ve enerji fiyatlarına daha bağımlı hale getirmiştir” şeklinde konuştu.

 

“DESTEKLER YETERSİZ KALIYOR”

 

Devletin tarımsal destekleme politikalarının mevcut tablo karşısında yetersiz kaldığını savunan Prof. Dr. Rad, Tarım Kanunu’nda yer alan “tarımsal desteklerin milli gelirin yüzde 1’inden az olamayacağı” yönündeki hükmün uygulamada karşılık bulmadığını söyledi. Mazot ve gübre desteklerinin maliyet artışlarının oldukça gerisinde kaldığını belirten Rad, çiftçinin sürdürülebilir üretim yapabilmesi için daha kapsamlı destek mekanizmalarına ihtiyaç duyulduğunu kaydetti.

 

“PLANLI TARIM VE KAMU DESTEĞİ ŞART”

 

Türkiye’de gıda enflasyonunun yalnızca market raflarında başlayan bir sorun olmadığını dile getiren Rad; meselenin temelinde tarımsal üretim yapısındaki kırılganlık, girdilerde dışa bağımlılık ve yetersiz destek politikalarının bulunduğunu ifade etti. Prof. Dr. Rad, “Sonuç olarak Türkiye’de gıda enflasyonu yalnızca market raflarında başlayan bir sorun değildir. Sorunun temelinde tarımsal üretim yapısındaki kırılganlık, tarımsal girdilerde dışa bağımlılık, özelleştirme politikaları ve yetersiz destek mekanizmaları bulunmaktadır. Çiftçinin maliyeti arttıkça, tüketicinin sofrasındaki ürünlerin fiyatı da artmaktadır. Bugün tarım ve gıda ürünleri fiyatlarını düşürmek isteniyorsa; üretim maliyetlerini azaltacak kamu politikalara, planlı tarıma ve çiftçiyi koruyacak desteklere ihtiyaç vardır. Aksi halde tarla ve bahçedeki kriz, market raflarında büyümeye devam edecektir” diye konuştu.

 

 

 



Yorum Ekle comment Yorumlar (0)

 
 
  SOSYAL MEDYA
 
 
  GAZETEMİZ
 
 
  BASIN İLAN
 
 
  HAVA DURUMU
 
 
  FACEBOOK
 

 
 
 


 

Siteden yararlanırken yayın politikamızı okumanızı tavsiye ederiz. mersinhakimiyet.com © Copyright 2019-2026 Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kopyalanamaz, kullanılamaz. mersinhakimiyet.com basın ve yayın meslek ilkelerine uyar.

URA MEDYA