Tarımda dayanıklılık zirvesi




Tarih: 20 Mayıs 2026 Çarşamba 17:37

MERVE KANKAN

Toros Üniversitesi’nde düzenlenen Lojistik Zirvesi 2026’da tarımda dayanıklılık, su stresi, lojistik ve Mersin’in üretim gücü masaya yatırıldı. Sektör temsilcileri; ihracat, sürdürülebilirlik ve kriz yönetimi konularında uyarılarda bulundu.

Toros Üniversitesi Bahçelievler Kampüsü Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen Lojistik Zirvesi 2026’da “Tarım Lojistiğinde Yapısal Dayanıklılık” başlığı masaya yatırıldı. Akademisyenler, sektör temsilcileri ve öğrencilerin yoğun katılım gösterdiği programda tarımın geleceği, lojistik altyapısı, sürdürülebilir üretim modelleri, kriz dönemlerinde tedarik zincirleri ve teknolojik dönüşüm konuları ele alındı. Moderatörlüğünü Prof. Dr. Köksal Hazır’ın yaptığı panelde Tarım ve Orman İl Müdürü Erdem Karadağ, Prof. Dr. Okan Özkaya, Ferhat Gürüz ve Dr. Tayfun Yücesoy konuşmacı olarak yer aldı. Özellikle Dr. Tayfun Yücesoy’un yaptığı kapsamlı sunum, tarımın geleceğine ilişkin çarpıcı veriler ve dikkat çekici değerlendirmeler içerdi. Zirvede konuşan Dr. Tayfun Yücesoy; Türkiye’nin tarım, su, enerji ve lojistik alanlarında giderek büyüyen kırılganlıklarla karşı karşıya olduğunu söyledi. Tarım sektöründe artık yalnızca üretimin değil, sürdürülebilirlik ve krizlere karşı dayanıklılığın da hayati hale geldiğini vurgulayan Yücesoy; “Türkiye artık su stresi yaşayan bir ülke. Mevcut gidişat devam ederse kısa süre içerisinde su kıtlığı yaşayan ülkeler sınıfına gireceğiz.” dedi.

GÜRÜZ: YAŞ MEYVE SEBZEDE EN KRİTİK KONU LOJİSTİK

Lojistik Zirvesi 2026’da konuşan Menas Yönetim Kurulu Başkanı Ferhat Gürüz ise Türkiye’nin yaş meyve sebze üretiminde dünyanın önemli ülkelerinden biri olduğunu ancak sektörün iklim krizleri, lojistik maliyetleri ve küresel rekabet nedeniyle zorlu bir süreçten geçtiğini söyledi. Gürüz, özellikle son yıllarda yaşanan don, sel ve fırtına olaylarının üretimi ciddi şekilde etkilediğini belirterek; “Yaş meyve sebze sektöründe saatlerle yarışıyoruz. Ürünü hızlı ulaştıramazsanız pazarı kaybedersiniz.” dedi. Türkiye’nin yıllık yaklaşık 55 milyon ton yaş meyve ve sebze üretimi gerçekleştirdiğini belirten Gürüz, bunun yaklaşık 5 milyon tonluk kısmının ihraç edildiğini söyledi. İhracat rakamlarının yıllara göre değişiklik gösterdiğini kaydeden Gürüz, özellikle son iki yılda yaşanan iklim olaylarının hem üretimi hem fiyatları doğrudan etkilediğini ifade etti. Geçen yıl yaşanan don olaylarının meyve üretiminde büyük kayıplara yol açtığını belirten Gürüz, “Mart ve nisan aylarında tam çiçeklenme döneminde yaşanan don nedeniyle kiraz başta olmak üzere birçok üründe ciddi kayıplar yaşandı. Vatandaşlarımız da bunu pazarda ve markette yüksek fiyat olarak gördü.” dedi. Sebze üretiminde ise Mersin ve Antalya’daki olumsuz hava koşullarının etkili olduğunu belirten Gürüz, “Aralık ve ocak aylarında yaşanan fırtına, sel ve şiddetli rüzgâr; seralara zarar verdi. Bu nedenle özellikle kış aylarında sebze fiyatlarında ciddi artış yaşandı” ifadelerini kullandı.

 “NARENCİYEDE AVRUPA PAZARI DARALIYOR”

Türkiye’nin narenciye üretiminde önemli ülkeler arasında yer aldığını söyleyen Gürüz, özellikle Avrupa pazarında rekabetin her geçen yıl daha da zorlaştığını ifade etti. İspanya başta olmak üzere Avrupa Birliği ülkelerinin narenciyede güçlü üretici konumunda olduğunu belirten Gürüz; “İtalya, Yunanistan ve İspanya gibi ülkeler hem lojistik avantajları hem de Avrupa Birliği içerisindeki korumacı yapı nedeniyle pazarda önemli avantajlara sahip.” dedi. Türkiye’nin Batı Avrupa’daki narenciye ihracatında son yıllarda düşüş yaşandığını belirten Gürüz, buna karşılık Rusya, Belarus ve eski Sovyet ülkelerine yapılan ihracatta artış görüldüğünü söyledi. Özellikle Rusya ve çevresindeki ülkelerde narenciye tüketiminin yükseldiğini belirten Gürüz, “Soğuk iklim nedeniyle C vitamini tüketimi çok yüksek. Çocukluktan itibaren narenciye tüketim alışkanlığı oluşuyor. Bu da bizim için önemli bir pazar oluşturuyor” ifadelerini kullandı. Narenciye ihracatında Türkiye’nin en önemli rakiplerinden birinin Mısır olduğunu söyleyen Gürüz, özellikle düşük işçilik maliyetleri nedeniyle Mısır’ın küresel pazarda avantaj sağladığını belirtti. “Mısır’da üretim maliyetleri çok düşük. İşçilik ucuz olduğu için fiyat rekabetinde ciddi avantaj elde ediyorlar” diyen Gürüz, buna rağmen Türkiye’nin kalite ve lojistik avantajıyla önemli pazarlarda güçlü kalmaya devam ettiğini ifade etti. Uzak Doğu pazarında Türk ürünlerine yönelik ilginin arttığını söyleyen Gürüz, özellikle narenciye ihracatında yeni pazarlara açılmaya devam ettiklerini belirtti.

“SURİYE HATTININ AÇILMASI İHRACATA NEFES ALDIRACAK”

Ortadoğu pazarında son yıllarda savaşlar ve bölgesel krizler nedeniyle lojistik sorunlar yaşandığını ifade eden Gürüz, son dönemde yaşanan gelişmelerin sektör açısından umut verici olduğunu söyledi. Yaklaşık 20-25 gündür Türk tırlarının yeniden Suriye üzerinden Körfez ülkelerine geçiş yapmaya başladığını belirten Gürüz, bunun ihracat açısından büyük avantaj sağlayacağını ifade etti. “Suudi Arabistan, Dubai, Katar ve Kuveyt gibi ülkelere artık yeniden kara yoluyla ulaşabiliyoruz. Bu bizim için çok önemli” diyen Gürüz, daha önce konteyner taşımacılığı nedeniyle teslim sürelerinin 20-25 günü bulduğunu söyledi. Kara yolu geçişlerinin yeniden başlamasının hem lojistik maliyetlerini düşüreceğini hem de ürünlerin daha hızlı ulaştırılmasını sağlayacağını ifade eden Gürüz, “Yaş meyve sebze sektöründe zaman en kritik unsur. Ürün taze kalmalı. Saatlerle yarışıyoruz.” dedi. Ortadoğu hattındaki normalleşmenin Türkiye’nin yaş meyve sebze ihracatını yeniden hızlandıracağını düşündüklerini belirten Gürüz, lojistik altyapısının güçlendirilmesinin sektörün geleceği açısından kritik önemde olduğunu sözlerine ekledi.

KARADAĞ: MERSİN, TÜRKİYE’NİN EN GÜÇLÜ ÜRETİM MERKEZLERİNDEN BİRİ

Lojistik Zirvesi 2026’da konuşan Mersin İl Tarım ve Orman Müdürü Erdem Karadağ ise Mersin’in tarım, hayvancılık, su ürünleri ve ihracat alanında Türkiye’nin en güçlü üretim merkezlerinden biri olduğunu söyledi. Mersin’in yaş sebze meyve ihracatında Türkiye lideri olduğunu belirten Karadağ, “Türkiye’de ihraç edilen yaş sebze ve meyvenin yaklaşık dörtte biri Mersin üzerinden dünyaya gönderiliyor.” dedi. Mersin’in tarımsal potansiyeline ilişkin kapsamlı bilgiler paylaşan Karadağ, Mersin’in yalnızca üretim açısından değil, ihracat, lojistik, su ürünleri, hayvancılık ve işleme sanayisi bakımından da Türkiye’nin en stratejik şehirlerinden biri olduğunu ifade ederek; kentin tarım ekonomisindeki ağırlığının her geçen yıl daha da arttığını söyledi. Mersin’in yaklaşık 2 milyon nüfusu, 16 milyon dekarlık topografyası ve 321 kilometrelik kıyı şeridiyle çok büyük bir üretim gücüne sahip olduğunu belirten Karadağ, kentte 1159 personelle tarım, hayvancılık ve gıda alanında hizmet yürüttüklerini söyledi. Kent genelinde yaklaşık 3 milyon 300 bin dekarlık alanda aktif tarımsal üretim yapıldığını ifade eden Karadağ, Mersin’in özellikle meyve üretiminde Türkiye’nin lider kentlerinden biri olduğunu dile getirdi. “Mersin’de 1 milyon 607 bin dekarlık meyve alanımız var. Alan büyüklüğü bakımından Türkiye’de 6. sıradayız ancak üretim miktarı bakımından 1’inci sıradayız” diyen Karadağ, kentte yıllık yaklaşık 3 milyon 600 bin ton meyve üretimi gerçekleştirildiğini söyledi.

“NERGİSTE TÜRKİYE BİRİNCİSİ OLDUK”

Son yıllarda süs bitkileri alanında da önemli bir atılım gerçekleştirdiklerini belirten Karadağ, özellikle nergis üretiminde Türkiye’de ilk sıraya yükseldiklerini açıkladı. Tarsus’ta kesme çiçek ve kesme gül üretimine yönelik büyük bir sera organize sanayi bölgesi kurmayı planladıklarını söyleyen Karadağ, çalışmaların devam ettiğini ifade etti. “Eğer planladığımız sera OSB hayata geçerse, Mersin yalnızca yaş sebze ve meyvede değil, süs bitkileri ve kesme çiçek üretiminde de Türkiye’nin en güçlü merkezlerinden biri olacak.” dedi. Sebze üretiminde de Mersin’in çok önemli bir konumda bulunduğunu belirten Karadağ, kentte yaklaşık 240 bin dekarlık alanda sebze üretimi yapıldığını söyledi. Alan bakımından Türkiye’de 10’uncu sırada olmalarına rağmen üretim miktarında Antalya’dan sonra ikinci sırada yer aldıklarını ifade eden Karadağ, özellikle örtü altı üretimde Mersin’in kritik bir rol üstlendiğini dile getirdi. 2025 yılında yaşanan zirai don olaylarının üretimi ciddi şekilde etkilediğini söyleyen Karadağ; özellikle şeftali, nektarin ve sert çekirdekli meyvelerde büyük kayıplar yaşandığını belirtti. Şubat, mart ve nisan aylarında üç ayrı don olayı yaşandığını ifade eden Karadağ, “Bazı ürünlerde neredeyse hiç ürün alamadık. Özellikle sert çekirdekli meyveler bu süreçten çok ciddi zarar gördü.” dedi.

“MERSİN’DE 24 COĞRAFİ İŞARETLİ ÜRÜN BULUNUYOR”

Ürünlerin katma değer kazanabilmesi için coğrafi işaret çalışmalarına büyük önem verdiklerini belirten Karadağ, Mersin’de şu anda 24 coğrafi işaretli ürün bulunduğunu söyledi. Bazı ürünler için de tescil süreçlerinin devam ettiğini ifade eden Karadağ, özellikle yöresel ürünlerin markalaştırılmasının üretici açısından önemli avantaj sağladığını kaydetti. Hayvancılık alanında da Mersin’in güçlü bir potansiyele sahip olduğunu söyleyen Karadağ, kentte yaklaşık 1 milyon 800 bin küçükbaş hayvan bulunduğunu belirtti. Bunun yaklaşık 818 bininin keçi olduğunu ifade eden Karadağ, “Keçi varlığı bakımından Türkiye’de birinci sıradayız.” dedi. Kanatlı sektöründe de çok büyük bir üretim kapasitesi bulunduğunu belirten Karadağ, kent genelinde bin 338 kümes bulunduğunu söyledi. Bu kümeslerin büyük bölümünün etlik piliç üretimi yaptığını ifade eden Karadağ, “Yıllık yaklaşık 130 milyon tavuk üretim kapasitesine sahibiz” diye konuştu. Arıcılık sektöründe de son yıllarda kuraklık nedeniyle ciddi kayıplar yaşandığını söyleyen Karadağ, Mersin’in kovan sayısında Türkiye’de ilk 5 il arasında yer aldığını ifade etti. Ancak kurak geçen yılların bal üretimini ciddi şekilde etkilediğini belirten Karadağ, “Bir dönem 3 bin 400 ton seviyelerinde olan bal üretimimiz bin 800-bin 900 tonlara kadar düştü.” dedi. Mersin’in ihracat açısından Türkiye’nin en kritik kentlerinden biri olduğunu vurgulayan Karadağ, yaş sebze meyve ihracatında Türkiye lideri olduklarını söyledi. “Türkiye’de ihraç edilen yaş sebze ve meyvenin yaklaşık yüzde 25’i Mersin üzerinden gönderiliyor” diyen Karadağ, kentin liman ve lojistik altyapısıyla tarım ticaretinin merkezi konumunda bulunduğunu ifade etti. Kentten geçen yıl toplam 3 milyon 266 bin tonluk gıda ihracatı gerçekleştirildiğini belirten Karadağ, ancak zirai don nedeniyle ihracatta ciddi düşüş yaşandığını söyledi. 2024 yılında yaklaşık 4 milyon 700 bin ton olan ihracatın 2025’te 3 milyon 266 bin tona gerilediğini ifade eden Karadağ, yaklaşık 1,5 milyon tonluk düşüş yaşandığını belirtti. İthalat ve ihracat değerlerine ilişkin de bilgi veren Karadağ, 2025 yılı itibarıyla ithalat değerinin yaklaşık 48-49 milyar lira, ihracat değerinin ise 62 milyar lira seviyesinde gerçekleştiğini söyledi.

“BAKLİYATIN YÜZDE 98’İ MERSİN ÜZERİNDEN İŞLEM GÖRÜYOR”

Mersin’in yalnızca üretimde değil, tarımsal işleme sanayisinde de Türkiye’nin merkezi konumunda olduğunu belirten Karadağ; özellikle bakliyat sektörüne dikkat çekti. Kentte yaklaşık 110 bakliyat işleme tesisi bulunduğunu ifade eden Karadağ, Türkiye’deki bakliyat ithalat ve ihracatının yaklaşık yüzde 98’inin Mersin üzerinden gerçekleştiğini söyledi. “Mersin’de mercimek ya da nohut üretim alanları çok geniş değil. Ancak Türkiye’nin farklı bölgelerinden ve yurt dışından gelen ürünler burada işleniyor, paketleniyor ve yeniden ihracata hazırlanıyor.” dedi. Bakliyat işleme kapasitesinin yaklaşık 4 milyon 400 bin ton seviyesinde olduğunu belirten Karadağ, Mersin’in bu alanda Türkiye’nin en büyük merkezlerinden biri olduğunu kaydetti. Tarım İl Müdürlüğü’nün sorumluluk alanının yalnızca tarla ve bahçelerle sınırlı olmadığını söyleyen Karadağ, kent genelinde yaklaşık 84 bin işletmenin denetim ve kontrolünden sorumlu olduklarını belirtti. Mersin’de yaklaşık 44 bin kayıtlı çiftçi bulunduğunu ifade eden Karadağ, kayıt dışı üreticilerle birlikte bu sayının 70-80 binlere ulaştığını söyledi. Kentte ayrıca 20 bin hayvancılık işletmesi, 21 bin gıda işletmesi, yüzlerce zirai ilaç ve gübre bayisinin faaliyet gösterdiğini belirten Karadağ; çok geniş bir üretim ekosistemine sahip olduklarını ifade etti.

“SU ÜRÜNLERİ CARİ FAZLA VEREN TEK SEKTÖR”

Su ürünleri alanında da Mersin’in önemli bir üretim merkezi olduğunu söyleyen Karadağ, kentte yaklaşık 2 bin balıkçının faaliyet gösterdiğini belirtti. Mersin’de 20 farklı kafes balıkçılığı işletmesi bulunduğunu ifade eden Karadağ, toplam üretim kapasitesinin 64 bin ton seviyesine ulaştığını söyledi. Geçen yıl yaklaşık 33-34 bin tonluk üretim gerçekleştirildiğini belirten Karadağ, bu ürünlerin büyük bölümünün ihraç edildiğini kaydetti. “Tarım sektörleri içerisinde cari fazla veren tek alan şu anda su ürünleri sektörü” diyen Karadağ, ihracat potansiyelinin her geçen yıl büyüdüğünü ifade etti. 2025 yılında yaşanan zirai don felaketinden etkilenen üreticilere yönelik büyük destek programı uygulandığını söyleyen Karadağ, yaklaşık 15 bin çiftçiye toplam 1 milyar 62 milyon liralık destek sağlandığını açıkladı. Normal tarımsal desteklerin dışında ek destekler verildiğini belirten Karadağ, üreticinin ayakta kalması için yoğun çalışma yürüttüklerini ifade etti. 2025 yılı sonunda Mersin’in toplam tarımsal üretim değerinin yaklaşık 150 milyar liraya ulaşmasının beklendiğini kaydeden Karadağ, yaşanan tüm doğal afetlere rağmen Mersin’in üretim gücünü korumaya devam ettiğini sözlerine ekledi.



Yorum Ekle comment Yorumlar (0)

 
 
  SOSYAL MEDYA
 
 
  GAZETEMİZ
 
 
  BASIN İLAN
 
 
  HAVA DURUMU
 
 
  FACEBOOK
 

 
 
 


 

Siteden yararlanırken yayın politikamızı okumanızı tavsiye ederiz. mersinhakimiyet.com © Copyright 2019-2026 Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kopyalanamaz, kullanılamaz. mersinhakimiyet.com basın ve yayın meslek ilkelerine uyar.

URA MEDYA