MERVE KANKAN
Mersin Üniversitesi bünyesinde faaliyet gösteren 60+ Tazelenme Üniversitesi’nde eğitim alan emekli banka çalışanı Hacı Bayram Arslantaş, Erasmus benzeri yurtdışı programıyla Sırbistan’ın başkenti Belgrad’a giderek unutulmaz bir deneyim yaşadı. Arslantaş, “Evde boş geçireceğimiz zamanı burada değerlendiriyoruz. Hayata yeniden başlamış gibi olduk.” dedi.
Mersin Üniversitesi 60+ Tazelenme Üniversitesi öğrencisi Hacı Bayram Arslantaş: Bu proje sayesinde dünyaya yeniden açıldık.
Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz? Tazelenme Üniversitesi ile yollarınız nasıl kesişti?
Ben Hacı Bayram Arslantaş. 1954 Sivas doğumluyum. Yüksekokul mezunuyum ve Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası’nda 35 yıl çalıştıktan sonra emekli oldum. Yaklaşık 13 yıldır Mersin’de yaşıyorum. Üç çocuğum da Mersin’de ikamet ediyor. Tazelenme Üniversitesi ile tanışmam ise kızım sayesinde oldu. Kızım üniversitede görev yapıyor. Kendisi Sağlık Bilimleri Fakültesi’nde dekan yardımcısı. Böyle bir program olduğunu öğrenince bize de önerdi ve “Baba sizi de dahil ediyorum.” dedi. Böylece yolumuz kesişmiş oldu. 2024 yılının eylül ayında başladık. Şu anda ikinci sınıfı tamamladık ve üçüncü sınıfa geçtik. Seneye inşallah üçüncü sınıf eğitimimize devam edeceğiz.
Tazelenme Üniversitesi tam olarak nasıl bir proje? 60 yaş üstü bireylere ne gibi katkılar sağlıyor?
Tazelenme Üniversitesi, bugün Türkiye’de yaklaşık 30 üniversitede uygulanan çok önemli bir proje. Biz kayıt olduğumuz dönemde bu sayı 9 civarındaydı. Proje ilk olarak İspanyol bir profesör tarafından ortaya konulmuş ve dünya çapında uygulanan bir çalışma haline gelmiş. Amacı ise 60 yaş üstü bireylerin topluma yük olmadan, sosyal hayatın içinde, sağlıklı ve aktif şekilde yaşamlarını sürdürebilmelerini sağlamak. İnsanların hem zihinsel hem fiziksel açıdan aktif kalmalarına katkı sunuyor. Mersin Üniversitesi bünyesinde de çalışmalar çok güzel ilerliyor. Sınıflarımız yaklaşık 54 kişilik. Bize birçok farklı bilim dalında eğitimler veriliyor. Haftada iki gün ders görüyoruz. Bunun yanında kinetik çalışmalar, nefes egzersizleri, spor aktiviteleri ve çeşitli sosyal etkinlikler de programın içinde yer alıyor.
Mersin Üniversitesi bünyesindeki çalışmalar nasıl ilerliyor? Hangi eğitimler ve etkinlikler yapılıyor?
Üniversitede oldukça kapsamlı bir eğitim sistemi uygulanıyor. Bir üniversite öğrencisinin aldığı pek çok ders bize de veriliyor. Profesörler, doçentler ve doktor öğretim üyeleri gelip bire bir ders anlatıyor. Sağlıktan sosyal yaşama, teknolojiden kişisel gelişime kadar çok geniş bir içerik sunuluyor. Açıkçası esprili şekilde söylüyorum; neredeyse ameliyata sokmadıkları kaldı. Onun dışında üniversite öğrencilerinin aldığı pek çok eğitimi biz de alıyoruz. Bu durum bizim için hem sosyal hem psikolojik açıdan çok kıymetli. Evde boş zaman geçirmek yerine aktif bir yaşamın içinde oluyoruz.
Erasmus benzeri yurtdışı programına katılma süreciniz nasıl gelişti? Bu geziye kaç kişi katıldı?
Bu proje Türkiye’de ilk kez Mersin Üniversitesi tarafından uygulandı. Erasmus benzeri yetişkin eğitimi hareketliliği kapsamında Sırbistan’ın başkenti Belgrad’a gittik. Proje çalışmaları 2025 yılının şubat ayında başladı. Tüm masraflar Erasmus kapsamında karşılandı. Biz hiçbir ücret ödemeden bu programa katıldık. 18-24 Mayıs tarihleri arasında Belgrad’da bulunduk. Geziye 20 öğrenci ve 5 görevli katıldı. Çoğumuz 60 yaş üstüydük. İçimizde ilk kez uçağa binen, ilk kez yurtdışına çıkan arkadaşlarımız vardı. O heyecanı görmek gerçekten çok güzeldi.
Belgrad gezisinde sizi en çok etkileyen şey ne oldu?
Bizi en çok etkileyen şeylerden biri Tuna Nehri’ni görmek oldu. Tarih kitaplarından, şarkılardan bildiğimiz Tuna Nehri’ni yerinde görmek hepimiz için çok özel bir duyguydu. Bunun yanında şehir düzeni ve yaşam sistemi de dikkatimizi çekti. Toplu taşıma tamamen düzenliydi. Araçların hangi saniyede geleceği bile belliydi ve hiç aksama olmuyordu. Ayrıca şehirlerin düzeni, doğanın korunmuş olması, temiz caddeler ve trafik disiplini bizi çok etkiledi. Kaldığımız süre boyunca neredeyse hiç korna sesi duymadık. İnsanlar trafik kurallarına büyük bir titizlikle uyuyordu. İklim de bizim için farklı bir deneyimdi. Mersin’in nemli havasından sonra Belgrad’ın kuru ve serin havası hepimize çok iyi geldi.
Gittiğiniz üniversitelerde nasıl karşılandınız?
Üniversitede öğretim görevlileri bizi çok sıcak karşıladı. Özellikle yaşımızdan dolayı bize ayrıca saygı gösterdiler. Öğretim üyeleri oldukça donanımlıydı. Üniversiteleri de çok gelişmiş ve düzenliydi. Bizimle yakından ilgilendiler. Hatta onlar da kendi ülkelerinde benzer projeleri hayata geçirmek istediklerini söylediler.
Program kapsamında bilgi teknolojileri ve yapay zekâ üzerine neler konuşuldu?
Orada yapay zekâ ve teknoloji üzerine eğitimler aldık. Bir profesör bize yapay zekânın hayatımıza ne kadar hızlı girdiğini anlattı. Biz de bazı çekincelerimizi paylaştık. Özellikle yanlış bilgi ve aldatıcı içerikler konusunda endişelerimizi söyledik. Onlar da bu konuda dikkatli olunması gerektiğini ancak doğru kullanıldığında yapay zekânın çok faydalı olacağını anlattılar. “Yapay zekâdan korkmayın ama ona tamamen bağımlı da olmayın” tavsiyesinde bulundular.
Yurt dışındaki eğitim sistemi ile Türkiye’deki uygulamalar arasında ne gibi farklar gördünüz?
Yurt dışındaki üniversitelerin daha özgür, daha düzenli ve daha donanımlı olduğunu gözlemledik. Kampüsler oldukça temizdi ve insanlar kurallara daha disiplinli şekilde uyuyordu. Ancak gençler her yerde aynı. Oradaki öğrenciler de bizim öğrencilerimiz gibi telefonlarıyla, bilgisayarlarıyla ilgileniyorlardı. Bizi en mutlu eden şey ise yaşlı öğrenci olduğumuzu gördüklerinde bize duydukları saygı oldu.
Bu tür projelerin ileri yaş bireylerin sosyal yaşamına ve psikolojisine nasıl katkı sunduğunu düşünüyorsunuz?
Bu projelerin çok değerli olduğunu düşünüyorum. Çünkü insanın bakış açısını değiştiriyor. Konuşmalarımız değişti, sosyal hayata yaklaşımımız değişti, hatta yeme içme alışkanlıklarımız bile değişti. Sosyal medyayı kullanma biçimimiz bile farklılaştı. Kendimizi yeniden üniversite öğrencisi gibi hissettik. Açık öğretim mezunuyum ama yıllar sonra tekrar sıralara oturmak bana gençliğimi hatırlattı.
Tazelenme Üniversitesi’ne katılmak isteyen 60 yaş üstü vatandaşlara neler söylemek istersiniz?
Kesinlikle herkesin katılmasını tavsiye ederim. Çünkü tamamen gönüllülük esasına dayanıyor ve herhangi bir ücret alınmıyor. Bize ders veren akademisyenler ve uzmanlar da gönüllü olarak geliyor. Ayrıca öğretim üyeleri bizim derslere ilgimizin genç öğrencilerden bile daha yüksek olduğunu söylüyorlar. Bu da bizi çok mutlu ediyor. Her yıl eylül ayında kayıtlar açılıyor. Belirlenen günlerde başvuru yapılıyor. Küçük bir değerlendirme süreci oluyor ama herkesin rahatlıkla katılabileceği bir sistem.
Bundan sonraki hedefleriniz ve yeni proje planlarınız neler?
Şu an üçüncü sınıfa geçtik. İlerleyen süreçte yüksek lisans ve doktora benzeri çalışmaların da olabileceği konuşuluyor. Belki ileride bu programlardan mezun olan arkadaşlarımız başka öğrencilere eğitim verecek. İnşallah bizim grubumuzdan da bu seviyeye ulaşan arkadaşlarımız olur.
Bu deneyim size kişisel olarak ne kattı?
Gerçekten hayata yeniden başlamış gibi olduk. Benim kızım Doçent Doktor Özlem Elvan da bize ders verdi. Arkadaşlarımız onun derslerini çok beğendi ve tekrar anlatmasını istiyorlar. Üniversite ortamına yeniden dönmek, gençlerle aynı atmosferi paylaşmak insana büyük enerji veriyor.
Son olarak toplumda yaşlılık algısının değişmesi adına bu tür projelerin önemini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Toplumdaki yaşlılık algısının değişmesi için eğitimin çok önemli olduğunu düşünüyorum. Bu tür programlara katılan insanlar daha sosyal, daha bilinçli ve daha aktif hale geliyor. İnsanların hayata bakışı değişiyor. Keşke imkân olsa da Türkiye’deki tüm 60 yaş üstü bireyler bu projelerden faydalanabilse. Bizlere bu fırsatı sunan Mersin Üniversitesi’ne, Erasmus programına ve emeği geçen tüm akademisyenlere teşekkür ediyorum. Erasmus Yetişkin Eğitimi Öğrenci ve Personel Hareketliliği kapsamında desteklenen Tazelenme Üniversitesi Kapasite Gelişimi Projesi’nde; Proje Koordinatörü Öğretim Görevlisi İbrahim Duvan, Hemşirelik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Duygu Vefik Ulucay Yılmaz, Doç. Dr. Tuğba Güner Emül, Öğretim Görevlisi Dr. Özge Gülzerey ve Erasmus Görevlisi Ahmet Abalı yer aldı. Dr. Özge Gülzerey gezi boyunca tercümanlık ve koordinasyon desteği sağlarken, proje ekibi öğrencilerin tüm süreçlerde yanında oldu.
|