BAHA SADIK AKINER
İş insanı Mekin Merter Salt, Leonard Ramsden Hartill’in yazdığı ve Türkçeye Abdülkadir Özkan’ın çevirdiği “1915 Olaylarının İç Yüzü: Bir Ermeni’nin Hatıratı” adlı kitabı, Mersin’deki “Kentine Duyarlı İnsanlar” whatsapp grubunda yorumladı.
İş insanı Özcan Demir tarafından kurulan ve 1000’i aşkın kent sevdalısı üye sayısıyla Mersin’in sorunlarını, geleceğini ve kültürel yapısını dinamik bir şekilde tartışan dijital bir sivil toplum platformu olan "Kentine Duyarlı İnsanlar" whatsapp grubunda zaman zaman okuduğu kitaplar hakkında paylaşımlar yapan iş insanı Mekin Merter Salt, son olarak Leonard Ramsden Hartill’in yazdığı ve Türkçeye Abdülkadir Özkan’ın çevirdiği “1915 Olaylarının İç Yüzü: Bir Ermeni’nin Hatıratı” adlı kitabı grupta yorumladı.
KİTABIN İLK BASKISI 1928 YILINDA YAPILDI
İlk baskısının 1928 yılında yapıldığı eser; “Ohannes Apresyan” isimli bir Ermeni subayının 19. yüzyılın sonlarından 1921’e kadar geçen sürede şahit olduğu kanlı olayları birinci ağzından okura anlattığı hatıralarından oluşuyor.
ESERDE OHANNES’İN ÖZELEŞTİRİSİ VE EMPATİSİ VAR
Öznel bir anlatı tarzı olan eser, Ohannes’in zaman zaman özeleştiri ve empati yaptığı bölümlerle tarih araştırmacılarına Birinci Dünya Savaşı ve 1905-1920 arası dönemde yaşanan acılara başka bir zaviyeden bakma şansı veriyor. Çocukluğunu Azerbaycan’da Türklerle geçiren Ohannes, duyduğu sempatiden midir bilinmez, yer yer Türk dostlarıyla olan diyaloglarına da yer vererek hem Türk hem de Ermeni zaviyesinde çatışmaların ne denli akıl almaz bir faciaya dönüştüğünü, harabeye dönen köylerdeki cesetlerin nasıl kurtlara meze olduğunu açık yüreklilikle anlatıyor.
PAŞİNYAN: BATILILAR ERMENİLER KONUSUNDA ASLA SAMİMİ OLMADILAR, BİZİ OSMANLI’YA KARŞI HEP KIRBAÇ OLARAK KULLANDILAR
Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan’ın, Ermeni-Türk düşmanlığının iki topluma ama özellikle Ermenilere zarardan başka bir şey getirmediğini gördüğünü ve bugünkü Ermeni-Türk ilişkilerinde yeni bir sayfa açmak için büyük riskleri göze alarak yaptığı, açılım ve barış çabalarını aktarmak için bu kitabı seçtiğini belirten Mekin Merter Salt, “Paşinyan’ın batılılar hakkındaki şu sözleri aslında Ermeni ulusunun uyanışı içinde bir kilometre taşıdır. Paşinyan diyor ki; ‘Batılılar Ermeniler konusunda asla samimi olmadılar, bizi Osmanlı’ya karşı hep kırbaç olarak kullandılar. Ermeni halkı, jeopolitik entrikaların ve sahte vaatlerin kurbanı oldu.’ Bu sözlerinden belki de en dikkat çekici olanı, ‘Ermeni soykırımı’ anlatısı neden 1939’da yoktu da 1950’lerde ortaya çıktı?’ Bunun nedenini anlamaya çalışmalıyız.” dedi.
“BATILI GÜÇLER ERMENİLERİ HEP KIŞKIRTTI”
Bu ifadelerin yenilir yutulur ifadeler olmadığı gibi batılı güçlerin yüzüne çarpılan tarihi hakikatlerin şamarı olduğunu söyleyen Salt, “Paşinyan büyük riskleri göze alarak küçük, fakir ve gelişmemiş Ermenistan’ın artık savaş psikolojisinden kurtulup, az olan kaynaklarını savaşa değil de kalkınmaya ayırması gerektiğini söylüyor. Paşinyan, kendilerini hep kışkırtan başta batılı güçler, hatta Ermeni diasporasının iş taşın altına elini koymaya geldiğinde geri durduğunu ve onlara güvenerek politikalar üretilemeyeceğini gören bir lider.” ifadelerini kullandı.
“OHANNES, RUS ORDUSUNDA YER ALAN BİR ERMENİ SUBAY”
Kitabın yazarının bir Amerikalı olduğunu ama anlatıcının bu olayları bizzat yaşayan Birinci Dünya Savaşı’nda Rus ordusunda subay olarak bulunan “Ohannes” isimli bir Ermeni genci olduğunu belirten Mekin Merter Salt, “Kendisi zengin bir Ermeni çiftçinin oğlu. Olaylar başlayana kadar köylerinde Türklerle birlikte huzur içinde yaşamaktalar. Ne zaman ki Bolşevik İhtilali başlar, Rus ordusunda emir komuta zinciri bozulur, Rus subayları giderler, Rus ordusunun silahlarına el koyan Rus ordusundaki Ermeni unsurlar Türk köylerinde katliamlara başlarlar; işte o zaman her şey değişir. Ohannes olayları anlatırken tarafsız kalmaya empati yapmaya dikkat eder.” dedi.
ESERDE GERÇEK YAŞANMIŞ HİKÂYELER, TARAFSIZ BİR ŞEKİLDE ELE ALINMIŞ
Kitapta Ermeniler tarafından yapılan katliamların da anlatıldığını söyleyen Salt, “Yine Ohannes eserdeki başka bir anlatısında, ‘Bir gece vakti harabeye dönmüş bir Türk köyünden geçiyordum. Yıkılmış evlerden birinin önünde yanan ateş dikkatimi çekti. Ateşe doğru yürüdüm. Bir grup Ermeni asker, aralarında henüz çocuk yaştaki iki Türk kızı ile oturuyordu. Kızların ağladığını fark ettim. Köydeki her şey etrafa saçılmıştı. Sokaklar ceset kaynıyordu. Anlaşılan kızları kurtarmak için geç kalmıştım. Yine de zavallılara yardım etmek istedim. Onlara Türkçe seslenerek artık korkmamalarını söyledim. Bir zarar vermeyeceğimi, onlara yardım etmek istediğimi söylediğimde acınası bir halde ağlamaya devam ettiler. Kızları alarak köyden uzaklaştım. Sanki savaş ganimetlerinin ellerinden alındığı hissine kapılan askerler bundan hoşlanmamıştı’ ifadeleri yer alıyor. Kitapta bunun gibi daha acınası nice anlatılar var. ‘Bir başka Türk köyünde gırtlağı kesilmiş bir kadın cesedinin üstünde 1 yaşlarında kız çocuğu süt emmeye çalışıyor’ diye anlatılmış” ifadelerini kullandı.
“BU KİTABI MUTLAKA OKUMALISINIZ”
Savaş kötü olduğunu, hele ki iç savaşın daha da kötü olduğunu belirten Mekin Merter Salt son olarak; “Emperyalist emeller uğruna yüzyıllarca beraber yaşamış iki milletin birbirine düşman edilmesi ile ortaya çıkan manzara bu. Kitapta çok daha kötü olayların tasviri olduğu gibi tam bir Ermeni kültür milliyetçisi olan Ohannes’in Ermeni toplumu, kültürü, yaşam biçimi ile ilgili güzel anlatılara da şahit olacaksınız. Önce Rusların sonra da İngilizlerin onları nasıl yüzüstü bıraktığını anlayacaksınız. Bolşeviklerin Ermenistan’a hakim olunca Taşnakçı Ermenilere yaptığı toplu katliamı, bunun sonucu Ermenilerin Zengezur üzerinden İran’a toplu kaçışlarını göreceksiniz. Oraya daha önce kaçan Rusların, o görmüş geçirmiş ailelere mensup Rus kadınlarının Tebriz pavyonlarında nasıl rezil olduklarını ibretle okuyacaksınız.” dedi.
|