Yapay zekâ teknolojilerinin hızla gelişmesi, akıllı telefon kameralarının profesyonel ekipmanlarla yarışır hale gelmesi ve sosyal medyanın fotoğraf üretim alışkanlıklarını değiştirmesi, fotoğrafçılık dünyasında yeni bir dönemin kapılarını araladı.
ABDULLAH ÖZTÜRKMEN
Fotoğraf sanatının geleceği ve mesleğin dönüşümü tartışılırken; Fotoğrafçı Ercan Çay, yapay zekânın etkilerinden sosyal medyanın rolüne kadar birçok konuda önemli değerlendirmelerde bulundu.
Yapay zekânın birçok sektörde olduğu gibi fotoğrafçılık alanında da etkisini güçlü şekilde hissettirdiğini belirten Çay, teknolojinin hem avantajlar hem de bazı riskler barındırdığını söyledi.
“TEKNOLOJİ NE KADAR GELİŞİRSE GELİŞSİN, BİR FOTOĞRAFIN HİKÂYESİNİ, DUYGUSUNU VE ÂNIN DEĞERİNİ BELİRLEYEN YİNE İNSANDIR”
Yapay zekâ destekli uygulamaların fotoğraf düzenleme süreçlerini önemli ölçüde hızlandırdığını ifade eden Çay, “Eskiden saatler süren rötuş işlemleri bugün birkaç dakika içinde yapılabiliyor. Işık düzenlemeleri, renk düzeltmeleri, arka plan değişiklikleri ve çeşitli efektler artık yapay zekâ sayesinde çok daha hızlı gerçekleştirilebiliyor. Bu durum fotoğrafçıların iş yükünü azaltırken üretim süreçlerini de kolaylaştırıyor.” dedi. Ancak yapay zekânın yalnızca bir araç olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Çay, “Teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin, bir fotoğrafın hikâyesini, duygusunu ve ânın değerini belirleyen yine insandır. Makine görüntü oluşturabilir ama o anı yaşayamaz” diye konuştu.
“FOTOĞRAF SANATINI TEHDİT ETMİYOR, YENİ BİR ALAN OLUŞTURUYOR”
Yapay zekâ ile üretilen görsellerin son dönemde büyük ilgi gördüğünü belirten Ercan Çay, bunun fotoğraf sanatını tamamen ortadan kaldıracak bir gelişme olmadığını söyledi. “Yapay zekâ ile oluşturulan görseller ile gerçek fotoğraf arasında önemli bir fark var” diyen Çay, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bir fotoğraf, yaşanmış bir anın kaydıdır. Bir düğünde çekilen kare, bir spor müsabakasındaki sevinç ya da bir çocuğun gülümsemesi gerçektir. Yapay zekâ ise var olmayan bir görüntü üretir. Bu nedenle fotoğraf sanatı ile yapay zekâ görselleri birbirinden farklı alanlar olarak değerlendirilmelidir. Yapay zekâ fotoğraf sanatını tehdit etmekten çok, dijital sanat alanında yeni bir kulvar oluşturuyor.” Çay, özellikle belgesel fotoğrafçılığı, basın fotoğrafçılığı ve anı belgeleyen çalışmaların, insan fotoğrafçılara olan ihtiyacı uzun yıllar boyunca devam ettireceğini ifade etti.
“AKILLI TELEFONLAR BÜYÜK GELİŞİM GÖSTERDİ”
Akıllı telefon kameralarının son yıllarda ciddi bir teknolojik sıçrama gerçekleştirdiğini belirten Çay, birçok kullanıcının günlük ihtiyaçları için artık profesyonel fotoğraf makinesi taşımadığını söyledi. “Bugün orta ve üst segment telefonlarla oldukça kaliteli fotoğraflar çekilebiliyor. Yapay zekâ destekli görüntü işleme sistemleri sayesinde düşük ışık performansı, portre çekimleri ve video kalitesi önemli ölçüde arttı. Bu nedenle günlük kullanımda telefonlar birçok kişinin beklentisini karşılıyor” ifadelerini kullandı. Buna rağmen profesyonel fotoğraf makinelerinin hâlâ önemli avantajlara sahip olduğunu belirten Çay, “Büyük sensörler, değiştirilebilir lensler, yüksek dinamik aralık ve zorlu çekim koşullarındaki performans açısından profesyonel makineler hâlâ önde. Özellikle spor, vahşi yaşam, moda ve reklam fotoğrafçılığı gibi alanlarda profesyonel ekipmanların yerini telefonların tamamen alması şu an için mümkün görünmüyor.” dedi.
“SOSYAL MEDYA FOTOĞRAFÇILIĞI KÖKTEN DEĞİŞTİRDİ”
Fotoğrafçılık dünyasındaki en büyük değişimlerden birinin sosyal medya sayesinde yaşandığını söyleyen Çay, artık fotoğraf üretim alışkanlıklarının da farklılaştığını belirtti. Geçmişte insanların fotoğraflarını albümlerde sakladığını hatırlatan Erçay, günümüzde ise milyonlarca görselin saniyeler içinde dünyanın dört bir yanına ulaşabildiğini ifade etti. “Sosyal medya fotoğrafçılığı hem demokratikleştirdi hem de rekabeti artırdı. Eskiden fotoğrafçılar çalışmalarını sergilerde veya basılı yayınlarda gösterebilirken, bugün herkes çektiği fotoğrafı anında paylaşabiliyor. Bu durum yeni yeteneklerin ortaya çıkmasını sağladı” diye konuştu. Ancak sosyal medyanın bazı olumsuz etkilerine de dikkat çeken Çay, “Beğeni ve takipçi odaklı yaklaşım zaman zaman fotoğrafın sanatsal yönünü geri plana itebiliyor. İnsanlar bazen kaliteli içerik üretmek yerine daha fazla etkileşim alacak görüntülere yöneliyor. Bu da fotoğrafın hikâye anlatma gücünü zayıflatabiliyor” şeklinde ifade etti.
“GELECEKTE İNSAN VE TEKNOLOJİ BİRLİKTE ÇALIŞACAK”
Fotoğrafçılığın geleceğine ilişkin görüşlerini paylaşan Çay, teknolojik gelişmelerin mesleği yok etmek yerine dönüştürdüğüne vurgu yaptı. Çay, “Fotoğrafçılar geçmişte dijital dönüşüme nasıl uyum sağladıysa, bugün de yapay zekâ çağının gerekliliklerine uyum sağlayacak. Gelecekte başarılı olanlar, teknolojiyi doğru kullanan ve kendi bakış açısını ortaya koyabilen kişiler olacak. Çünkü bir fotoğrafı değerli kılan yalnızca teknik kalite değil, onu çeken kişinin dünyaya nasıl baktığıdır.” dedi. Fotoğraf sanatının temelinde insan duygularının ve hikâyelerinin bulunduğuna dikkat çeken Çay, “Teknoloji değişebilir, kameralar gelişebilir, yapay zekâ yeni imkânlar sunabilir. Ancak insanların anıları kaydetme, duygularını paylaşma ve hikâyelerini anlatma ihtiyacı hiçbir zaman sona ermeyecek. Bu nedenle fotoğrafçılık da varlığını sürdürmeye devam edecek” ifadelerini kullandı.
|