MERVE KANKAN
Mersin Deniz Ticaret Odası ile TÜRKLİM iş birliğinde hazırlanan “Antik Dünyanın Kalbi: Limanlar- Neolitik Dönem’den Bizans’a” adlı eser düzenlenen toplantıyla tanıtıldı. Anadolu’nun antik limanlarını Türkiye’de ilk kez bu kapsamda ele alan çalışma; limanların yalnızca ticaretin değil, kültürel etkileşimin ve medeniyetin taşıyıcısı olduğuna dikkat çekiyor.
Mersin Deniz Ticaret Odası (MDTO) ile Türkiye Liman İşletmecileri Derneği’nin (TÜRKLİM) ortak çalışmasıyla kültür hayatına kazandırılan “Antik Dünyanın Kalbi: Limanlar- Neolitik Dönem’den Bizans’a” adlı eser düzenlenen tanıtım toplantısıyla okurla buluştu. Alanında uzman akademisyenlerin katkılarıyla hazırlanan kitap, Anadolu’nun antik limanlarını Neolitik Dönem’den Bizans’a kadar Türkiye’de ilk kez bu genişlikte ele alan kapsamlı bir çalışma niteliği taşıyor. Prof. Dr. Ahmet Yaraş ve Dr. Öğr. Üyesi Ömer Tatar editörlüğünde hazırlanan eser, limanları yalnızca kıyı tesisleri veya ticari duraklar olarak değil; sosyal, ekonomik ve kültürel hayatın merkezlerinden biri olarak inceliyor. Çalışmada liman inşa teknolojilerinden gümrük yasalarına, denizcilerin yeme içme kültürlerinden lojistik sistemlere kadar pek çok başlık arkeolojik ve epigrafik verilerle ele alınıyor. Mersin Deniz Ticaret Odası ev sahipliğinde gerçekleştirilen tanıtım toplantısına MDTO Yönetim Kurulu Başkanı Cihat Lokmanoğlu, TÜRKLİM Yönetim Kurulu Başkanı Hamdi Erçelik, TÜRKLİM Eski Yönetim Kurulu Başkanı Aydın Erdemir, MDTO Yönetim Kurulu üyeleri ve basın mensupları katıldı.
LOKMANOĞLU: KÜLTÜREL YAYINCILIĞA GÜÇLÜ BİR KATKI
Toplantıda konuşan MDTO Yönetim Kurulu Başkanı Cihat Lokmanoğlu, Oda’nın denizcilik yayınlarına verdiği öneme dikkat çekerek; TÜRKLİM ile gerçekleştirilen iş birliğinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Lokmanoğlu, MDTO ve TÜRKLİM ortaklığının sektörel iş birliklerinin kültürel yayıncılık alanında da önemli sonuçlar ortaya koyabileceğini gösterdiğini söyledi.
GEDİK: KİLİKYA COĞRAFYASI DENİZ TİCARETİNİN MERKEZİNDEYDİ
MDTO Genel Sekreteri Fuat Gedik ise konuşmasında eserin bölgeyle olan tarihsel bağını anlattı. Gedik, şunları söyledi: “Deniz taşımacılığı ve limanlar, insanlık tarihinin seyrini değiştiren en temel dinamiklerdir. İçinde bulunduğumuz Kilikya coğrafyası antik çağlardan itibaren Akdeniz’deki ticari ağın tam merkezinde konumlanmıştır. Dana Adası’ndaki antik tersaneler, Soli Pompeiopolis ve Kelenderis gibi limanlar, bölgemizin deniz ticaretindeki tarihsel ağırlığını net bir şekilde ortaya koyuyor. Bizler denizcilik sektörünün gelişimini desteklerken, işimizin tarihsel köklerini araştıran bilimsel çalışmalara destek vermeyi de asli bir sorumluluk olarak görüyoruz. Bu eser, işte bu sorumluluk bilincinin bir yansımasıdır.”
ERÇELİK: YAPAY ZEKÂ ÇAĞINDA GEÇMİŞİMİZİ UNUTMAMALIYIZ
Limanların tarih boyunca kültürleri bir araya getiren merkezler olduğunu ifade eden TÜRKLİM Yönetim Kurulu Başkanı Hamdi Erçelik, insanların birbirini anlamasında liman kentlerinin önemli rol oynadığını söyledi. Erçelik, sözlerine şöyle devam etti: “Limanlar aslında kadim uygarlıkların ticaret kapısıdır. İnsanların hoşgörü sahibi olmasının, birbirine anlayış geliştirmesinin önündeki en önemli aracılardan biridir. Aslında insanlık kültürel anlamda iyiye doğru ilerliyorsa, bunda limanların çok önemli bir payı var. Çünkü limanlarda biz ten rengi ya da ırk fark etmeksizin kadim dönemlerden beri bir araya geliyoruz. Hem mal değiştiriyoruz hem yolculuk yapıyoruz hem de ihtiyaçlarımızı karşılıyoruz. Dolayısıyla liman kentleri bu anlamda çok özel yerlerdir. Mersin de Türkiye’nin en önde gelen liman kentlerinden biri. Liman kentlerinin insanları zarif insanlardır. O zarif insanlar aslında medeniyeti bir yerden alıp başka bir yere taşır. Şimdi hepimizin gündeminde yapay zekâ var. Dijital dünyanın sertliği var. Bu sertlik içinde biz böyle naif bir çalışmanın lansmanını yapmaktan da mutluluk duyuyoruz. Çünkü geçmişimizi bilmezsek gelecekteki tehditlere, tehlikelere ve korkulara açık hale geliriz. Hepimiz mesleklerin yok olacağı, katastrofik senaryoların gerçek olabileceği bir yapay zekâ çağına merhaba diyoruz. Hepimizin ya kendisi için ya evlatları için ya da toplumu için endişeleri var. Ama bu tip yayınları görünce şunu anlıyoruz: Tarih tekerrür ediyor. Tarih boyunca ticaretin, girişimlerin, mal değişiminin ve yolcu taşımacılığının devam ettiğini görüyoruz. Hepimiz bir ulusun parçasıyız. Toplantı öncesinde de konuşuyorduk; genetik kodlarımıza baksak belki hepimiz çok şaşırırız. Çünkü hangi kökten geldiğimiz çok büyük farklılıklar taşıyor. Bu coğrafya bir geçiş noktası vazifesi görüyor. Limanlar da bu geçişin giriş çıkış noktalarıdır.”
ERDEMİR: ANADOLU, UYGARLIKLARIN MERKEZİDİR
Hazırlanan kitabın ortaya çıkış sürecini anlatan TÜRKLİM Eski Yönetim Kurulu Başkanı Aydın Erdemir, limanların yalnızca ekonomik yönüyle ele alınmaması gerektiğini söyledi. Erdemir, “Şimdi biz bu kitaba neden başladığımızı özetleyelim. Tabii limanların ekonomik yönünü biliyoruz. Dünyada taşımacılığın büyük kısmı deniz yoluyla yapıldığı için limanlar da deniz yolunun başlangıç ve bitiş noktasıdır. Ama biz kendi bilimsel titizliğimizle şunu düşündük: Biz limancıysak, bu coğrafyada bugün içinde yer aldığımız limanların dışında geçmişte ne vardı? Nasıl bir miras devraldık? Bunları araştırmak istedik. Aslında Türkiye’de böyle bir çalışma yoktu. Ben fizik altyapılı bir mühendisiyim. Alanım liman mühendisliği. Bu da bana en azından böyle bir çalışmayı yapma cesareti verdi. İkincisi, bir tarihçinin eşiyim. Eşim İstanbul Üniversitesi’nde öğretim üyesi. Çok uzun yıllardır da bu alanın içindeyiz. Evimizde de sürekli hangi alanı konuşuyorsak, onun tarihçesini anlamaya çalışırız. Anadolu coğrafyası medeniyetlerin ve uygarlıkların çok önemli bir merkezidir. İpek Yolu, Baharat Yolu… Bugün nasıl yeni ticaret yolları konuşuluyorsa, antik çağda da bunların hepsi Anadolu’dan geçiyordu. Dolayısıyla Anadolu aynı zamanda deniz yollarının da başlangıç ve bitiş noktalarından biriydi.” dedi.
“MUSTAFA KEMAL’İN EN ÖNEMLİ YÖNÜ BİLİME VERDİĞİ DEĞERDİR”
Cumhuriyet’in bilim anlayışına dikkat çeken Erdemir, geçmişi araştırmanın önemine vurgu yaptı ve şunları anlattı: “Biz bugün limancılık sektörünü temsil ediyorsak, nasıl bir mirası devraldığımızı da bilmek zorundayız. Çünkü biz biraz Cumhuriyet çocuğuyuz. Cumhuriyet’in kurucularının ilk yaptığı işlerden biri Anadolu’yu araştırmak, kendi kültürünü ve değerlerini ortaya çıkarmak oldu.” Konuşmasında Mustafa Kemal Atatürk’ün bilim yaklaşımına da değinen Erdemir, Cumhuriyet’in ilk yıllarında yapılan çalışmaları anlattı. “Mustafa Kemal’i diğer liderlerden ayıran en önemli şeylerden biri bilime verdiği önemdir. Kendisi Cumhuriyet öncesinde bir askerdi ama aynı zamanda yaklaşık 4 bin kitap okumuş çok önemli bir entelektüeldi. İlk yaptığı işlerden biri Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi gibi kurumları kurmak oldu. Yani arkeolojiye, antropolojiye önem verdi.”
“BİZ BU TOPRAKLARDA BİZDEN ÖNCEKİ MEDENİYETLERİN DEVAMIYIZ”
Cumhuriyet dönemindeki arkeolojik ve antropolojik çalışmaların önemine dikkat çeken Erdemir, Anadolu halklarının sürekliliğine değindi. Erdemir, “O dönemde yapılan çalışmaların nedeni şuydu: Cumhuriyetle birlikte bir uluslaşma süreci yaşanıyordu. İşgalci güçlerin bakışı şuydu; ‘Bunlar Asyalı, buraya ait değiller.’ Ama yapılan arkeolojik ve antropolojik çalışmalar şunu gösterdi: Anadolu’nun farklı bölgelerinde yaşayan insanların karakteristik özellikleriyle Neolitik Çağ insanlarının özellikleri birbirine benziyordu. Bu bize şunu gösterdi: Biz onların devamıyız. Biz bu topraklarda bizden önceki bütün medeniyetlerin devamcısıyız. Onlardan ayrı değiliz, onların bir parçasıyız. Bu kültürel bilinç gelişince Sümerbank, Etibank gibi isimler ortaya çıktı. Yani Anadolu’nun antik çağ kültürlerine sahip çıkıldı.” ifadelerini kullandı.
“7 BİN YIL ÖNCE SEÇİLEN LİMAN YERLERİNİ BUGÜN DE SEÇİYORUZ”
Liman mühendisliği açısından dikkat çekici örnekler veren Erdemir, günümüzde kullanılan liman alanlarının binlerce yıl önce de tercih edildiğini anlattı. Liman mühendisliğinde yer seçimi çok önemli olduğunu ifade eden Erdemir, “Rüzgâr, dalga, sediman hareketleri, akarsular gibi birçok faktöre bakıyoruz. Ama ilginç olan şu: Bugün modern bilimle ne kadar ilerlemiş olsak da 7 bin yıl önce yapılan limanların bulunduğu yerlere gidiyoruz. Türkiye’nin önemli limanlarının çoğu aslında antik çağda da kullanılan alanlardır. Tarsus bunun önemli örneklerinden biridir. O dönemlerde de insanlar güvenli bölgeleri seçiyordu. Biz bugün de aynı yerleri seçiyoruz. Demek ki burada büyük bir devamlılık var.” dedi. Bu çalışmanın temelinde bilimsel yaklaşımın bulunduğunu ifade eden Erdemir, yapılan araştırmanın Türkiye’de bir ilk olduğunu söyledi. Erdemir, “Bilimsel titizliğimiz, Cumhuriyet’e olan inancımız ve Cumhuriyet’in bize bıraktığı miras bize şunu söylüyor: Bilime sığınmak önemlidir. Biz de arkadaşlarımızla birlikte bunu anlamaya çalıştık. Türkiye’de böyle bir çalışma daha önce yapılmamıştı.” diye konuştu.
“BİZ DE GELECEK KUŞAKLARA MİRAS BIRAKIYORUZ”
Hazırlanan yayının geleceğe bırakılmış önemli bir kaynak olduğunu vurgulayan Erdemir, limancılığın değişmeyen yönlerine dikkat çekti. Erdemir, “Belki Romalılar da kendilerinden önceki limanlarla ilgili yayınlar bıraktılar. Biz de bugün bir miras bırakıyoruz. Bin yıl sonra insanlar dönüp ‘Bu dönemde neler olmuş?’ diye baktığında bizim çalışmalarımızı görecek. Burada yazılan her şey bugün de limanlarımızda uygulanıyor. O günün şartlarında nasıl gümrük sistemi, denetim sistemi, sağlık sistemi, rüsumlar varsa bugün de aynı mantık devam ediyor. Ölçekler değişiyor ama sistem aynı. Bu bize şunu gösteriyor: Biz kadim bir mesleği yapıyoruz. Limancılık, Anadolu topraklarındaki en eski ve en önemli mesleklerden biridir. Bundan sonraki kuşakları yetiştirirken sadece liman ekonomisini ya da teknik tarafını değil, bu tarihsel boyutu da anlatmamız gerekiyor.” dedi.
“MERSİN ARTIK KENDİNİ İSPAT ETMİŞTİR”
Konuşmasının sonunda Mersin’in denizcilik alanındaki önemine değinen Erdemir, çalışmanın ikinci cildinin de hazırlanacağını duyurdu. Erdemir, şunları aktardı: “Bu yayının Mersin’de yapılması bizim için ayrı bir şölen. Belki bugün İstanbul ve İzmir kadar görünmüyor olabilir ama Mersin; üniversitesiyle, denizcilik kültürüyle artık kendini ispat etmiştir. Bu çalışmanın ikinci cildi de yayınlanacak. Roma döneminden Osmanlı’ya ve Cumhuriyet dönemine kadar uzanan yeni eserleri de hep birlikte ortaya koyacağız.”
|