"Ticaret savaşları anlaşmayla bitmeyecek"




Tarih: 12 Haziran 2026 Cuma 17:48

MERVE KANKAN

Mersin’de makro ekonomik gelişmeleri değerlendiren ünlü ekonomist Şant Manukyan, ABD ile Çin arasındaki gerilimin geçici olmadığını belirterek; iki ülkenin nadir toprak elementlerinden yüksek teknolojiye kadar birçok alanda karşı karşıya geldiğini ifade etti.

 

Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) ile İş Yatırım iş birliğinde düzenlenen “Küresel Piyasalardaki Güncel Gelişmeler ve Makro Ekonomik Analizler Konferansı”nda konuşan İş Yatırım Genel Müdür Yardımcısı Şant Manukyan, küresel ekonomide yaşanan dönüşümü Çin ve ABD arasındaki rekabet üzerinden değerlendirdi. Modernleşme kavramının uzun yıllar boyunca batılılaşma ile birlikte anıldığını belirten Manukyan, Çin’in yükselişiyle birlikte bu anlayışın değişmeye başladığını söyledi.

 

“DÜNYADA ARTIK TEK BİR ŞEMSİYE YOK”

Çin’in son yıllarda kendi kalkınma modelini ön plana çıkardığını ifade eden Manukyan, Pekin yönetiminin Tayvan, demokrasi ve insan hakları eleştirileri, Çin’e özgü sistem ve gelişme hakkını “kırmızı çizgi” olarak tanımladığını belirtti. Manukyan, Çin’in modernleşmenin batılılaşma anlamına gelmediğini savunduğunu ifade ederek; “Uzun yıllardır evrensel değerler olarak tartıştığımız bazı kavramlar Çin açısından daha yerel ve ulusal değerler olarak değerlendiriliyor. Artık dünyada tek bir şemsiyenin değil, birden fazla şemsiyenin bulunduğu bir döneme giriyoruz.” dedi. Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in yıllar önce yaptığı açıklamalara da değinen Manukyan, Çin’in kendisini Batı’dan tamamen farklı bir sistem olarak tanımladığını ve bu nedenle Batı ile uzun vadeli bir rekabetin kaçınılmaz hale geldiğini söyledi.

 

“BU ARTIK BİR ÖLÜM KALIM MÜCADELESİ”

Çin’in tarih boyunca dünyanın en büyük ekonomilerinden biri olduğunu hatırlatan Manukyan, sanayi devrimi sonrasında ekonomik liderliğin Batı’ya geçtiğini ancak bugün Çin’in yeniden küresel güç merkezlerinden biri haline geldiğini ifade etti. Çin ile ABD arasındaki mücadelenin basit bir ekonomi savaşı olmadığını vurgulayan Manukyan, “Bugün topun Amerika ile Çin arasında dolaştığı bir dönemdeyiz. Bu yalnızca ticaret ya da büyüme rakamlarıyla açıklanabilecek bir süreç değil. Teknoloji, standartlar ve küresel güç mücadelesi söz konusu. İki taraf da bunun farkında ve geri dönüşü olmayan bir noktaya gelinmiş durumda” diye konuştu.

 

YAPAY ZEKÂ VE TEKNOLOJİ YARIŞINA DİKKAT ÇEKTİ

ABD’nin son dönemde yayımladığı ulusal güvenlik belgelerinde yapay zekâ, biyoteknoloji ve kuantum bilgisayar teknolojilerine özel vurgu yapıldığını belirten Manukyan; Washington yönetiminin bu alanlarda küresel standartları belirlemeye devam etmek istediğini söyledi. Çin’in de aynı hedef doğrultusunda hareket ettiğini ifade eden Manukyan, “Çin artık yalnızca üretim yapmak istemiyor. Teknoloji standartlarını belirleyen taraf olmak istiyor. Yapay zekâdan kuantum bilgisayara kadar birçok alanda kendi standartlarını oluşturma çabası içinde.” dedi.

 

ÇİN’İN BÜYÜME MODELİNİ ANLATTI

Çin’in uzun yıllar düşük kur politikası ve ihracat odaklı büyüme modeli uyguladığını belirten Manukyan, 2008 küresel finans krizinden sonra ise altyapı yatırımlarının öne çıktığını söyledi. Çin’in tasarrufları içeride topladığını, düşük faiz politikasıyla yatırımları desteklediğini belirten Manukyan; bu model sayesinde ülkenin büyük bir ekonomik güce ulaştığını ancak hane halkının büyümeden aldığı payın aynı ölçüde artmadığını ifade etti. Manukyan, Çin ekonomisinde tüketimden çok yatırımın ön plana çıktığını belirterek; bunun zamanla ciddi bir üretim fazlası oluşturduğunu söyledi.

 

“ÇİN ÜRETİM FAZLASINI DÜNYAYA SATIYOR”

Çin’de ortaya çıkan üretim fazlasının ihracat yoluyla dünya pazarlarına yönlendirildiğini ifade eden Manukyan, geçen yıl Çin’in yaklaşık 1,2 trilyon dolarlık ticaret fazlası verdiğini hatırlattı. Bazı çevrelerin Çin’in düşük fiyatlarla ürün satmasının diğer ülkeler için avantaj olduğunu savunduğunu belirten Manukyan, “Bu yalnızca ucuz mal satışı olarak görülmemeli. Çin elde ettiği ticaret fazlasıyla dünyanın farklı bölgelerinde limanlar, fabrikalar, madenler ve stratejik yatırımlar satın alıyor. Bu nedenle konu sadece ticaret dengesi değil, küresel güç dengesi meselesidir.” dedi.

 

“ÇİNLİ ŞİRKETLERİN ARKASINDA DEVLET GÜCÜ VAR”

Elektrikli araç sektöründen örnekler veren Manukyan, Çinli şirketlerin devlet destekleri sayesinde küresel pazarlarda güçlü bir rekabet avantajı elde ettiğini söyledi. Çin’de kritik görülen sektörlerin yoğun şekilde desteklendiğini belirten Manukyan, OECD verilerine göre devlet desteği alan şirket oranının Çin’de dünya ortalamasının çok üzerinde bulunduğunu ifade etti. “Çinli bir şirketle rekabet ettiğinizde çoğu zaman yalnızca bir şirketle değil, arkasındaki devlet desteğiyle de rekabet etmiş oluyorsunuz” diyen Manukyan, bu durumun ticaret savaşlarının temel nedenlerinden biri olduğunu söyledi.

 

“TİCARET SAVAŞI ANLAŞMAYLA BİTMEYECEK”

ABD ile Çin arasındaki gerilimin geçici olmadığını belirten Manukyan, iki ülkenin nadir toprak elementlerinden yüksek teknolojiye kadar birçok alanda karşı karşıya geldiğini ifade etti. Çin’in özellikle yüksek teknoloji üretiminde kritik öneme sahip nadir elementlerde büyük bir üstünlüğe sahip olduğunu belirten Manukyan, bu durumun küresel rekabeti daha da sertleştirdiğini söyledi. Manukyan, “Bu mücadele yalnızca gümrük tarifeleriyle sınırlı değil. Üretim, teknoloji, enerji ve lojistik alanlarını kapsayan çok daha büyük bir rekabet söz konusu. Bu nedenle ticaret savaşlarının kısa sürede sona ereceğini düşünmüyorum” ifadelerini kullandı.

 

TEDARİK ZİNCİRLERİ DEĞİŞECEK

Covid-19 salgını, ticaret savaşları ve jeopolitik krizlerin tedarik zincirlerinin ne kadar kırılgan olduğunu ortaya koyduğunu belirten Manukyan; önümüzdeki yıllarda üretim merkezlerinin ve ticaret yollarının yeniden şekilleneceğini söyledi. Manukyan, “Önümüzdeki 10 yıllık dönemde bazı bölgeler önem kazanırken bazı merkezler eski gücünü kaybedecek. Üretim, ticaret ve lojistik ağlarında ciddi değişimler yaşanacak.” dedi.

 

FED’İN YENİ DÖNEMİ VE DOLAR BEKLENTİSİ

ABD Merkez Bankası’nın önümüzdeki dönemde daha farklı bir politika izleyeceğini düşündüğünü belirten Manukyan, Amerikan yönetiminin yeniden sanayileşme hedefi doğrultusunda üretim odaklı bir ekonomik modele yöneldiğini söyledi. Düşük faiz ve yatırım politikalarının öne çıkabileceğini ifade eden Manukyan, yapay zekânın yaratacağı verimlilik artışının da para politikalarında etkili olacağını dile getirdi.

 

ALTINDA YÜKSELİŞ BEKLENTİSİ SÜRÜYOR

Konuşmasının sonunda altın piyasasına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Manukyan, son yıllarda merkez bankalarının altın alımlarını artırdığını söyledi. Özellikle Çin’in rezerv çeşitlendirme amacıyla altına yöneldiğini belirten Manukyan, küresel belirsizliklerin devam etmesi nedeniyle altının orta ve uzun vadede destek bulmaya devam edeceğini ifade etti. Manukyan, kısa vadede dalgalanmalar yaşanabileceğini ancak küresel ekonomideki jeopolitik riskler ve merkez bankalarının alımlarının altın fiyatlarını desteklemeyi sürdüreceğini sözlerine ekledi.



Yorum Ekle comment Yorumlar (0)

 
 
  SOSYAL MEDYA
 
 
  GAZETEMİZ
 
 
  BASIN İLAN
 
 
  HAVA DURUMU
 
 
  FACEBOOK
 

 
 
 


 

Siteden yararlanırken yayın politikamızı okumanızı tavsiye ederiz. mersinhakimiyet.com © Copyright 2019-2026 Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kopyalanamaz, kullanılamaz. mersinhakimiyet.com basın ve yayın meslek ilkelerine uyar.

URA MEDYA