Sabrın ve emeğin sanatı: Çini




Tarih: 15 Haziran 2026 Pazartesi 17:59


Kültür ve Turizm Bakanlığı Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı ve Çini Sanatçısı Merve Kara, çininin insana mükemmeliyetçilikten uzaklaşmayı öğrettiğini belirterek; “Çini sanatının en önemli unsuru sabır. Çünkü her aşaması yoğun bir emek istiyor. Siz ne kadar plan yaparsanız yapın, fırın size son sözü söylüyor.” dedi.

 

 

RAZİYE ERDEN YILDIRIM

 

Kapıdan içeri girer girmez önce neşesi karşılıyor insanı.

Bazı insanların enerjisi bulunduğu ortamı değiştirir ya, Merve Kara tam da öyle biri. Güler yüzü, heyecanı ve anlattığı her cümlede hissedilen tutkusu, daha ilk dakikada sizi sarıp sarmalıyor. Atölyesinin her köşesinde renkler, desenler ve emek var. Ama en çok da Merve Kara'nın sanata olan aşkı hissediliyor.

Onun hikâyesi birkaç kursla başlamış bir merak hikâyesi değil. Hayatını çini sanatına adamış, eğitimini bu alanda tamamlamış, yıllarını geleneksel sanatların yaşatılmasına vermiş bir sanatçı. Bu emeğinin karşılığını da almış. Bugün Kültür ve Turizm Bakanlığı Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı ünvanını taşıyor.

Mersin'de çini sanatını yaşatmaya çalışan, onlarca öğrenci yetiştiren Merve Kara ile sanat yolculuğunu, çininin bilinmeyen yönlerini ve atölyesinde kurduğu renkli dünyayı konuştuk.

 

Öncelikle sizi tanıyalım. Merve Kara kimdir?

Kültür ve Turizm Bakanlığı Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı ve çini sanatçısıyım. Çini eğitimi alanında akademik eğitim aldım. İlk olarak 2004-2006 yılları arasında Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Çini Bölümü’nde eğitim gördüm. Daha sonra bu eğitimin bana yetmediğini düşündüm ve yeniden üniversite sınavına girerek Süleyman Demirel Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Geleneksel Türk Sanatları Bölümü Çini Ana Sanat Dalı’nda eğitimime devam ettim.

 

Çini sanatına ilginiz nasıl başladı?

Çok küçük yaşlarda ailemle birlikte Topkapı Sarayı’nı ziyaret etmiştik. O döneme kadar çiniyi sadece tabak, vazo ya da süs eşyalarında görüyordum. Ancak Topkapı Sarayı’ndaki duvar çinilerini görünce çok etkilendim. O görüntü zihnimde kaldı. Yıllar sonra üniversite tercihi yaparken yeniden aklıma geldi ve bilinçli olarak çini bölümünü tercih ettim.

 

Aileniz bu tercihinize nasıl yaklaştı?

Her zaman destek oldular. Bizde “şunu oku, bunu oku” baskısı hiç olmadı. Ne yapmak istiyorsam onu yapmam konusunda beni teşvik ettiler. Bu da benim için büyük bir avantajdı.

 

Çini denince çoğu kişinin aklına Kütahya geliyor. Çini sadece Kütahya’ya mı ait?

Hayır. Ben de ilk başlarda öyle sanıyordum. Ancak eğitim sürecinde çininin çok daha geniş bir tarihsel yolculuğu olduğunu öğrendim. Anadolu’ya gelişinden itibaren Sivas, Erzurum, Konya, İznik ve son olarak Kütahya’da gelişimini sürdüren bir sanat dalı. Kütahya bugün çininin son büyük merkezi olduğu için bu kadar biliniyor.

 

Çini ile seramik sık sık karıştırılıyor. Aralarındaki fark nedir?

Aslında tamamen farklı sanat disiplinleri. Seramikte form üretilir. Biz çini sanatında genellikle hazır üretilmiş formlar üzerinde çalışırız. Öğrencilerim de çoğu zaman bunu karıştırıyor. Çini sanatında esas işimiz yüzey süsleme, desen ve boyama teknikleridir.

 

Mersin’de çini sanatına ilgi nasıl?

Atölyemi yaklaşık dört yıl önce açtım. İlk zamanlarda insanlar çininin ne olduğunu bile bilmiyordu. Hâlâ seramikle karıştıranlar oluyor. Ancak zamanla ilgi arttı. Özellikle atölyeme gelen öğrenciler sayesinde çini sanatı daha fazla tanınmaya başladı.

 

Mersin’de bu işi yapan çok kişi var mı?

Akademik eğitim almış ve Kültür Bakanlığı tarafından tescillenmiş bir çini sanatçısı olarak bildiğim kadarıyla Mersin’de tekim.

 

Öğrencileriniz hangi yaş grubunda?

Ağırlıklı olarak 35 ile 55 yaş arasında değişiyor. Çalışan insanlar geliyor. Öğretmenler, mimarlar, muhasebeciler ve farklı meslek gruplarından kişiler var.

 

İnsanlar neden çini sanatını tercih ediyor?

Çünkü çini bir anlamda terapi gibi. İnsanlar burada günlük hayatın stresinden uzaklaşıyor. Üretmenin verdiği mutluluğu yaşıyorlar. Ayrıca ortaya somut bir eser çıkarmak insanlara büyük bir tatmin duygusu veriyor.

 

Çini yapım süreci nasıl ilerliyor?

Önce desen belirleniyor. Daha sonra desen özel kâğıtlar yardımıyla objeye aktarılıyor. Ardından tahrir dediğimiz kontur çizgileri çekiliyor. Sonrasında boyama aşamasına geçiliyor. Boyama bittikten sonra sır uygulanıyor ve eser yaklaşık 930 derecede 14 saat boyunca fırınlanıyor.

 

Fırınlama süreci neden bu kadar önemli?

Çünkü gerçek sürpriz orada ortaya çıkıyor. Boyalar fırından çıktıktan sonra asıl renklerine kavuşuyor. Bazen her şeyi mükemmel yapmış olsanız bile eser çatlayabiliyor veya kırılabiliyor. Bu yüzden çini sabır isteyen bir sanat.

 

Bir eser ne kadar sürede tamamlanıyor?

Eğer özgün bir tasarımsa yalnızca tasarım aşaması bir iki gün sürebiliyor. Boyama ve diğer işlemlerle birlikte ortalama dört gün sürüyor. Daha büyük ve detaylı çalışmalarda bu süre haftaları bulabiliyor.

 

Çini sanatında en önemli unsur nedir?

Sabır. Çünkü her aşaması emek istiyor. Ayrıca mükemmeliyetçilikten biraz uzaklaşmayı da öğretiyor. Siz ne kadar plan yaparsanız yapın, fırın size son sözü söylüyor.

 

Çini eserlerin fiyatları hangi aralıkta değişiyor?

Objenin büyüklüğüne ve işçiliğine göre değişiyor. Küçük dekoratif ürünler birkaç yüz liradan başlayabiliyor. Büyük ve özel tasarım eserlerde fiyatlar 20 bin liraya kadar çıkabiliyor.

 

Atölyenizde eğitimler nasıl ilerliyor?

Haftanın her günü farklı bir grubum var. Öğrenciler haftada bir gün geliyor. Eğitim dönemi genellikle ekim ayında başlıyor ve haziran sonunda sona eriyor. Çini öğrenmek uzun bir süreç. Öğrenciler önce düz tabaklarla başlıyor, ardından yıllar içinde vazo ve üç boyutlu formlara geçebiliyorlar.

 

Kültür Yolu Festivali nasıl geçti? İnsanlar çiniyi nasıl karşıladı?

Türkiye Kültür Yolu Festivali 9-17 Mayıs tarihleri arasında ilk kez Mersin'de yapıldı. Genel perspektifte bu organizasyon; düzenlenen sergilerle somut olmayan kültürel mirası izleyiciler açısından görünür kıldı, gastronomi duraklarıyla yerel ekonomiye katkı sağladı, Mersin'in marka şehir olma sürecine katkıda bulundu. Benim açımdan ise önemi daha da özel. Çünkü Mersin'de yaşayan ve Kültür Bakanlığı’na bağlı sanatçılar olarak ilk kez bu ölçekte bir organizasyonda eserlerimizi ve geleneksel sanatları binlerce ziyaretçiye tanıtma fırsatı bulduk. Böylece hem biz sanatçılar görünürlük kazandı hem de Mersin'in kültürel kimliğinin önemli parçaları olan el sanatlarını daha fazla kişiye ulaştırdık. Festival boyunca farklı sanat disiplinlerinden canlı atölyeler gerçekleştirildi. Bunlardan biri de çini atölyesiydi, beklediğimden çok daha fazla bir katılımcı ve ilgiyle karşılaşmak oldukça tatmin ediciydi.

 

Son olarak neler söylemek istersiniz?

Çini çok sabır isteyen ama bir o kadar da keyif veren bir sanat. İnsanlara sadece bir sanat öğrenme fırsatı sunmuyor, aynı zamanda üretmenin, emek vermenin ve ortaya çıkan esere sahip çıkmanın mutluluğunu yaşatıyor.



Yorum Ekle comment Yorumlar (0)

 
 
  SOSYAL MEDYA
 
 
  GAZETEMİZ
 
 
  BASIN İLAN
 
 
  HAVA DURUMU
 
 
  FACEBOOK
 

 
 
 


 

Siteden yararlanırken yayın politikamızı okumanızı tavsiye ederiz. mersinhakimiyet.com © Copyright 2019-2026 Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kopyalanamaz, kullanılamaz. mersinhakimiyet.com basın ve yayın meslek ilkelerine uyar.

URA MEDYA