MTSO’DAN YEŞİL MUTABAKAT HAMLESİ






Tarih: 12 Mart 2026 Perşembe 17:12



Mersin Ticaret ve Sanayi Odası’nın, KOBİ’lerin Avrupa Yeşil Mutabakatı’na uyumunu desteklemek amacıyla hazırladığı uluslararası ortaklı proje hibe almaya hak kazandı. Açılış toplantısında konuşan MTSO Başkan Yardımcısı Cem Bucuge, sürdürülebilir bir dünya için iş dünyasının ortak sorumluluğuna dikkat çekti.



 

RAZİYE ERDEN YILDIRIM

 

Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO), yeşil ve dijital dönüşüm odaklı çalışmalarını uluslararası iş birlikleriyle güçlendirmeye devam ediyor. Bu kapsamda, üyelerin Avrupa Yeşil Mutabakatı sürecine uyum sağlaması ve küresel pazarlardaki rekabet gücünün artırılması amacıyla hazırlanan “KOBİ’lerin Ticari Faaliyetlerini Geliştirmek Amacıyla Odalar Arasında Yeşil Mutabakat Rehberlik ve Danışmanlık Merkezleri Kurulması” projesi hibe desteği almaya hak kazandı.Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Eurochambres iş birliğinde yürütülen Türkiye-AB İş Dünyası Diyaloğu II (TEBD II) Programı kapsamında desteklenen proje, Avrupa Birliği tarafından finanse edildi. Projenin sözleşme makamı ise Merkezi Finans ve İhale Birimi. MTSO’nun başvuru sahibi olduğu proje; Adana Ticaret Odası, Bulgaristan Ticaret ve Sanayi Odası ve Flanders Ticaret ve Sanayi Odası ortaklığında yürütülecek. Projenin hedefleri, kapsamı ve iş dünyasına sağlayacağı katkıların paylaşıldığı açılış toplantısı Divan Oteli’nde gerçekleştirildi. Toplantıda projenin tanıtım sunumunu Mersin Ticaret ve Sanayi Odası Projeler Bilim Yöneticisi Benim Duman yaptı.Programın açış konuşmasını yapan Mersin Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Cem Bucuge, insanlığın anlam arayışından küresel iklim krizine uzanan düşünsel bir çerçeve çizerek, kurulan merkezin sadece ekonomik değil aynı zamanda insani bir sorumluluğun sonucu olduğunu belirtti. Cem Bucuge, sözlerine şöyle devam etti:“Biz bugün neden için mi buradayız, sonuç için mi buradayız? Sonuç için buradayız. Peki, bunun nedeni neydi? Neden bugün buradayız? Neden uluslararası birliktelik içerisinde Belçika'dan, Bulgaristan'dan, yan komşumuz olan Adana'dan işbirliği içerisinde niçin böyle bir merkezin açılışına ihtiyaç duyduk. Neden buradayız?  İnsanoğlunun sorgulama, anlam arayışı ilk yaratıldığı günden beridir süregelen bir süreç. Hep anlam arayışı aramıştır ve sorgulamıştır. Biz de bugün bunu şu anda sorguladık. Neden? Buradayız. Ama biz sonuç için geldik. En sonundayız.”

 

“SAVAŞLAR PARAYA VE TİCARETE DAYANIYOR”

Konuşmasının devamında dünyada yaşanan çelişkiler ile insanlığın tarih boyunca yaptığı hatalara değinen Bucuge, savaşlar ve çevre mücadelesi arasındaki tezatı örneklerle anlattı:

“'Biz burada, bir merkez kurup küresel iklim değişikliği ile ilgili bir şeyleri değiştiremeyeceğiz ama bir miktar da olsa bunu önleyebilir ve durdurabilir miyiz?’ konuşurken. 'Fabrikalarımızda, işletmemizde veya yaşamımızda araba kullanmayıp bisiklet kullanarak karbon ayak izimizi azaltır mıyız?' diye düşünürken, 'Fabrikamızdaki karbon ayak izimizi nasıl düşürebiliriz ve bunu bir karneye geçirip Avrupa Birliği'ne ihracat yaparken o ihracatta, karnedeki puana göre nasıl vergiden faydalanabiliriz merkezini oluştururken aynı anda  200 tane roket bir ülkeye 400 tane roket bir ülkeye atılıyor. Petrol rafineleri vuruluyor. O fabrikanın belki 300 yıl boyunca salacağı karbon, bir gecede atılan bir tane bombayla rafineriden çıkan karbonla yok oluyor, mahvoluyor, gidiyor. Bunu 'Bir ülke oraya özgürlük getiriyoruz' diyerekten savunuyor. Bir ülke teolojik açısından, din açısından bakıyor. Diğer bir ülke farklı bir açıdan bakıyor. En sonunda paraya ve ticarete dayanıyor. Sorguluyoruz, acaba 'teoloji' dedik ya. Çokta üç semavi dinin kutsal topraklarına çok yakın bir mesafedeyiz. Yanlışlıkla roketlerin buraya düşeceği şekilde yakınız. Pergel'in bir ayağını Mersin'e, bir ayağını İstanbul'a koyduğumuzda, ters çevirdiğimizde kutsal toprakların yani ilk semavi dinin indiği Kudüs'ün İstanbul'dan daha yakın olduğunu görebiliriz. Peki, bu kadar coğrafyaya yakınken bizler acaba teolojik yandan da bakmamalı mıyız?  Teolojik ve bilimsel yönden de bakacağız, sorgulayacağız. Bu merkezimizin açılış amacı da zaten bu. Peki teolojik yönden baktığımızda acaba üç semavi dinin, üç kutsal tek tanrılı dinin ilk indiğinde eski ayeti incelediğimizde acaba Adem'le Havva'nın rahat rahat bir şekilde yaşarlarken yasak meyveden bir elma yemesiyle cezalandırılıp dünyaya gönderilmesi ve Tanrı'ya karşı tekrardan bir şeylere ulaşabilmesi için çaba sarf etmesi için mi bugün bu merkezi açtık?Acaba neden o muydu? Teolojik olarak baktığımızda. Biz acaba İslamiyet'e göre Allah, Hristiyanlığa göre Tanrı'nın cezalandırması sonucunda bu dünyada bir sınavla tekrardan o cennete, tekrardan o Aden ırmağının kenarlarına gitmek için mi çaba sarf ediyoruz? Peki, çaba sarf ederken bir daha insanlığı ileriye doğru götürdüğümüzde Kabil'le Habil'in acaba kavgasından dolayı mı, kardeş kavgasından dolayı mı biz hala bu mücadeleyi veriyoruz? Bu mücadeleyi verirken hayatta kalma mücadelesinde aş, sonuçta o aş için gerekli olan iş, iş için gerekli olan ülkeler arasındaki karnedeki karbon ayak izini düzelteceğiz derken acaba biz bu işin sadece sonucunda mıyız? Yoksa nedenleri Adem ve Havva'dan bugüne kadar gelen bir sürü nokta nokta insanoğlunun hep anlam arayışında yaptığı hataların.Elmayı yemek de, Kabil ve Habil'in kardeş katli de bir hataydı belki. Aynı şekilde Kerbela' da bir hataydı belki. Aynı şekilde şu anda hataların biri de; 'İşte sana adalet, özgürlük getirdim, petrol senin, adaleti verdim, aldım petrolü...' gibisine bir düşünce de hata belki.”

 

SÜRDÜRÜLEBİLİR DÜNYA İÇİN ORTAK MÜCADELE

Tüm bu sorgulamalara rağmen insanlığın daha sürdürülebilir bir dünya için birlikte hareket etmek zorunda olduğunu belirten Bucuge, “Bütün bunların hepsini düşündüğümüzde tabii ki bir akıl karışıklığı içerisine giriyoruz.Fakat insanlık tarihi gelirken bir yolculuk içerisinde biz bir yolcuyuz zaten. Bu yolu herkes farklı yollardan yürüyerek bulmaya çalışıyor. O anlam arayışını farklı yollarla gidiyor. Buna bazıları teoloji diyor, bazıları felsefe diyor, bazıları tek tanrılı diyor, bazıları çok tanrılı diyor, bazıları hiç inanmıyorum diyor. Ama bu bir yol.Bu yol içerisinde acaba biz sürüp giderken dünyadaki karbonun yani küresel iklim değişikliklerindeki ısı farkının 1.5 derecelere, 1.7 derecelere dönülmeyecek noktaya gelebilmesi için çaba sarf eden bir avuç insan, burada bir avuç insan olarak ne yapabileceğimizi mi düşünüyoruz?Yoksa şirketimize para kazandırmak için, çalıştığımız şirketin yöneticisi olarak ihracatımızı daha çok arttırabilmek için mi yapıyoruz? Ana fikir hangisi? Para kazanmak mı? Dünyayı sürdürülebilir kılıp ticareti de beraber yanında götürmek mi? Diye bakıyoruz. Bu da felsefi açıdan bakış açısı oldu. Teolojiden girdik, felsefeden çıktık. Bunların hepsini sorguluyoruz.Ne olursa olsun, hangi açıdan bakarsak bakalım. Burada insanlık adına hep iyi ile kötünün, gece ile gündüzün, yani zıtlıkların birliğini yaşıyoruz. Zıtlıkların birliğini yaşayan insanlar olarak kötüyü de görmediğimiz zaman, iyinin kıymetini hiçbir zaman bilemiyoruz. İşte burada iyi insanlar ve iyi kurumlar var.Bir tarafta gecede 200 bomba atıldı.'Ama öbür tarafta biz karbon ayak izimizi nasıl azaltabiliriz?' diyerekten Eurochambres’la, Türkiye Odalar Borsalar Birliği,  Adana Ticaret Odası, Belçika Ticaret ve Sanayi Odası, Bulgaristan Ticaret ve Sanayi Odası'yla beraber ne yapabiliriz diye bir merkez kuruyoruz.Bu merkezde özellikle de sanayicilerimizin oraya gelip danışmanlık hizmeti alıp, o geçişte karnelerindeki karbon ayak izini ne kadar azaltarak, yeşil mutabakata nasıl uyum sağlayarak hayatını şirketini hayatını idame ettirebilmesini sağla çalışabileceğimiz bir destek merkezini oluşturmaya çalışıyoruz. Hala mücadele eden iyi insanlar var. Bir üst kurulumuz Türkiye Odalar Borsalar Birliği, Küresel İklim Değişikliği ile ilgili son derece bizi destekliyor.” dedi.

 

 


Yorum Ekle comment Yorumlar (0)



 



ANASAYFA
MASAÜSTÜ GÖRÜNÜM
HABER ARŞİVİ


KÜNYE


İLETİŞİM

mersinhakimiyet.com © Copyright 2026 Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak gösterilemeden
yayınlanamaz, kopyalanamaz, kullanılamaz.


URA MEDYA