İçel Sanat Kulübü’nde tarih gecesi






Tarih: 8 Nisan 2026 Çarşamba 18:29

MERVE KANKAN

İçel Sanat Kulübü, Türk milletinin kaderini değiştiren Çanakkale Zaferi’ni, tarih ve sanatın iç içe geçtiği görkemli bir etkinlikle andı. MEÜ Öğretim Görevlisi Cafer Yalçın’ın I. Dünya Savaşı’nın perde arkasından Osmanlı’nın savaşa girişindeki gizli kararlara, Nusret Mayın Gemisi’nin stratejik hamlesinden Atatürk’ün askeri dehasına uzanan derinlikli anlatımı, dinleyicilere adeta bir tarih dersi sundu. Gece; okunan şiirler ve hep bir ağızdan söylenen Çanakkale türküleriyle millî bilincin zirveye ulaştığı unutulmaz bir programa dönüştü.



 

 

 

İçel Sanat Kulübü’nde düzenlenen anlamlı etkinlikte, Mersin Üniversitesi Öğretim Görevlisi Cafer Yalçın’ın I. Dünya Savaşı’ndan Çanakkale Cephesi’ne uzanan kapsamlı anlatımı, millî bilinç ve Atatürkçü duruşla birleşerek dinleyicilere adeta tarihsel bir yolculuk yaşattı. Konuşmanın ardından yükselen Çanakkale türkülerimiz ve okunan şiirler, Türk milletinin bağımsızlık uğruna verdiği eşsiz mücadelenin ruhunu bir kez daha yüreklerde hissettirdi.

TARİH SAHNESİNDE BÜYÜK HESAPLAŞMA

Etkinlikte Birinci Dünya Savaşı’nın çıkış nedenlerinden bahseden MEÜ öğretim görevlisi Cafer Yalçın, “Birinci Dünya Savaşı neden ortaya çıktı? Neden gündeme geldi? Birincisi Fransız Devrimi’nin sonrasında yayılan milliyetçilik düşüncesinin devletleri daha çok toprak sahibi olmaya yöneltmesi, hırçınlaştırması, saldırganlaştırması. Savaşın temelinde yalnızca siyasi değil aynı zamanda ekonomik rekabet de yatıyor. En önemli neden Endüstriyel Devrimi ve sonrasında ortaya çıkan ham madde ve pazar arayışı ve dolayısıyla da sanayileşmeyi başarmış olan ülkelerin dünya coğrafyasında daha çok egemenlik alanları elde etme çabaları devletleri karşı karşıya getiriyordu. Sömürgecilik faaliyetleri özellikle. Almanya ile İngiltere arasında ekonomik rekabet en önemli nedenlerden birisiydi” dedi.  Almanya ve Fransa arasındaki Alsas-Loren meselesine değinen Yalçın, “Bunun dışında Almanya ile Fransa komşu ve Alsas-Lorraine bölgesini paylaşmak noktasında farklı düşünüyorlar.” Rusya’nın politikalarının da savaşın fitilini ateşlediğini belirten Yalçın: “Yine Rusya’nın Panslavizm politikasıyla özellikle Balkanlar’da hakimiyet kurmak istemesi, Boğazlar bölgesinde hakimiyet kurmak istemesi ve özellikle Osmanlı Devleti’nin egemen olduğu bölgeler ve Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun egemen olduğu bölgelerde bir takım milliyetçilik faaliyetleri yürütmesi Balkanları karıştıran bir nedendi. Savaş 28 Haziran 1914’de Avusturya-Macaristan ve Arşidük Ferdinand’ın Saraybosna’da bir Sırp milliyetçisi genç tarafından öldürülmesi ile başladı. Öncelikle Avusturya-Macaristan’ın Sırbistan’a savaş açtığını görüyoruz. Sırbistan’ı destekleyen Rusya’nın Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’na savaş açması beraberinde gündeme geldi. Bunun üzerine Almanya, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nu destekleyerek savaşa dahil oldu. Dolayısıyla savaş hızla İngiltere-Fransa’nın da savaşa girişi ile Rusya’nın yanında büyüdü” diye konuştu.

OSMANLI DEVLETİ’NİN SAVAŞA GİRİŞİ

Osmanlı’nın savaşa giriş sürecini tüm detaylarıyla anlatan Yalçın, şu ifadeleri kullandı: “Bizim Osmanlı Devleti’nde savaşa başlar başlamaz değil de Kasım ayı gibi yani birkaç ay sonra savaşa dahil olduğunu göreceğiz. Peki Osmanlı niye savaşa girdi? Bu noktada Osmanlı’ya yoğunlaşalım.” Yalçın, Osmanlı’nın hedeflerini şu sözlerle açıkladı: “Osmanlı Devleti’nin I. Dünya Savaşı’na giriş nedenlerine baktığımızda öncelikle kaybedilen toprakları geri alma düşüncesi en önemli düşünce.”İttihat ve Terakki yönetiminin hedeflerine dikkat çekti: “İttihat ve Terakki Partisi’nin tekrar güçlü bir Osmanlı Devleti yaratma niyeti, isteği, çabası ortada ve Almanya ile birlikte bir savaşa girerlerse, bu savaştan başarıyla çıkarlarsa güçlü Osmanlı’yı tekrar oluşturabiliriz diye düşünüyorlardı.” Yalçın, Osmanlı’nın savaşa girişindeki kritik gelişmeyi şu sözlerle aktardı: “Osmanlı Devleti’nin savaşa girişi Kasım ayı savaşa girmeden önce bir gizli anlaşma ile Osmanlı Devleti’nin Almanya ile yan yana geldiğini görüyoruz. 2 Ağustos 1914’de bu gizli anlaşma Osmanlı Devleti’nin yönetiminde yer alan birkaç İttihat ve Terakki yöneticisinin iradesiyle gündeme geldi.“İki tane Alman gemisi Goeben ve Breslau Osmanlı’ya sığınacaklar. Bu gemiler Karadeniz’e açılıp Rus limanlarını bombalayacaklar ve Osmanlı Devleti fiilen savaşa girmiş olacak.”

18 MART DESTANI: DENİZDE YAZILAN TARİH

Yalçın, Çanakkale Cephesi’ni şu sözlerle anlattı: “Çanakkale Cephesi 1. Dünya Savaşı’nda bir ölüm kalım mücadelesi olarak verilen bu mücadelede o daracık Gelibolu Yarımadası’nda çok ciddi mücadeleler verildi. ”İtilaf Devletleri’nin hedeflerini açıkladı: “Osmanlı’yı savaştan düşürmek için boğazları elde edip İstanbul’a girmek, ardından Karadeniz’e açılmak ve Rusya’ya yardım etmek istiyorlardı. Geliş tarihleri 19 Şubat 1915 ve yaklaşık bir ay sürdü Deniz Harekatı. Ve donanmalarına çok güveniyorlardı. Güneş Batmayan İmparatorluk diye adlandırılan askeri organizasyonlarına ya da devlet egemenlik alanlarına, sömürgelerine güveniyorlardı. Sanayilerine güveniyorlardı. Donanmalarına güveniyorlardı. Ve Mısır İskenderiye Limanı'nda güçlü bir Fransız ve İngiliz gemilerinden oluşan bir donanma vardı. Bunlar, Mısır'ın İskenderiye Liman'ından kalkıp gelip Çanakkale önlerinde bu savaşı 19 Şubat itibariyle başaracaklardı. Hem İngiliz donanmasına mensup hem Fransız donanmasına mensup gemiler bu harekatta yer aldılar.  Hemen boğazın girişine gelecekler 19 Şubat günü saat 10 sularında bu harekat için ve o dönemde o kadar kendisine güveni yüksekti ki İngiliz ve Fransız kuvvetlerinin başındaki İngiliz subayı Yani Hamilton askerlerine akşam 5 çayımı İstanbul'da içmek istiyorum diyecek kadar arkadaşlar özgüvenin yüksekti. Saat 10 gibi boğazın girişinde olduklarını düşünürsek 7-8 saat içerisinde boğazı geçmek istiyorlardı, planlıyorlardı. Karaya asker çıkarmadan bunu gerçekleştirebileceklerini zannediyorlardı, düşünüyorlardı. Ama bu mümkün olamadı.  O dönemde boğazın coğrafi yapısı ve Osmanlı topçularının savunma çabaları aynı zamanda Osmanlı denizcilerin gayretli önlemleri mücadeleleri Nusret Mayın gemisinin işte döşediği mayınlar bunların hepsi etkili oldu. Bir de boğazın en dar yeri Kilitbahir Kalesi Geri Model Yarımadası'nda Çanakkale tarafında bir kale var. O boğazın en dar Bölgesinden geçiş o kadar kolay değildi. Ve boğazın her iki yakasından top atışları da geçmek ve onları geçseler mayınları aşmak o kadar kolay değildi. o dönemde boğazları zorlayarak geçebileceklerini düşünüyorlardı. Bir kent plansızlıkları da vardı. Bunu bir ay içerisinde göreceklerdi. Çünkü bir ay denediler boğazdan geçmeyi 19 Şubat'tan 18 Mart'a kadar. Mesela özellikle Sebülbahir bölgesinde, Erzurum tabyaları bölgesinde ya da Anamur tarafındaki Kumkale ve Orhaniye tabyaları denizden yapılan saldırılarla darbe edilecek ama boğazı en dar yerinden geçiş mümkün olmayacaktı. Nusret Mayın gemisi Tarsus yakınlarında. Çanakkale Deniz Savaşları'nın kahramanı ve o dönemde denizi ortasına döşediği mayınlarla bazı İngiliz Fransız gemilerinin batırılmasına ve boğazın dibine batmasına neden olacak olan mayınlara döşeyecek olan gemiydi.  Seyit Onbaşı'yı da analım. Gerçekten Osmanlı Devleti'nin, Osmanlı topçularının verdiği mücadele kıymetliydi, önemliydi. Boğaz'ın her iki yakasındaki tabyalardan, Almanlardan aldığımız o büyük topları atarak denizin ortasına doğru, boğaza doğru boğazın güvenliği sağlanmaya çalışıldı. Boğaz'ın geniş olduğu bölgelerde mayınlar döşeyerek önlemler alınacaktı. Seyit Onbaşı'da o dönemde kendi kilosundan daha fazla ağırlıkta kilo kaldıracak kadar bir bir azmi ortaya koyacak, bir inancı ortaya koyacak, mekanizması bozulmuş bir topu yerine yerleştirebilecekti. O dönemde İngiliz ve Fransız donanmasına mensup gemiler Çanakkale Boğazı'ndan geçebilmek için başlattıkları bu harekatı 18 Mart günü sonlandırmak zorunda kaldılar. Çünkü birçoğu geçemediler. Birçok kayıp kayıplar verdiler. Birçok gemilerini kaybettiler. Dolayısıyla şuna karar verdiler. Karaya asker çıkarmadan en azından Boğazın bir yakasını asker çıkarmadan Boğazı geçemeyeceklerini anlayacaklardı. Ve 18 Mart günü geriye çekildiler İtilaf Devletleri. 18 Mart bugün yılın dönümünü andığımız 18 Mart Deniz Zaferi bu çerçevede bu bir aylık savunma gerçekten yenilmez denilen İtilaf Devletleri'nin donanmasına ve İngiliz yenilmez armada denilen İngiliz donanmasına yenilgiyi tattıracaktı. Bu anlamda Türk topçularını Türk denizcilerini saygıyla anmak gerekiyor. Tarihe geçen önemli bir başarıya imza attılar. Ama İtilaf devletleri durmadı.”

KARA SAVAŞLARI VE MUSTAFA KEMAL’İN YÜKSELİŞİ

“İtilaf devletleri kara harekatı yapmaları gerektiğini düşündük. Yapacaklardı da 18 Mart'ta çekildiler ama 25 Nisan sabahı sabah 5 sularında Gelibolu Yarımadası'na bir askeri çıkarma gerçekleştireceklerdi. Ve Gelibolu Yarımadası'na başlattıkları bu askeri çıkarma 1916 Ocak'ına kadar sürecekti. Özellikle Gelibolu Yarımadası'nın o dağlık coğrafyasını düşündüğümüzde coğrafyayı da çok bilmedikleri de ortaya çıkıyor. Conkbayırı bölgesi, Sedülbahir bölgesi özellikle askeri çıkarma yaptıkları bölgelerdi o dönemde. Ve Mustafa Kemal Paşa ve e o dönemde cephedeki birçok komutanımız önemli bir savunma mücadelesi vereceklerdi.” şeklinde konuşan Yalçın, “İşte Anafartalar bölgesinde Kireçtepe bölgesinde bir ölüm kalım mücadelesi verilecekti kara savaşları sürecinde. İtilaf devletleri en önemli çıkarmasını bir yarımadanın ucundaki Sedülbayir bölgesinden yaptı. yarımadayı ele geçirmek istiyorlardı. İkincisini de Anafartalar, Çongbayırı, Kocaçişmen, Arıburnu bölgesinden Ama az önce söylediğim gibi çok dağlık bir yarımada olduğu için ve denizin kıyısından dağlar başladığı için özellikle Türkler açısından koruması daha kolay idi. Zemin coğrafya açısından baktığımızda İtilaf Devletleri'nin bu zor coğrafyayı çok bilmediklerini, bu zor coğrafyaya sömürgelerinden geçirdikleri ve Anzac adı verilen Avustralya'lı Yeni Zelanda'lı askerlerini çıkararak burada çok ciddi kayıplar verdiklerini görüyoruz. Biz 253.000 şehit vererek bu bölgeyi koruduk. Bir o kadar onlar da aynı şekilde kayıplar vereceklerdi. Dolayısıyla da Dünya Savaş tarihinin böyle daracık bir yarımadada çok kısa bir sürede bu kadar fazla insanın yaşamını yitirmesi anlamında en önemli savaşlarından birisiydi.  Yine ve özellikle İngiliz ve Fransız subayları vardı ama İngiliz ve Fransız askerleri pek yoktu. Yani her düzeyde ve daha çok halk düzeyinde. Dolayısıyla da Avustralya ve Yeni Zelanda'dan gelmiş olan askerleri sömürgelerinden getirdikleri askerleri buralara çıkardılar ve buralarda hayatlarını kaybettiler. neden oldular. Ve özellikle Avustralya ve Yeni Zelanda'da milliyetçiliğin ve milli kimliğin yükselmesinde de etkili Günümüzde bu durum. Günümüzde her yıl işte şafak ayini yapıyorlar Gelibolu Yarımadası'nda. 25 Nisan sabahı özellikle kayıplarını anıyorlar.” dedi.

SAVAŞIN KAHRAMANLARI ANILDI

Sunumun savaşın önde gelen kahramanlarını da unutmayan Yalçın: “Üç önemli ismi öne çıkaracağım burada. Birincisi Deniz Savaşları'ndaki Cevat Paşa'yı anmak lazım. Gerçekten çok önemli. Çanakkale Müstahkem Devlet Komutanlığı bu 18 Mart Kahramanı Cevat Paşa Nusret Mayın Gemisi'ni ve bölgedeki deniz savunmasını yöneten komutandı. Yine Mustafa Kemal Paşa kahramanlaştı bu cephede. Önemli bir inisiyatif aldı. Önemli mücadelelere komutanlık etti. Dolayısıyla gelecekte Kurtuluş Savaşımızın lideri olacak olan bu subay kariyerinde önemli başarılarını Çanakkale'de elde edecek ve ismi öne çıkacak basında haber olacak komutanlığı ve başarılarıyla. Yine Esat Paşa'yı da analım. O da 3. Kolordu ve Arap Burgu Kuzey Grubu Komutanı olarak bölgede ve önemli bir liderlik üstlendi. Yine diğer subaylarımız, adını almadığımız birçok subayımız bu cephede yer aldı. Çanakkale Cephesi dediğimiz gibi çok ciddi kayıpların verildiği bir cephe, bir kara savaşları mücadelesiydi. Ve mevziler arasında o kadar kısaydı ki ve insanlar savaştan sıkılmışlar. Ağır bir kan kokusu genzi yakan bir kan kokusu ile savaşıyorlardı o bölgede ve hatta İşte zaman zaman sigara, konserve bile atmışlar bu can sıkıntısı içerisinde. Hatta zaman zaman ateşkesler yapmışlar. Ölülerini almışlar, defnetmişler. Ardından tekrar savaşa başlamışlar. Bu şekilde savaşa ara vermeler de olmuş. 1. Dünya Savaşı'nda Çanakkale Cephesi bu anlamda hem İtilaf devletleri hem Osmanlı Devleti açısından çok önemli ve İtilaf Devletleri savaşı kaybederek savaşın kısa sürede bitmesini sağlayamadılar. Dolayısıyla savaş eğer Çanakkale Cephesini İngilizler kazansalardı savaş dört yılı bulmayabilirdi. Daha erken sonlanabilirdi. Bizim açımızdan önemli sonucu bu. Osmanlı Devleti savaştan düşmedi. Çok önemli bir başarı ortaya koydu. Bu başarının sonrasında da Çanakkale geçilmez söylemini dünyaya, vurguladık. İtilaf Devletleri tarafından Rusya'ya yapılmak istenen yardım yapılamadı. Sonuç Rusya'da bir devrimin gündeme gelmesiydi.” ifadelerini kullandı.

ÇANAKKALE’NİN SONUÇLARI: TARİHİN AKIŞI DEĞİŞTİ

Çanakkale zaferinin dünyadaki etkilerine de değinen Yalçın: “2 yıl içerisinde Rusya'da bir rejim değişikliği gündeme gelecekti. Bolşevik devrimi dediğimiz ya da Lenin öncülüğündeki sosyalist yönetimin gündeme gelişi. Bu sonrasında bizim Kurtuluş Savaşı'nda Türk-Rus yakınlaşması açısından düşündüğümüzde de hayırlı bir gelişme diyebiliriz. I. Dünya Savaşı'nın süresi uzadı. Alman yardımları Osmanlı Devleti'nin bu savaşta ayakta kalmasında önemli bir etkendi. Bulgaristan savaşa girdi. Osmanlı Devleti'nin yanında, Almanya'nın yanında ve Mustafa Kemal'in askeri dehasının öne çıkması ve Kurtuluş Savaşına bir ilham kaynağı olması anlamında da önemliydi. Yani Türkler Çanakkale'de başardık. Yine başarırız yaklaşımını ortaya koyacaklardı. Balkan Savaşı'nın o ağır mahcubiyetini açtık, geride bıraktık diyebiliriz Çanakkale Savaşı'nda birlikte ve Anadolu halkı bir ölüm kalım mücadelesiyle İstanbul'u korumak için İstanbul'un önünde Çanakkale'de çok ciddi bir mücadele ortaya koyup bunu başaracak. Evet yine bakın savaşın sonunda I. Dünya Savaşı 1918'de bitti ama savaşın sonunda Anadolu coğrafyası bir savaş sonrasında elde edilecek Lozan'la birlikte Türkiye'nin bağımsızlığı sağlanacaktır.  Yine 1960'lı yıllarda bütün şehitlerimizin anısına Geliolu Yarımadası'nın en ucundaki Sedülbahir Bölgesi'ne tarihi abide dikildi o dönemde. Ve tüm şehitlerimizin yaşatmak adına bu abide boğazdan geçen tüm gemileri selamlıyor arkadaşlar ve Yeni Bolu Yarımadası'nda bu anlamda. Anzak mezarlıkları, Avusturya ve Yeni Zelanda'da mezarlıkları da var. Yine boğazın sırtında yine gemilerin boğazdan geçen gemilerin görebileceği ve Çanakkale tarafındaki insanların götürebileceği şekilde boğazın duvarı dağın duvarına nakşedilmiş dur yolcu bilmeden gelip bastığın bu toprak bir devrin battığı yerdir diyor. Gerçekten de ölüm kalım mücadelesi verildi. Son olarak şunu söyleyeyim. Mustafa Kemal Paşa daha sonrasında ilerleyen yıllarda Avustralya ve Yeni Zelanda'lı annelere bir mektup yazdı.” şeklinde konuştu.

Konuşmanın ardından program, Çanakkale türkülerimiz ve müzik dinletisi ile devam etti. Flütist ve koro şefi Cansu Daloğlu Aytaç ile bağlamada Aziz Van Aytaç sahne aldı. Ardından Ali Diyaroğlu, Ali Yedigöz ve Mete Yıldız yazıları ve şiirleri ile sahne alarak geceye anlam kattı.


Yorum Ekle comment Yorumlar (0)



 



ANASAYFA
MASAÜSTÜ GÖRÜNÜM
HABER ARŞİVİ


KÜNYE


İLETİŞİM

mersinhakimiyet.com © Copyright 2026 Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak gösterilemeden
yayınlanamaz, kopyalanamaz, kullanılamaz.


URA MEDYA