image Yaşar ÖZTÜRK
“İNSANI SEVMEKLE BAŞLAYACAK HER ŞEY...”



Yazı Tarihi : 3.03.2026
 E-Mail :

 

Masadan gazeteyi alıp okuyan siyasal mücadele vermiş “68, 78” günlerini yaşamış emekli abimiz “Güzel, kalemine sağlık. Sınıfsal ve siyasal temel çok önemli. Bundan yoksun. Yumuşak olmuş” dedi. Sendikacı, dernekçi abimiz hemen atıldı. “Böyle diyorsun ama sen de yumuşak eleştiriyorsun.” Emekli abimiz “Ne diyeyim?”deyince anında yanıt geldi “Erkeksen siyasi bir yazı yaz!” desene.”

Ortalık buz kesti. Bütün gözler üzerimde. Yumuşak yazı yazanın ortamı da yumuşatması gerekir diye düşündüm. “Yazarım” dedim. O andayanı başımızda “feminist” ablamızın olduğunu fark ettik. “Ne demek erkeksen? Yine kadınları aşağılıyorsunuz?”

Ortam yeniden elektriklendi. Bu sırada Fıstıkçı Hulusi abi eşime, kızıma gezip gördüğü yerleri, ABD’de 11 Eylül’de saldırıya uğrayıp yıkılan binalardan, önlerinden geçen uçakların içindeki yolcuları gördüğünü anlatıyor. Soruyor: “Geçen yıl nerelere tatile gittiniz?” Eşim “Ne tatili, 6 yıldır denize bile gidemedik!” deyince üzülen Hulusi abi bu kez öğüt ve taktikler veriyor: “Kızım sen arada sırada kasadan para tırtıkla, bir kenara koy. Biriktir. Tatile gidin. Ilgaz Dağlarına gidin.” Eşim “Kasada para yok ki tırtıklayalım” deyince Hulusi abi de “Bende de yok!”

Bir kahkaha fırtınası kopuyor. Bu konuşma kara bulutları şimşekleri dağıtıyor. Sonra bir sessizlik çöktü. Herkes önüne döndü. İç sesleriyle konuşuyor. İyi ki cep telefonu var. Emzik gibi bizi susturuyor. Aslında bu suskunluk iyi bir durum belirtisi değil. Herkes taş toplayıp ceplerine doldurma telaşı içinde. Birazdan cepteki taşlar savrulacak. Eteklerdeki taşı dökmeye kimsenin niyeti yok. Bir kıvılcım bekleniyor. Çay, finger bisküvi dağıtarak verilen arayı uzatmak istiyorum.

“Guten Morgen!” diye bir ses üzerine, herkes yola bakıyor. Güler yüzlü Almancı abimiz. Sağ olsun,ezberleme yeteneğimin zayıflığına katlanarak bana Almanca öğretiyor. “Buyur gel, çay iç!” diyorum. O da her zamanki gibi “İşim çok” diyor. Uzaktan avukat Rıza görünüyor. Kitap, gazete, dergi, dava, dosya, film, bilirkişilik kurdu Rıza karşıdan karşıya geçmeden ortamı seziyor. El sallayarak geçiyor.

Kedilerin koşuşturması, kendilerini sevdirecek birini bulma arayışına Hulusi abinin köpeği Dobi de katılıyor. “Dobi Hulusi abiyi günde beş kilo metre yürütüyor…” diye başladı ama sözümü tamamlamadan dernekçi sendikacı abim “Pişmiş aşa su katma! Konuyu dağıtma, kaynatma!” dedi. “Yüreğin yetiyorsa siyasi bir yazı yaz!” “Söz yazacağım” deyip konuyu kapatmaya çalışmamın yetersizliğini biliyorum. Asitli bir ortam. Bir araba durdu. “Halep oradaysa arşın burada” diyen Rifat (Karaduman) abim geldi. Ortamı nötralize eden “baz” gibi oldu. Konu siyasetten Silifke’ye döndü.

Necdet Canaran’ı aradım. “Siyasi bir yazı yazacağım.” Necdet her zamanki hoşgörüsüyle “Ne istersen yaz. Biz kimseye bunu yaz, şunu yazma demedik! Gazetemizin adı “Hakimiyet.” “Hâkimiyet kayıtsız koşulsuz milletindir.” O milletin sesi olan da basındır.

*

Arapça kökenli “Siyaset”, “seyislik, at bakıcılığı” anlamına geliyor. Zamanla “yönetme, yönetim” anlamı kazanmış. Eş anlamlı olan “Politika” ise Yunanca kökenli bir sözcük. “Polis” kent yani devlet. “Polities” yurttaş, yönetilen. “Politikos” : Yurttaşa-devlete ve onun yönetimine ilişkin demek. “Polis” (kent) ve “tehni”(sanat/zanaat) sözcüklerinden oluşan politika kent/devlet yönetme sanatı anlamına geliyor. Meydan-ı siyaset, siyasetgâh yani  siyaset meydanı demek. Siyasi faaliyetlerin yürütüldüğü alan anlamına gelse de yakın zamana kadar “İdam cezalarının uygulandığı meydan” demekti. Sözcüklerin zaman içindeki yolculuğu insanı kimi zaman şaşırtıyor. Örneğin çok sık kullanılan bir sözcük olan “Protokol” Yunanistan’da halk arasında farklı anlamda kullanıldığını Yunan eniştemizden öğrendim. Canbazlı köyünden engelli “Polis Nuri”nin annesi kocasına kızıp köyün açığında taştan örüp üstünü çalı ile örtüğü kendi sığınağında yiyecek, içecek götürdüğümüzde kocasının artık ona kötü davranmayacağını söylediğimizde bize “Bana politika yapmayın! O adam değişmez!” dedi. Ona ve çevredekilere “politika yapma” derken ne kastetti diye sorduğumda “yalan söyleme!” diyor/um yanıtı geldi.

Her neyse. İşte benim siyasi yazım. Siyaset ve Politika ile temizlikten, düzeltmekten söz ediliyorsa Avrupa’ya giderken Silifke’de Celal Taşkıran’ın konuğu olan yıllar sonra ülkesine döndüğünde büyük bir basın yöneticisi olan Hintli gazetecinin işaret ettiği dünya öğretmeni sayılan Krishna Murti’den öğrendiğim “Bütün kirlilik zihinde başlıyor. Çözüm de orada.” anlamına gelen kitaplarında, konuşmalarında özetlediğim yorumları.

Almanca öğretmenim içinde bulunduğumuz mahalleden ulaşabildiği her yere küçük el ilanları ile “çöpü çöpe at” diye uğraşıyor. Sigara izmaritlerini yere değil eliyle yerleştirdiği kutulara atması için öğretmenlere seslenip duruyor. İşte en büyük siyasi iş temiz kalmak ve temiz tutmak. Gel gör ki insanın gözünün içine baka baka elindeki çöpü, izmariti, balgamı savuruyorlar. “Aman çocuğum elini sürme, oraya buraya dokunma” diye takıntı, temizlik saplatısına iten aileler çocuklarına okulda, sokakta, yolda ne yazık ki temiz kalmanın alışkanlığını kazandıramıyor. Çünkü evini temiz tutan kimi aliler halılarını, sofralarını alt katlara döküyor.

Yıllarını ABD’de geçiren öğretmen Türkan abla “Japonya’da çocuklar kendi sınıflarını temizliyor. Mıntıka temizliği yaptıktan sonra okula gelip eve dönüyorlar. Çöpünü benim bahçeme bilerek ya da bilmeyerek atarak kurtulduklarını sananlar ya da düşünenler o çöpün, atığın dönüp dolaşıp onları bulacağını bilmiyorlar…”

“Herkes kapısının önünü süpürürse, kent temiz olur” sözünden yola çıkarsak “kafalardaki kirliliği, ön yargıyı, kini, nefreti, bencilliği…” temizlersek insanlık, dünya, doğa güzelleşecek.

Zülfü Livaneli “Ada” albümünde sesleniyor insanlığa: “Dünyayı güzellik kurtaracak/

Bir insanı sevmekle başlayacak her şey.”

Köklerden yapraklara doğru yeşerecek dünya. Çift taraflı boz-yap’ın önü dünya, arkası insan resmi barındırıyordu. İrili ufaklı dünya haritasını düzenlemenin en kısa ve güvenilir yolu insanı düzeltmek olduğunu fark edeceğiz. Çünkü şu an gidecek başka dünya yok!


  YORUM YAZ
 
Adınız Soyadınız
 
Yorumunuz
 
 
 
  SOSYAL MEDYA
 
 
  GAZETEMİZ
 
 
  BASIN İLAN
 
 
  HAVA DURUMU
 
 
  FACEBOOK
 

 
 
 


 

Siteden yararlanırken yayın politikamızı okumanızı tavsiye ederiz. mersinhakimiyet.com © Copyright 2019-2026 Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kopyalanamaz, kullanılamaz. mersinhakimiyet.com basın ve yayın meslek ilkelerine uyar.

URA MEDYA