Mersin iskelesine uğrayan gemiler sadece tacirlerin emtialarını taşımıyordu.
Karaya ayak basanlar ve gemiye binenler arasında askerler, mübadiller yaşlılar, kadınlar ve çocuklar da vardı. Mısır’dan, Beyrut’tan, Kırım’dan, Selanik’ten ve Girit’ten Anadolu’ya gelen çok sayıda insan için Mersin iskelesi bir umut kapısıydı.
3 Mart 1861 tarihinde “Kırım muhacirlerinden Mersin’de bulunanların topluca yerleştirilmelerine” karar verildi.
Türkiye’ye muhacir getiren gemiler için indirme iskelelerinden biri de Mersin’di.
Mersin İskelesinin yanında bir karantina ve bir misafirhane oluşturulmuştu. Mersin’e gelen mübadiller iskeleden karaya çıkarıldıktan sonra burada ilk sağlık kontrolleri yapılıyor; karantinadan çıkanlar doktor gözetiminde Hilâl-i Ahmer’e ait kamyonlarla veya kiralık arabalarla misafirhaneye götürülüyordu. Mersin onlar için güvenli bir limandı. Güvenli liman geminin güvenli şekilde limana ulaşıp geri dönebildiği limandır.
“Mersin’e Suriye’nin Lazkiye ve Trablusşam bölgelerinden gelen Araplar ve tarım işçileri, Lazkiye mahallesini oluşturdular. Denizcilik ve taşımacılıktan başka, bir bölümü de çiftçilik ve bahçecilik yaparak yörenin tarımsal gelişiminde etkili oldular. Kiremit, tuğla yapımıyla uğraşanların oturduğu mahalleye “Kiremithane”, Bahçecilikle uğraşanların oturduğu mahalleye “Bahçe Mahallesi” adı verildi. Huğ çardaklarda oturdukları için bu mahallere o yıllarda ‘Çardak Mahallesi” de denmiştir. Levanten ailelerin oturduğu semte ise “Frenk Mahallesi” deniliyordu.”
Göçlerle birlikte Mersin’in nüfusu giderek artıyordu, medrese ve imamlık hizmetlerini görmek üzere Mersin’e davet edilen “Müftüzadeler” Efrenk Deresi’nin doğusunda yerleşmişlerdi. Önceleri “Medrese Mahallesi” denilen mahalle, o yıllarda yapılan Müftü Camisi ve Müftü Köprüsü nedeniyle Müftü Mahallesi daha sonra Hamidiye Mahallesi olarak anıldı.
Balkan harbi göçmenleri için Mersin’de evler inşa edilmişti. “Mersin’de toplanan ve buradan sevk edilen göçmenlerden bir bölümü Mersin’de kalarak yerleşmişlerdir.”(İkdam. 11. Kanunevvel. 1913)
Acılar henüz tazeydi, yüz binlerce Müslüman korku ve endişe içinde doğdukları toprakları terk ederek Anadolu’ya sığındı. “Suyun öte yanı” onlar için güvenliydi. Yunanistan’dan gelecek olan Müslüman göçmenler Anadolu’nun çeşitli bölgelerine, bir kısmı da Adana Vilayeti civarına yerleştirildiler. Demirhisar (Selanik) mübadillerinin çoğunluğu Adana ve Mersin illerine iskân edildiler. Mersin kent merkezinin 15 kilometre kuzeydoğusundaki bir köye yerleştirildiler ve bu köye Demirhisaradı verildi.
Adana Vilayetinde göçmenler için Şarkiyye, Şevkiye, İmraniye, İcadiye, Muhacirköy, Hebilli, İhsaniye, Melemez, Şükraniye ve Reşadiye olmak üzere toplam on köyün inşa edildiği kayıtlarda mevcuttur. Lozan Antlaşması uyarınca Yunanistan’dan getirilen Müslüman göçmenler, ağırlıklı olarak Türk gemileriyle taşındılar.
Ancak bir sorun vardı; Türkiye’ye indirme iskelelerine indirildikten sonra Mersin’de göçmenler arasında veba görülmüştü. 14 Haziran 1924 tarihli İleri gazetesi haberi şu şekilde vermekteydi:
“Mersin’e gönderilen muhacirler arasında veba: Geçen Pazar ertesi günü Mersin’e İstanbul vapuruyla 2993 ve Rize vapuruyla 866; Silifke Taşucu’na da 614 muhacir çıkarılmıştı. Muhacirlerin ezici çoğunluğu Kozanalı’dır. Muhacirler Mersin’e gelmişlerdir. Urla ile Mersin arasındaki vapur yolculuğu pek fena şartlar içinde geçmiştir. Vapurda tabip bulundurmak ve sağlık önlemleri almak gibi şeyler hatırdan geçtiği için hamilelikleri esnasında dört kadın vefat etmiş, değişik hastalıklardan da sekiz kişi ölmüştür. Yeni Adana’nın yazdığına göre vapurda doğan çocuklardan yalnız birisi sağ kalmış, muhacirler Urla’daki memurların kayıtsızlığından çok şikâyetçidirler. Mersin’e çıkan muhacirler yakında Kayseri ve Niğde havalisine sevk olunacaklardır”.
1941 yılına gelindiğinde, Almanların Balkanlara inmesi üzerine Mersin’de bulunan 23. Alay Trakya cephesine sevk edildi. Heybeliada’daki Deniz Harp Okulu ve Lisesi 23 Mayıs 1941’de, Deniz Gedikli Erbaş Okulu ise 26 Mayıs 1941 tarihinde güvenli bölge olarak tespit edilen Mersin’e nakledildi.
1951 yılında Bulgaristan’dan gelen ve çeşitli illere yerleştirilen göçmenlerden Mersin’e getirilenler için bir mahalle oluşturuldu ve bu mahalleye Göçmen mahallesi adı verildi.
Mersin nüfusunun gelişmesi kısa bir dönemde olmamıştır. Mersin nüfusunun yapısındaki değişiklikler uzun bir sürecin sonucudur. Mersin’in kuruluşundan buyana güvenli bir liman olarak görülen Mersin’e çok çeşitli nedenlerle göçler olmuştur.Bu göçler neticesinde Mersin mahalleleri oluştu.
Mersin insanlar için yerleşmeye uygun ve güvenli bir coğrafi konuma sahipti ve bu özelliğini günümüzde de korumaya devam etmektedir.