Okullarda denetim eksikliğine dikkat çektiğim önceki yazımın ardından, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin tarafından açıklanan 7 maddelik yeni güvenlik önlemleri kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Bazı kesimler bu adımları umut verici bulurken, bazı kesimler ise uygulamanın sahaya ne ölçüde yansıyacağı konusunda temkinli. Türkiye’de çoğu zaman iyi niyetle hazırlanan projelerin uygulama aşamasında aksadığını gördüğümüz için bu temkinli yaklaşımı da yersiz bulmak zor.
***
Özellikle siber güvenlik ve yapay zekâ başlıklarının bu önlemler arasında yer alması, çağın gerekliliklerine uyum açısından önemli bir adım. Artık tehditler sadece okul kapısında değil; öğrencilerin cebindeki telefonlarda, sosyal medya platformlarında ve dijital oyunlarda da karşımıza çıkıyor. Bu nedenle güvenlik anlayışının sadece fiziki tedbirlerle sınırlı kalmayıp dijital dünyayı da kapsaması gerekiyor.
***
Ancak mesele yalnızca yeni maddeler açıklamakla bitmiyor. Asıl mesele, bu kararların sınıfın içine, okul koridorlarına, öğretmen-öğrenci ilişkisine kadar inebilmesi. Yerelde baktığımızda, Mersin’de birçok okulda güvenlik görevlisi eksikliği, rehberlik hizmetlerinin yetersizliği ve okul çevrelerinin kontrolsüzlüğü hâlâ ciddi bir sorun olarak karşımızda duruyor. Bu tablo değişmeden açıklanan her yeni madde, kâğıt üzerinde kalma riski taşıyor.
***
Velilere de bu noktada önemli görevler düşüyor. Güvenli okul sadece devletin alacağı önlemlerle değil, ailelerin bilinçli yaklaşımıyla mümkün olabilir. Çocukların dijital dünyadaki hareketlerini takip etmek, iletişimi güçlü tutmak ve okul ile iş birliği içinde olmak bu sürecin tamamlayıcı unsurlarıdır.
***
Sonuç olarak, açıklanan önlemler doğru yönde atılmış adımlar. Ancak başarı, bu adımların ne kadar hızlı, ne kadar kararlı ve ne kadar eşit bir şekilde uygulandığıyla ölçülecek. Yeni dönemde alınan bu kararların Türkiye genelinde olduğu gibi Mersin’de de eksiksiz hayata geçirilmesi en büyük temennimiz. Çünkü mesele sadece güvenlik değil, çocuklarımızın geleceği.