Anneler Günü’nü geride bıraktık…
Ama bazı duygular vardır ki; ne bir güne sığar ne de birkaç cümleyle anlatılabilir. Annelik de tam olarak böyle bir şey.
Bu satırları, yıllar sonra dönüp okuduğunda belki çocukluğunu hatırlarsın diye sana yazıyorum Asel Mila…
Çünkü insan bazı duyguları yaşarken değil, üzerinden zaman geçince daha iyi anlıyor.
Seni ilk kucağıma aldığım günü dün gibi hatırlıyorum. O küçücük ellerin, gözlerindeki masumiyet ve bana ilk bakışın… İşte o an, hayatın aslında ne kadar kıymetli olduğunu yeniden öğrendim. O güne kadar birçok şeyi önemli sanmışım. Meğer insanın kalbinin gerçek anlamda atması, bir “anne” diye başlamasıymış.
Sonra günler geçti…
Uykusuz geceler, telaşlar, ilk adımların, ilk kelimelerin…
Bir yandan “Ne zaman büyüyecek?” diye düşünürken, bugün dönüp o günleri özlediğimi fark ediyorum. Çünkü annelik biraz da zamanın nasıl geçtiğine şaşırmak demekmiş.
Şimdi seni izlerken bazen sessizce düşünüyorum…
Bir gün büyüyeceksin. Kendi kararlarını verecek, kendi yolunu çizeceksin. Belki ben yine uzaktan seni izleyip aynı heyecanı yaşayacağım. Ama bilmeni istediğim tek bir şey var kızım; hayat seni nereye götürürse götürsün, annenin kalbindeki yerin hiç değişmeyecek.
Sen bana sadece “anne” olmayı öğretmedin…
Sabretmeyi, korkmamayı, güçlü kalmayı, bazen küçücük bir gülüşle dünyanın en mutlu insanı olmayı da öğrettin.
İnsan hayatta birçok şeye sahip olabilir ama evladının başını omzuna koyduğu bir anın huzurunu hiçbir şey veremezmiş. Bunu seninle öğrendim.
Bir gün bu satırları okursan şunu unutma Asel Mila:
Bu hayatta attığım en güzel adım, senin annene dönüşmek oldu.