Düne kadar "sakin güç", "Anadolu’nun Kemal’i", "dürüstlüğün, adaletin ve hakkın temsilcisi" denilen; 13 yıl boyunca gece gündüz, kar kış demeden, suikast girişimlerine, terör saldırılarına ve linç girişimlerine göğüs geren Büyük Lider Sayın Kılıçdaroğlu...
Cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde yaşanan ihanetler ve ayak oyunları yüzünden seçim kaybedildi. Daha düne kadar kendisine "baba", "dede" diyerek gözyaşı dökenler, bir anda arkalarını dönüp "13 seçim kaybetti" diyerek "değişim" naraları atmaya başladılar. Kurultay kararı alındı ve seçime gidildi.
Hak, hukuk ve adaletin savunucusu olan Kılıçdaroğlu, herkesi kendisi gibi dürüst sandı. Oysa arkada oyun içinde oyunlar, paralar, Eurolar, telefonlar ve çıkar ilişkileri dönüyordu. Sonunda "harç bitti, yapı paydos" misali kendi içlerinde mahkemelik oldular. Hukuk devreye girdi; araştırıldı, soruşturuldu ve her şey gün yüzüne çıktı. 38. Kurultay için iptal (mutlan butlan) kararı gündeme geldi.
Fakat bu süreçte hiçbir dahli, başvurusu veya dilekçesi olmayan Sayın Kılıçdaroğlu’na gözler çevrildi. "Kararı kabul etme ama gerekirse partiye kayyum atansın" deniyor. Allah sizlere akıl fikir versin!
Peki, 103 yıllık Cumhuriyeti kuran, savaşlar kazanan Kuvayı Milliye’nin kalesi CHP’nin belediyelerinde ve yöneticilerinde son 2-3 yılda ortaya çıkan iddialar ve suçlamalar yargıya yansıdığında neredeydiniz? Neden bugün Sayın Kılıçdaroğlu’na gösterdiğiniz tepkinin binde birini o iddialara göstermediniz? Demek ki sizler de neye, niçin tepki gösterdiğinizin farkında değilsiniz.
Eğer partimizin kuruluş kodlarına dönmesini istiyorsak, temiz siyaset özlemi duyuyorsak ve gerçekten "Hak, Hukuk, Adalet" diyorsak; yeniden Sayın Kılıçdaroğlu demeliyiz!